Komşu ile dostluk için kardeşle birlik gerek

Geçtiğimiz haftanın başında start alan TC’nin Başûr’daki yoğunlaştırılmış hava ve kara saldırıları ile ilgili Kürdistan Bölge Hükümeti adına açıklama ancak hafta sonunda yapılabildi. Ki hükümetin bu sessizliğini kıran, Şêladize ve Herîr’de 5 sivilin hava saldırılarında katledilmesi oldu. Hükümete açıklama yaptıran, Şêladize halkının öfkesi oldu.

Şêladizeliler geçen yılın Ocak ayında Türk ordusunun hava saldırılarına isyan edip mıntıkalarındaki Türk üssüne yürümüş, işgalci ordunun Başûr’dan çıkmasını istemişti. Türk devletini o zaman çok korkutan bu tablo geçtiğimiz Cumartesi günü tekrarlanıyordu ki, KDP asayiş güçleri cenaze töreninden dönen Şêladizelilerin üsse yürümesine biber gazı kullanarak engel oldu. Bunun üzerine kasabada öfkeli kalabalık ile asayiş güçleri arasında çatışmalar çıktı.

Peki Pazar gecesi Mexmûr, Şengal ve Medya Savunma Alanlarına dönük onlarca uçakla gerçekleştirilen hava saldırılarına ve Heftenîn’deki sözde ‘Pençe Kaplan’ işgal operasyonuna anında tepki göstermeyen Kürdistan Bölge Hükümeti açıklamasında ne dedi? Bizzat yetkililer tarafından değil de hükümet sözcüsü KDP’li Cotyar Adil tarafından yapılan 8 cümlelik yazılı açıklamada sivillerin öldürülmesi, failin adı verilmeden ve failin kendisi hedef alınmadan, kınandıktan sonra ise şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Cumhuriyetini yurdumuzun egemenliğine saygı göstermeye çağırıyoruz. PKK’yi de, Kürdistan Bölgesinin sınırlarında gerilimi ve daha fazla can kayıpları önlemek için bu bölgeleri derhal terk etmeye çağırıyoruz. Kürdistan Bölge Hükümeti bütün komşu devletlerle barışçı ilişkilere sahip olmayı diliyor. Kürdistan Bölgesi toprakları herhangi bir ülkeye karşı saldırı düzenlemek için kullanılmamalı.”

Söz konusu ‘çağrının’ nedense hep sadece PKK’ye yapıldığını, ana karargâh ve eğitim kampları Başûr’da bulunan Rojhilatlı örgütlere yapılmadığını bir kenara bırakalım; ilkesel olarak sormak gerekmiyor mu: Öncelikli olan aile saadeti mi komşuluk ilişkileri mi? Benim kardeşim, hatta kardeşlerim komşu tarafından sürekli baskı ve saldırıya uğratılırken, hatta öldürülürken ben o komşu ile ‘barışçı ilişkiler’ geliştirebilir miyim? Bu mümkün mü? Kardeşlerimi kabul etmeyen komşum beni kabul ediyor gibi yapıyorsa, onda kirli bir hesap, bende ise bir problem yok mudur?

İkincisi; PKK gerillaları Bakur ile Başûr arasındaki sınır bölgesinden çekilseler Türk devleti saldırmayacak mı? Şengal sınır bölgesinde mi? Ya da Mexmûr? Kandil? Peki Azmar Dağı? Hadi buralar hep Kürdistan sınırları içerisinde; Paris sınır bölgesine ne kadar yakınlıkta? Faşist TC devleti Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i burada katletmedi mi?

Demek ki mesele sınır bölgesi değil. Dolayısıyla PKK’yi sınır bölgesini terk etmeye çağırmanın ve kendileri üçüncü ‘bağımsız’ bir tarafmış gibi ‘Türkiye ve PKK aralarındaki sorunu kendi ülkelerinde (!) çözsün’ demenin hiçbir gerçekçi yanı olmadığı gibi söylem olarak Kürt karşıtlığına hizmet eder. Çünkü referansı, Kürt ve Kürdistan’ın parçalanmışlığı, bölünmüşlüğü, sömürü ve işgal altında bulunuyor olmasıdır.

TC’nin sistematik bir şekilde sivilleri ve sivil yerleşim yerleri de hedef alan saldırıların sebebi yüz yıllık Kürt sorunudur. Bu gerçeği ısrarla inkar edip, Türk devletinin Kürt düşmanlığına rağmen, onunla dost olunabileceğini düşünmek kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. Ki Türk devleti ile barışçı ilişkilerin yolu, Kürt sorununun demokratik çözümünden geçer. PKK 1993’ten beri bunun için yoğun çabalar sarf ederken, faşist Türk devleti hala inkar ve imha duruşundan bir adım uzaklaşmış değil. Dolayısıyla komşu ile dost olabilmek için önce kardeşle bir olmak gerekiyor. Kardeşe karşı komşu ile bir olunmaz. Olunursa o komşu gelir seni bir gün çatısız bırakır.