Kolombiya’da barış

Dünyanın Sokakları

Kolombiya’da barış inşası yürüyor. FARC-EP gerillası ile Santos hükümeti arasında imzalanan barış, referandumdan daha doğrusu teknik adıyla ‘Plebisit’ten ‘hayır’ çıkmasına rağmen, iki tarafında kararlı tutumuyla, yenilenerek yürümeye devam ediyor. Aslında zaten uluslararası bir nitelik taşıyan ve referandum sonucunun hukuksal olarak değiştiremeyeceği bu anlaşma, moral olarak yara da alsa ilerliyor. ‘Barış’ inşasında ortaya çıkan temel sorunların içinde referandum sonucu dışarıya yansıyan sadece bir bölüm. Bu sonucun nedenlerini daha önceki yazılarımda anlattığım için çok fazla girmeyeceğim ama daha önce yaptığım ‘Savaş sadece insanları değil, umutları da öldürüyor.’ Tanımımı hatırlatmadan geçemiyorum.

Sözünü ettiğim bu daha büyük sorunların başında gelen, zaten bu umudun imha edilişini de en büyük payı olan paramiliter güçlerin- Özel hareket birimlerinin işledikleri cinayetlerdi. Bu cinayetler şimdi ara vermeksizin devam etmesi. Sadece referandum gününde bile 17 kişi paramiliterler tarafından öldürülmüştü. Daha sonra da her geçen gün gerillalardan, sivillere özellikle ekolojik mücadele sürdüren yerel liderlere, baraj ve madenlere karşı direnenlere karşı saldırılar oldukça kanlı bir şekilde sürüyor. Bu saldırlardan barışı savunanlar da payını alıyor. Kolombiya’da ‘geleneksel’ hikaye, yani kaçırmalar ve öldürmeler devam ediyor.

FARC-EP bu saldırılara karşı oldukça tutarlı bir şekilde ateşkesi koruyor ve hatta hem kendi çevrelerinde, hem halk arasında bu durumdan rahatsız olanların sayısının artmasına rağmen. Ancak bu sessiz kalmaları –size bir şey hatırlatıyor mu bilmiyorum- hiçbir şey yapmamaları manasına gelmiyor. Barış anlaşmasının en güçlü yanı, anlaşmada kabul edilen 3 milyon hektar toprağın halka dağıtılması, toprak reformu için her bölgede toplantılara ve örgütlenmelere başladı. Halk toplantıları ile bütün Kolombiya’da topraksızların taleplerini dinleyen, daha da önemlisi bunu örgütleyen, toprak reformuna müsait toprakları tespit eden ve şimdiden üretimi de örgütlemeye amaçlayan bir çalışma bu.

Sözünü ettiğim saldırılar, cezaevlerindeki kötü koşullar, tutsaklara karşı süren işkence, sendikal mücadeleye, özellikle ekolojik direnişe karşı baskılar devam ederken ancak bu örgütlenmeler ile barış soluk alabiliyor ama şimdilik.  

Oligarşinin ve toprak eşitsizliğinin inanılmaz boyutlarda olduğu Kolombiya’da, barış bu örgütlenmelerle kendisini yaratabilecek mi acaba? 

Toprak reformu yani toprağın demokratikleştirilmesi Kolombiya’yı demokratikleştirebilecek mi?