‘Kumdan düzenler’e yanıt Rojava Kadın Devrimi

NÛDEM TEKOŞER

Rojava, devrim içinde devrim yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Tüm dünya Rojava Devrimini aynı zamanda bir kadın devrimi olarak tanıyor. Bu tarihi bir hakikat ve inkar edilemez. Rojava, sadece Kürt halkının ve Kürt kadınlarının devrimi değil; Kürt halkının ve kadınlarının öncülük ettiği bir halklar devrimi.
Rojava’ya dünyanın her yerinden kadınlar gönüllü olarak gelip özgür bir yaşamın inşasında rol oynadı ve oynamaya devam ediyor. Askeri, siyasi, toplumsal, sanatsal, ekolojik yaşama dair tüm alanlarda aktif bir şekilde yer aldılar. Rojava’da kadınların devrime katılmasıyla topluma yerleştirilen feodal ve geleneksel kodların kırılmasında ve erkeğin kadınla eşit bir yaşam örmesinde önemli bir zihniyet devrimini gerçekleştirdi.
Elbette kadın devrimi sadece kadının yaşama aktif katılımını ifade etmiyor. Toplumsal adaletsizliğin, ekolojik sorunların, ekonomik krizlerin, eğitimsizliğin, üretimden kopuşun yarattığı sorunlar kadın aklıyla çözüm gücüne kavuşturuluyor.

Özgürlükler ülkesi

Rojava denilirken akla ilk olarak direniş, devrim ve özgürlükler ülkesi geliyor. Özgürlükler ülkesi ise renkleri, zılgıtları, halayları, emekleri ve yaratımları ile kaybolan ana tanrıça kültürünün izinde yürüyen kadınların yaşadığı bir ülkeyi ifade ediyor. Ana tanrıça kültürü, Rojava’da, kadınlar demokratik uygarlık çağına uygun şekilde güncelliyor ve yaşam buluyor.

Kadının değmediği alan yok

Kadın elinin değmediği hiçbir yer ve hiçbir alan yok neredeyse. Demokratik özerk sistemin inşasında eşbaşkanlık kurumunun oluşturulması ve eşit temsiliyet düzeyinin sağlanması önemli bir başarı.
Kadın devrimi elbette kadın ordusu olmadan gerçekleşemez ve korunamaz. Kazanımlarını ve özgürlüklerini korumak için her kadın bir öz savunma gücü olsa da binlerce kadının yer aldığı, YPJ olarak bildiğimiz bir kadın ordusu da mevcut. Kongra-Star ise Arap, Kürt, Süryani, Ermeni, Türkmen, Asuri kadınlarının kurduğu komün, meclis ve tüm örgütlenme ağlarında ve adalet sağlayan mekanizmalarla eril ve baskıcı Baas rejiminin kalıntılarını hafızalardan silmek, kadın düşmanı siyaseti ve yaşamı değiştirip dönüştürmek için mücadele ediyor.
Demokratik sistemi inşa eden kadınlar, dili, kültürü, ekonomisi, ekolojisi, adaleti ile bir sistemin inşası için elzem olan tüm mekanizmalar içinde en aktif, en önde ve güçlü savunucu olarak bir irade sahibi.

Dipten gelen dalga misali

Rojava Devriminin en önemli savunucularının kadınlar olmasının birçok nedeni var. En önemli neden, özgürlüğe susamışlıklarıdır. Tanrıça kültürünün ve değerlerinin binlerce yıl önce erkek tarafından kaybedilişinin ardından, soyu tükenmek üzere olan tanrıça kültürünün son ardılları olarak özgürlük mücadelesi veren, Zagroslardan Mezopotamya ovasına kadar yayılan ve çağımızın modern tanrıça kültürünün savaşçıları olan kadınların, yıllardır büyük bedeller ödeyerek verdiği özgürlük mücadelesi dipten gelen bir dalga misali kesintisiz devam devam ediyor.

Dünya kadın devrimi niteliğinde

Tanrıça soyunun temsilcisi olan Kürt kadınlarının sessiz isyanı, bir çığlığa, o çığlık ise bir kadın devriminin haykırışına işaret ediyor. Bu devrim dünya kadın devrimi niteliğinde yaşanıyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın emeğinin de bir sonucu olan Rojava Kadın Devrimi, ezilen ve sömürülen tüm dünya kadınlarına sunulan en güzel ve anlamlı bir armağan ve umut oldu. Dünya kadınları ise hem Rojava’da hem de kendi ülkelerinde Rojava Devriminin etrafında yeni bir mücadele sahası kazandı.
Alman faşizmine karşı sosyalizm ve kadın özgürlük mücadelesi veren Rosa Luksemburg katledilmeden önce “Ey kör zalimler! Sizin ‘düzeniniz’ kumdan zemin üzerine kurulu. Devrim daha yarın ‘gümbürtüyle ayağa kalkacak yeniden’ ve yüreklerinize korku salan borazanlarla ilan edecek: Vardım, varım, var olacağım!” sözünü, Kürt kadınları en güzel cevabı devrimle verdi. Rosaların, Sakine Cansızların Rojava’da gerçekleşen kadınların devriminden ve evrensel dayanışmasından korkan eril sistem, zulmünü kat be kat artırıyor.

Kongra Star kazanılmış en önemli mevzi

2005 yılından bu yana kuruluşu ilan edilen ve ilk olarak Yekîtiya-Star çatısı altında Rojava’da verilen kadın mücadelesi büyük kazanımlar elde etti. Sayısız kadın Yekîtiya-Star’da örgütlendi, bilinçlendi, özgürlük mücadelesinde aktif rol aldı. Baas rejiminin baskıları altında mücadele yürüten kadınlar katledildi, kaybedildi, gözaltına alındı, işkenceye uğradı, yok sayıldı. Ancak mücadeleci kadınlar bunlara rağmen pes etmedi ve aksine örgütlülüğünü büyüterek dünya kadınlarının yakından takip ettiği Kongreya Star’a dönüştü. Kongreya Star artık sadece Rojavalı Kürt kadınlarının değil, farklı kültür ve inançtan kadınların ortak mücadele verdiği ve erkek egemen sisteme karşı kazanılmış en önemli mevzi.

Türk devletinin hedefi oldu

Dört parça Kürdistan’dan kadınlar, gücünü birleştirdi. Kürt ulusal birliğine hem önderlik yaptı. Kuzey, Güney ve Rojhilat’dan kadınlar, devrimin bir parçası olmak için Rojava’ya akın etti. YPJ saflarına katılanlar da oldu, Kongreya Star’a katılanlar da. Hepsinin ortak amacı, kadın devrimini korumak ve büyütmek. Kürdistanlı kadınların bu mücadelesi, Türk devletinin ve onun beslediği çetelerin hedefi olmaktan ise kurtulamadı. Kadın devriminden ve özgürlükler ülkesinden en çok korkan güçlerden biri de şüphesiz Türk devleti oldu. Bunun için de var gücüyle çölde bir vaha ve insanlığın tek umudu olan Rojava’ya, en çok kadınlar üzerinden saldırdı.
Kadınlar ise Türkiye’nin saldırılarına görkemli ve tarihi direnişle cevap verdi. Enternasyonal kadın savaşçılar, Türkiyeli kadın devrimciler, Kürdistanlı kadın savaşçılarla evrensel bir enternasyonal kadın ordusu duygusu ve bilinciyle Türk devletine ve çetelerine karşı savaştı. Girilen her savaş, kadın zaferine dönüştü. Rojava kaybetmeyi değil, ilk kez kazanmayı ve kazanma umudunu kadın şahsında dünya halklarına gösterdi.
NATO’nun en güçlü ordularından biri olan Türk ordusuna karşı sadece iradeleriyle savaşan kadınlar, direnişin hakikat yüzü oldu. Bu hakikat karşısında ise Türkiye’de kadın cinayetlerini meşrulaştıran, kadın katillerini ödüllendiren AKP, kadın düşmanı politikalarını sınırların ötesine taşıdı.
İşgal ve talan ettiği Efrîn’de Türk çeteleri kadınları kaçırıp tecavüz ediyorken Kobanê katliamının yıl dönümünün arifesinde bir katliama daha imza attı. Devrimin her aşamasında en aktif bir şekilde cesurca rol üstlenen Fırat Bölgesi Kongreya-Star Koordinasyon Üyesi Zehra Berkel, Fırat Bölgesi Kongra-Star Üyesi Hebûn Mele Xelîl’in Kobanê’nin Helîncê Köyü’nde evlerinde katledilmesi AKP eliyle yürütülen kadın soykırımının en vahşi saldırısı oldu.
Kadının gücünden ve kazanımlarından korkan AKP, en acımasız savaşı kadınlara açmış durumda. Devletin bütün imkanlarıyla ulaşabildiği her yerde kadınlara saldırıyor. Devletin bütün mekanizmalarını kadınların aleyhine kullanıyor. AKP’nin savaş, işgal ve soykırım politikaları, halklar kadar Türkiye’yi de uçuruma sürükledi.

Devrimin anayurdu
neden Kuzey olmasın?

AKP’nin sınırsız kadın düşmanlığı sadece ortak bir mücadele ile durdurulabilir. Rojava’da devrim yaratan kadınlar, yeni kadın devrimlerine gebedir. Bu devrimin anayurdu neden Türkiye ve Kuzey Kürdistan olmasın ki? AKP’nin kadın soykırımı ve tecavüzcü sisteminden ancak kadın devrimiyle kurtuluş gerçekleşebilir.
AKP, Rojava Devriminin Türkiye devrimine ilham kaynağı olduğu için bu kadar öfkeyle saldırıyor. Kürdistan coğrafyasına bunca düşmanlık, Kürdistan’ın, kadın devrimini bağrında sakladığı içindir. Heftenîn’den Xakûrkê’ye, Dersim’den Agirî’ye; her biri tanrıça kültürünün son temsilcisi olarak savaşan kadın gerillalar, Kürdistan’ın dört parçasında dünyaya onur, ahlak, özgürlük umududur. Heftenîn’de savaşan kadın gerillalar, Kobanê’de şehit düşen kadın hareketinin önemli neferleri, bize, AKP’ye karşı savaş ve direniş dışında başka hiçbir yol olmadığını gösteriyor.

Heftenîn, Rojava demek

AKP kadın düşmanlığında ve Kürt düşmanlığında sınırsız bir savaş yürütüyor, üstelik dünyanın gözü önünde. Herkes bu ahlak dışı savaşa karşı üç maymunu oynuyor. Dünyayı da bu üç maymun oyunundan çıkarabilecek olan yine dünya kadınlarıdır. Dünyanın tüm kadınları Heftenîn’de günlerdir savaşanların da özgürlük zılgıtlarını duymalı. Çünkü Heftenîn’de AKP çetelerine karşı savaşan kadınlar, Rojava Kadın Devrimi’nin de en güçlü savunucuları. Bugün Heftenîn demek, Rojava demektir. Rojava ise kadın öncülüğünde Kürt ulusal birliği ve halkların birleşme umudu demektir.
Tarih, bir kez daha onurluca yaşamak isteyen herkese, Kürt Özgürlük Mücadelesi ile Kadın Özgürlük Mücadelesi etrafında cinsiyetçiliğe, ırkçılığa, faşizme, soykırıma ve barbarlığa karşı kenetlenmeyi sorumlu ve zorunlu kılıyor. Eğer bu tarihi fırsatı doğru değerlendirirsek sadece faşistlerin heykellerini değil, zihniyetlerini de yeryüzünden silip atmak işten bile değildir.