Korona incineceği bir yere geldi

Bütün dünyanın koronavirüs ile boğuştuğu zamanlardan geçiyoruz. Tam da kapitalizmin somutlaşmış, ayaklanıp ülke ülke gezdiği bir zamandayız. Kapitalizm isim düzeyinde soyut, koronavirüs ise çok somut bir gerçek olmuş durumda. Esas olarak koronavirüs tam da kapitalizmin özelliklerini taşır. Zayıf bünyeye saldırır, boğulacak hale koyar. Ateşlerde yandırır, yavaş yavaş eritip ani öldürür. Geçirgendir, bünyeye sızıp orada çoğalır. Zihinsel kapitalizm, koronanın beden kazanmış halidir. Şimdiye kadar kapitalizm zihinde büyük işlevini görüyordu, şimdi ise o, zihne virüs deyip ayaklandırdılar. Korona şimdilerde sadece zihinsel değil, artık yürüyen bedensel bir işleve de sahiptir. Ve koronavirüsün bile feleğini şaşıracağı yeni adresi ülke olmak dışında her şey olan Türkiye. Hoş geldin korona. Sen eksiktin, sen de geldin, tam olduk.

Bir ülkede hiçbir şey mi normal olmaz! Bir ülkenin normallik seviyesinin ölçütü ne olabilir ki? Ülkeden kastımız Türkiye ise normal sosyolojik tanım yapmak da zor. Ülke olma vasfını yitirmiş, değer yargılarını talan etmiş, ucube bir zümrenin eline düşmüş yere, ülke denmez, bataklık denir. Her şeyi yiyip yutan, kirletip atan bir bataklık…

Günlerdir Türkiye’nin bütün yetkilileri “Ülkemizde korona yok” deyip durdu. Olası tedbirler hakkında topluma hiçbir açılama yapmadı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır Milletvekili ve Meclis Sağlık Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Dr. Habip Eksik, Çin’den yayılarak İran üzerinden Türkiye sınırına dayanan koronavirüs (Covid-19) salgınıyla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Tabii ki bu önerge AKP ve MHP oylarıyla Türk Meclisi’nde reddedildi. Peki neden? Çünkü önergeyi HDP verdi! Herşeyde olduğu gibi Türkiye bu konuda da çok ama çok ciddiyetsiz.

IMF koronavirüs salgınında zarar gören düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelere yardım için 50 milyar dolarlık paket hazırladığını duyurunca, Dünya Bankası da pazartesi günü aynı amaçla 12 milyar doları koronavirüsü vakası olan ülkelere para yardımını duyurunca… Türkiye Sağlık Bakanı gece yarısında kameranın karşısına geçip “Bizde de var, bizde de” demeye üşenmedi… Hani ülkenizde yoktu, hani bu konuda soru önergesini bile reddetmiştiniz? Ne oldu da sadece birkaç saat sonra ülkenize geldi. İnsanlık için büyük tehdit olan, 33’ten fazla ülkeye yayılıp can almaya devam eden koronavirüsün bile ekmeğini yeme hesabı yaptınız ya, artık diyecek söz yok.

Türkiye bu, koronanın bile yağını çıkarır. Koronayı bile sağar. Korona bile Türkiye’ye geldiğine geleceğine pişman olur. Bazen koronaya “bak koronacığım incineceğin, kullanılacağın, sürüneceğin bir yere geldin, yol yakınken dön” diyesim var. Koronanın da kimyasının değişip bozunuma uğrayacağı günler yakındır. Bu ülke koronaya da haddini bildirir.

Sonra ne hikmetse Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’ye yurt dışından gelen bir vatandaşımızın test sonucu pozitif çıkmıştır. Hastanın virüsü Avrupa’dan aldığı tespit edilmiştir. Hasta bir erkektir.” O erkek kim ola ki, eminim ki herkesin aklına aynı kişi geldi. Bu vahşi sistemin izahını yapamayınca mizahını yapar duruma getirildik. Ve Erdoğan da aynı gün Silivri’de “Aslında koronayı size de bulaştırmış olabilirim. Bunun için tokalaşmayalım yav… Her yerde kestik şeyi, tokalaşmayı” demişti. Koronavirüs’ün Türkiye’ye geldiğini açıklamasalardı, pardon İMF ve Dünya Bankası yardım fonunu duyurmasaydı, o zaman Türkiye’de koronadan bahsedeni yaka paça zindana atarlardı. Ama açıklayıp koronanın da ekmeğini yemek varken ilk ve ön hazırlıkları Erdoğan yaptı.

Vahşi iktidarların hiçbir jesti, hiçbir sözü, hiçbir açıklaması amaçsız değil. Türkiye’nin de diplomasız şefinin rezaletle sonuçlanan diplomasisini gündemden çıkaracak yeni bir gündeme ihtiyacı vardı. Korona bu amacı karşılamak için biçilmiş kaftandı. İnsan sağlığına zerre miskal önem vermeyen, herşeyi ama herşeyi iktidarını ayakta tutmak için uğraşanlardan bir meddet ummak cahilliktir. Zaten temeli çürümüş bir iktidarın toplumun hayrına bir adım atmasını beklemek, koronadan daha büyük bir hastalığa kapılmanın ta kendisidir. Zihninizi özgür kılın, vahşi AKP iktidarını hayatınızdan çıkarın, o zaman korona ile mücadele etme yöntemini de bulursunuz…