Kolombiya’da politik inisiyatif

Geçen hafta, bütün dünyanın ana gündemi ve bizim topraklarımızda ise barış yanlılarının gündemi, Kolombiya FARC-EP gerillası ile Kolombiya devleti arasında imzalanan barış anlaşması ve nihayetinde halk oylamasında çıkan ‘Hayır’ oyu ve sonuçlarıydı. Öncelikle içinden, doğrudan izlediğim ve bütün herkesin bizden takip ettiği bu süreci, röportajları, yazıları ve haberleri sizin de okumuş olduğunuzu kabul ederek başlıyorum. Böylece bir tekrara girmekten kaçınıp, daha ayrıntılı bir konu da tartışarak devam etmek istiyorum.
FARC-EP’nin, Ulusal gerilla konferansında, FARC-EP genel sekreterlerinden Ricardo Tellez’le yaptığımız görüşmeden bir bölüm üzerine benim söylemek istediklerim. (Müzakere henüz yeni başladığında da Havana’da görüştüğümüz FARC barış delegelerinden ve komutanlarından biri olan Ricardo Tellez ile bu röportajlar Y.Özgür Politika’da yayınlanmıştı. )
-Siz barış sürecini nasıl örgütlediniz? Bu bizi çok ilgilendiriyor. Mesela uluslar arası diplomasiyi nasıl örgütlediniz? Başka ülkelerin bu sürece katılması önemliydi değil mi?
-Burada soru öncelikle savaş ‘Nasıl sona erdiğidir?’ Bunun nedeni, bir gücün, diğer güç üstünde askeri olarak üstünlük kuramamasıdır. Bir pat durumu vardı. Mümkün olan tek şey ise, karşılıklı bir diyalog oluşturmaktı. Bu durum karşısında uluslararası dostlarla birlikte harekete geçtik. Silahlı güçlerimizle de birleşik koordinasyonla hareket ettik. Çünkü FARC’la diyalog sırasında, hükümet ateşkesi kabul etmedi. Biz görüşmeleri, bombalar, askeri saldırılar, baskılar altında yaptık ama bu durumda biz 5-6 kez ateşkes ilan ederek, bir anda Kolombiya hükümetinin elinden politik inisiyatifi aldık. Böylece hükümetin bizim politikamızı bozmasına, savaşın devamına engel olduk. Birçok zaman ateşkes ilan ederek, silahsız güçlerle toplantılar yaparak, uluslararası diplomasiyi kullanarak, büyük bir etki yarattık. Bu, birçok uluslararası yerde, parlamentolarda etki yarattı. Avrupa birliği parlamentosu, Vatikan, Başkan Obama, Latin Amerika ülkelerinin hepsi, halkları, medya, bütün bunların hepsi bu sosyal adalet mücadelesinin haberlerini paylaştılar. Bu hükümetin politikasını değiştirmesini etkiledi. Ne zamanki hükümet savaşa devam etmek istedi. O zaman biz politikayı elimize alarak, ateşkes ilan ettik, silahsız güçlerle toplantılar düzenledik, uluslar arası diplomasiyi harekete geçirdik ve savaşmak isteyenin kim olduğunu teşhir ettik". Diyordu.
Eylem ancak bir etki yarattığında bir politiktir. Bu zamana ve yere göre de değişir. Mesela 1970’lerde devrimci grupların yaptıkları banka soygunları bir politik eylemdir. Kapitalizmin güvenlik simgesi, ‘paranız güvende olsun’ simgesi bankalar, devrimciler tarafından soyulduğunda bu kapitalizmin düşünce alanını etkiler, onu zayıflatır, yenilebileceğini gösterir ama aynı eylem biçimi banka soygunları artık 1980’lere geldiğinde artık politik değildir. Yine aynı guruplar ve hatta aynı kişiler soymuş olsa bile artık toplumsal etkisini kaybettiği için, sadece ve sadece soygundur. Bu yüzden 52 yıllık savaş boyunca silahlı mücadele yürüten FARC-EP gerillasının, müzakere sırasında, herşeye rağmen ısrarla ateşkesi savunması, önceki 52 yılın aksine ve daha doğrusu üstüne, bir politik eylemdir artık. Sadece bununla kalmaz. Bütün bu saldırılara karşı ‘ateşkes’ radikal bir eylemdir hatta. Çünkü ancak bu radikal eylem sürecin politik inisiyatifini Kolombiya devletinden alıp, FARC-EP’ye vermiştir. 
Bu süreci, kamuoyu tarafından iyi tanınan Hollandalı Komutan Tanja, yani Aleksandra ise "Hükümet barış için bir kapı araladı. Biz ona fırsat vermeyerek, kapıya abanarak, barışın kapısını sonuna kadar açtık." Diye tanımlıyordu.
Politik inisiyatif ele alınmadan, barış kapısı aralanabilir mi?