‘Küfr’de ve ‘kafir’likte usta olmak

Cihan EREN

Malum Türkiye’de son demlerini yaşayan dinci-faşist bir rejim var. Bu rejim ömrünü birkaç gün bile olsa uzatmak için elindeki tüm imkanları kullanmaktadır. Kuzey Doğu Suriye işgali, Libya’ya asker göndererek savaş çıkarmak, topluma saldırmak yanında bir de gündem saptırarak ömür uzatma taktiğine başvurmaktadır. Gündem saptırmadaki asıl amaç yaşanan gerçeğin üstünü örtmektir. Arapçada gerçeğin üstünü örtmeye küfr, bu işi yapana ise kafir denilmektedir.

Usta bir kafir olan Erdoğan, Kürtler yanında en çok Alevilere ve muhalif durmaya çalışan laiklere, sol demokratlara ve artık AKP’ye destek vermeyen liberallere karşı gündem saptırma taktiğine başvuruyor. Alevileri ve Türk muhalifleri daha kolay yönlendirdiğini düşünüyor. Türk-İslam sentezciler, bu kesimlerin hemen ‘üzerine atlayacakları’ konuların neler olduğunu çok iyi biliyor. Çok tartışılsa da bir sonuca ulaşılmayan, ulaşılsa bile içinden bir şeyin çıkmadığı konuları özellikle seçiyorlar. Mesela gençlerin evlilik meselesi, bazı alanlarda şeri hükümler dikkate alınsın mı alınmasın mı tartışması, diyanetin faizi kişilere ve kurumlara göre tanımlayan fetvası gibi. Ve dikkat edilirse ‘küfr’ işinde en çok İslam kullanılıyor. İslam’ın en büyük günah saydığı ‘küfr’ü, İslam’ı kullanarak ‘kafir’lik yapılıyor. Bu yolla iktidarını sürdürüyor. Ustalık da tam burada yaşanıyor.

AKP-MHP ‘küfr’ işini yapan ‘kafir’ler olarak, İslam’ı söz konusu kesimin hassasiyetlerine dokunup tepkisel davranmalarını sağlamak için kullanıyor. Bu kesimden birçoğunun Kemalist laik kafa ile düşünüyor olması en çok AKP-MHP’nin işine geliyor. Örneğin CHP’nin onca kanıta rağmen Erdoğan ve AKP’yi Gülen Cemaatinin siyasi ayağı olduğunu adamakıllı anlatamaması, toplumu inandıramamasının nedeni malum kafa yapısından ileri geliyor. Yine Ekrem İmamoğlu bu kafa yapısına sahip olduğu için ‘devlet adabı’ gereği sürekli Erdoğan’a yalvarır gibi konuşmayı siyasetten sayıyor. Bu ve benzerleri Erdoğan’ın ve yakın çevresinin birer usta ‘kafir’ olduklarını görmek istemiyor. Böylece halkın da görmesini engellemiş oluyor. Dolaysıyla hakim CHP kafasının Türkiye’nin bir gurup ‘kafir’ tarafından yönetilmesi ve ele geçirilmesindeki payı küçümsenmemelidir.

‘Kafir’lerin ‘küfr’ işini saklayamadıkları durumlarda ise tüm ‘kafir’ Türk yöneticiler gibi Erdoğan’da kendisindeki Kürt düşmanlığı derecesini hatırlatınca, CHP kafasına benzer yapıdaki tüm Türkler suspus oluyor. Bilerek ve isteyerek Kürtler hakkında ‘küfr’e dalıp ‘kafir’ ile yüzmeye başlıyor. Çünkü Kürt düşmanlığı bu kafadaki tüm Türkleri her türlü ‘küfr’ gerçek, ‘kafir’liği vatansever kabullendiren en inandırıcı yemin kabul ediliyor. Kürt düşmanlığı, resmi ideoloji tezgahında biçimlendirilmiş her Türk’ün tek olmasa da değişmez başlıca kalıbıdır. Resmi ideolojiye göre en güvenilir Türk, Kürt düşmanı, inkar ve imhacısı olan adamdır. Öyle ki bugün Kürt düşmanlığı ve Kürtlerle savaş olmazsa ‘kafir’ Türkün söyleyebilecek bir tek sözü, elde edeceği makam ve mevki olmaz.

Siyasetçilerin gündem saptırması bir devletin ve milletin yaşadığı gerçekliğin tersyüz edilerek topluma sunulması demektir. Uzmanlar Erdoğan’ın özellikle de bakan damadı yoluyla TÜİK gibi bilimsel olması gereken bir kurumla bu işi birde ekonomi alanında yaptığını söylüyor. Yani hem dini hem ilmi ‘küfr’ü birlikte yapıyor. Erdoğan ve adamları İslami görünmek için halka Arapça kelime ve kavramalar kullanarak konuştuklarından, bizde daha iyi anlayacaklarını düşünerek gerçekleri saptırma işinin Arapçadaki karşılığı olan ‘küfr’ ve ‘kafir’ kelimeleri ile anlatmaya çalıştık.   

‘Küfr’ün ve ‘kafir’in dini kavramlar olarak anlamları zaten biliniyor. İslam, Müslüman kimlikli yöneticilerden ehil ve adil olmalarını isteyen bir dindir. Ehil ustalık, adil olmak ise en başta hak bilmek ve hakkaniyetli olmaktır. Ehil, bir işten iyi anlamak, onu hakkıyla yapmaktır. Erdoğan ve adamları ‘küfr’ ve ‘kafir’likte ehil olduklarını her gün defalarca kanıtlamaktadır.

Küfre karşı olanlar, her konuda gerçekleri söyleyenlerdir. ‘Kafir’i korkutan da budur. Demek ki ‘kafir’lerin düşman görüp saldırdıkları gerçeğin safındakiler oluyor.