‘Korona günlerinde aşk’

Bir korona döneminden geçtiğimiz ve daha da geçeceğimizin kesin
olduğu günler.

Gabriel Garcia Marquez, “Kolera Günlerinde Aşk” kitabında, kolera acısının, aşkın sancısını yenemediğinin altını çiziyordu.
Bazen acı çekmek erdemli bir davranıştır.

Çekilen aşk sancısı, insanlar arasındaki dayanışma sınırlarını dinamitlediği andan itibaren, yüksek erdemini yitirir.
Günümüzde, ülkeler sınırlarını diğerleri için kapatıyorlar.
Komşular birbirleriyle karşılaşmamak için, kavisli yollar
seçiyorlar.

Caddedeki adam, Korona’nın (COVID-19) kendisine bulaşmaması için, bir-iki metre değil, dört metre mesafe koyuyor.

Sevgililer birbirlerini kucaklarken, tereddüt tehdidi altındalar.
Albert Camus’un “Veba” romanından birçok sahne tekrar
ediyor gibi.

Veba’da “Doktorların düşüncesine göre, ne kadar berbat olsa da bu korkular, kimseye zarar vermezdi.”

Bu, mantığa ve bilime dair
bir tez.

Ancak yine “Veba”da semt sakinleri, “bu yoldan vebanın gökten üzerlerine çöktüğü inancıyla çok geçmeden buraları bırakıp gideceklerini söyleyerek tehditte bulundular…”

Şimdiki karantinaya alınma tedbirine uygun; bir yerde birilerinin kendilerini diğerlerinden ayırıp, sürgün için yola koyulmaları gibi, çaresizlikten üretilen erdemsiz
bir tedbir.

Zamanında Camus’un Veba’sı ve şimdilerde günümüzün Korona’sı yeni toplumsal tipolojiler üretti: Panik içinde komplo teorisi üretenler;

Sosyal dayanışmaya son
verenler;

Bireysel çözüm bulacağı inancıyla, kendisi dışındakilere karşı “silahlanan”lar;
Hiç beklenmedik bir vakıa sonucu, yüce sevgi duyduğu bir kız çocuğunu kaybettikten sonra, tanrıya isyan eden papaz/din
adamları.

Veba/Korona yükünden kurtulamayacağını varsayarak, toplumda bir mayın gibi hareketli provokatörler;

Ölüm daha gelmeden, korkudan yaşamlarına son verenler;
Radyo/televizyon yayınlarından aldıkları bilgilerle, aktifleşen negatif enerji yayan sayısız
propagandist;

Sevgililerinin dudaklarını öpmekten sakınacak kadar aptallaştırılanlar, vs.vs.
Karl Marks, Veba ve Korona dönemlerini tarif eder gibi yazmış:
“İnsanlar kendi dramlarının yazar ve şovmenidirler.”
Veba’da Dr. Rieux, hümanizmayı unutmayan üç kahramanın en usta yüreği.
Veba, “özensiz ve eksiksiz işleyen bir yönetim işiydi.”

“… Hiçbir şeye ihanet etmemek özellikle de kendine ihanet etmemek için…” varolmak ise insanın bükülmeyen gurur ve ahlakının mirası olarak, diri durmalıydı.
Veba’da Riux’a göre “korkuya ve onun tükenmez silahına karşı yapılması gerekenlerin bir tanıklığı” vardı.

Ancak Riux: “belki bir gün, insanların bir umutsuzluk yaşaması veya birşeyler öğrenmesi için vebanın kendi farelerini (Korona’da yarasalar?) uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinden haberi olmadığını biliyordu.”
Umarım, bu karanlık uzun sürmez, Camus’a göre “gece özgürlüğüne kavuşur” ve korona günlerinde, yarasalar yerini aşka bırakır.