Komplonun şifreleri: Bakûr’da ‘çözüm süreci’, Rojava’da ‘ateşkes’

Faşist Türk devleti, Bakûr’da çözüm süreci adı altında tasfiye planını devreye koymuştu. Bugün de ateşkes adı altında bir komplo yaptı ve Rojava’yı tasfiye planını devreye koydu. AKP-MHP iktidarı salt Bakûr değil tüm Kürdistan’da soykırım uyguluyor. Dünyanın her hangi bir yerinde tek bir Kürt varsa bile onun soykırıma uğramasını, yok olmasını istiyor.

Ancak buradaki fark, ABD’nin dünya emperyalist gücü olmasından öte, Rojavalı güçlerle yaptığı tüm anlaşmaları, Kürt soykırımının üzerini örtmede kullandı. ABD Kürt soykırımının evrenselleşmesi için tasfiye planı uyguladı. Rojava Kürdistan’daki halkımız, emperyalizmin istemi, planı ve ideolojisi doğrultusunda yaşamadığı için, işbirlikçi bir güç haline gelmediği için ABD’nin komplosuna uğradı.

ABD komplocu bir güçtür. Bunu biz Kürtler, 9 Ekim 1998 ile başlayan ve Kürt soykırım günü olan 15 şubat 1999’da Önderliğin esaretiyle tamamlanan süreçten biliyoruz. Önder Apo’nun uluslararası komplo ile esir edilerek Türk devletine teslim edilmesinin organizasyonunu ABD yapmıştı. Böyle bir komployu yapan ABD, Rojava’da tek bir Kürt’ün Apocu ideolojiyle yaşamasına tahammül edemez. Kürtler üzerindeki kültürel soykırım başarılamadığı ve Kürtler işbirlikçileştirilemediği için Rojava’da fiziki soykırım uygulanıyor. Kürtler işbirlikçileştirilemedi. Kapitalist moderniteye teslim olmadı. Soykırım çemberinden kendini kurtararak kendi toplumsallığını kurmanın adımlarını atmaya başladı. Kapitalist modernitenin jandarmalığını üstlenen ABD, Kürtlerin bu kendin olma ısrar ve iddiası, kendi özgür demokratik toplumsallığını yaratma ısrarının bedelini istiyor şimdi. Rojava’ya yapılan Apocu bir halk olmanın bedelini ödetmektir. Rojava halkımız da bunu tarihsel bir direnişle karşılıyor.

Fakat 9 Ekim 1998’den 9 Ekim 2019’a kadar geçen sürece değişen çok şey var. Geçen yirmi yıl boyunca değişmeyen ABD çıkarcılığı, sahtekarlığı, tüccarlığı ve Türk faşizmi, işgalciliği, soykırımcılığıdır.

9 Ekim 1998’de uluslararası komplo başladığında kimi dünya ülkeleri Önder Apo’ya ihanet etmişti. Kimi ülkeler Önderliğe davetler göndermiş ancak Önderlik gittiğinde kabul etmemişti. Kimi ülkeler Önderliğin geçici olarak dahi ülkelerinde kalmasını kabul etmemişti. Kimi ülkeler ABD’ye destek vermiş ve komplo çemberinin daralması için adım atmışlardı. Yine bölge ülkeleri ve yerel işbirlikçi güçler de komploda rol oynamıştı. Kapitalist modernite güçleri tüm dünyaya bir ahtapot gibi hakim olmuşlardı ve halklar bu egemen güçlerin aldığı kararlar karşısında tutum alacak ve kendi kararlarını uygulayacak gücü gösterememişti.

9 Ekim 2019’da ise durum tamamen farklı. Rojava’ya yönelik işgal saldırılarında tüm Kürtler ilk kez tek ses oldular. Tüm Kürtler, Türk faşizminin farkına vardı ve işgalciliğe karşı koyuyor. Dünyanın her yerinden halklar, Kürt halkının yanında direnişte yerini alıyor. Halkların bu birlik ruhu ve direnişi, kendi ülkelerine de baskı yaptı ve tüm dünya ülkeleri Türkiye karşısında tutum aldı. TC gibi faşist bir rejimin dünyanın tüm ülkelerinden her tür silahı aldığı bu süreçte ortaya çıkmış oldu. Çünkü birçok ülke artık silah satmayacağı yönünde tutum geliştirdi.

Önder Apo komployu tanımlarken “yetersiz yoldaşlık ve sahte dostluk” demişti. Bugün dünya ülkelerinin o konumdan çıktıklarını ve gerçek dostluk kurduklarını ispatlama günüdür, fırsatıdır.

Yine bu dönemin en temel farkı, Kuzey Doğu Suriye’de gelişen Kürt Arap kardeşliğidir. Rojava Özgürlük Devrimiyle birlikte, Önder Apo’nun demokratik konfederalizm paradigması temelinde Kürt Arap demokratik uluslaşmasının temelleri atılmıştır. Bu devrimle birlikte halklar arasında zorla inşa edilen yapay düşmanlık büyük oranda ortadan kaldırılmış ve son iki yüzyıldır ilk kez Kürtler ve Araplar, aynı özerk sistem çatısı altında demokratik uluslaşmayı esas almıştır. Yine Katar gibi işbirlikçi ve iradesiz bir güç dışında tüm Arap ülkeleri de işgale karşı çıkmış ve tutumunu ortaya koymuştur.

Dünyanın her yerinden, tüm dünya dillerinden iki slogan atıldı. Biri “Bijî Berxwedana Rojava” olurken daha öfkeyle yükselen slogan “Terörist Erdoğan” sloganı oldu. “Faşist Türkiye” sloganı da sık atılan sloganlardandı. Sadece slogan olarak direniş meydanlarında değil, resmi kürsülerden Erdoğan’ın teröristliği dillendirildi. Erdoğan-Bahçeli faşist iktidarı tüm dünyada itibarsızlaştı. Türkiye halkının da artık, tüm ülkeyi dünya nezdinde itibarsızlaştıran, seviyesizleştiren ve her gün hakaretler alan iktidarı çöpe atma hamlesini geliştirmesi şarttır. Zira sınırlı tepkiler dışında, Türkiye dışında dünyanın her yerinde bu rejim çökmüştür. Bunun ilk adımı, Türkiye’de gelenek haline getirilen Kürt düşmanlığının ortadan kaldırılmasıdır.

Türk faşizmi 9 Ekim 2019’da Rojava’ya yönelik işgal saldırısı karşısında Kuzey Doğu Suriye halklarının direnişi tarihsel ve destansı oldu. Direniş tüm dünyaya ilham verdi, tüm dünya halkları direniş karşısında destek eylemleri geliştirdi. Tüm dünya Kürt soykırımını kabul etmediğini gösterdi. Ancak bu direniş ve direnişin evrenselleşen gerçeği karşısında işgalci faşist AKP-MHP rejimi işgal ve soykırım saldırısı başlattı. Ancak AKP-MHP faşizmi, tüm hava üstünlüğü ve besleyip hazırladığı çetelerle birlikte, direniş karşısında büyük bir direniş gücüne çarptı. AKP-MHP rejimi çöküşün tam eşiğine geldi.

Tam da bu süreçte, ABD, çöküşe yuvarlanan AKP-MHP faşizminin imdadına yetişti. Bu dünya komplocusu hegemon güç, ‘Osmanlı’da oyun çok’ dedirten bir mirası olan Türk faşizmiyle birleşerek Kuzey Doğu Suriye halklarının direnişi karşısında “ateşkes” adını verdiği bir komployu yürürlüğe koydu. Bakûr Kurdistan’da “çözüm süreci” adını alan tasfiye süreci komploculuğu, Rojava Kürdistan’da “ateşkes” adını aldı.

Bu komplonun amacı, Kuzey doğu Suriye halklarının ve savunma güçlerinin direnişini zayıflatarak büyük darbe vurmak, dünya halklarının ve ülkelerinin işgal karşısında giderek yükselen ve AKP-MHP rejimini çöküşün eşiğine getiren halk tepkilerini durdurmaktır.

Ateşkes olarak şifrelendirilen komplo amacına ulaşmayacak. Çünkü Kürtler hem kendileri direniyor, hem de tüm dünya halklarını direnişe kaldırdılar. Bundan dolayı, Türkiye ve ABD’nin niyeti anlaşıldıktan sonra, Rojava’da gelişen süreç için ateşkes tanımını kullanmak yanlıştır.

Ancak kendi özgürlüğünü kazanmak için her türlü bedeli vermeyi göze alan bir halkın direnişi karşısında her türlü işgalcilik yenilmeye mahkumdur. Önder Apo’nun fikirleriyle yaşamını kuran ve tüm dünyada demokratik uluslaşmanın öncülüğünü yapan bir halkın direnişi karşısında her türlü soykırım sistemi yenilmeye mahkumdur.