Kürdistan sorunu ve devlet olmak

Irak’ta çökmüş olan sistem yeniden kurulurken Güney Kürdistan’ın fiili devlet hali resmileşme yolunda hızla ilerliyor.

Bu, kuşku yok ki 2003 ABD müdahalesinin yolunu açtığı yeni bir dengedir. Bu denge, Irak müdahalesi ile yeni bir yönetim, yeni bir siyaset ve yeni bir kültürel kod kurmayı amaçlayan ABD’nin başarısız olması ile ilgilidir.
ABD müdahalesinin oluşturamadığı Irak sistemi çatışmalı dinamikleri üzerinden yeniden kuruluyor.  Saddam’ın devrilmesi ile çöken Irak’ın otoriter tekçi merkezi sistemi üçlü bir devletleşme yolunda…
Bu öyle sanıldığı gibi IŞİD’in yolunu açtığı bir gelişme değildir. Bu ABD’nin dağıttığı ama kuramadığı Irak sisteminin Kürt, Sünni-Arap ve Şii-Arap dinamiği üzerinden fiili bölünmesinin resmileşmesi ile ilgilidir.
Aslında fiilen var olan Güney Kürdistan Devleti, Kerkük mevzusunun çözülememesi nedeniyle hep askıdaydı. IŞİD müdahalesini fırsat bilen Kürtlerin Kerkük’ü denetime almaları askıda olan Kürdistan devletini gardıroptan çıkarttı. Kürtlerin birkaç ay içinde yapacakları referandum ile devlet ilan edecekleri söyleniyor. Bu kendi içinde bir dizi gelişmeye gebe.
PKK ve KDP’nin kimi çelişki ve anlaşmazlıkları olsada bu fırsat onları bir araya getirebilir ve Ulusal Kongrenin toplanmasını sağlayabilir. Bu ise Rojava’yı Güney Kürdistan ile birleştirebilir. Birleşen Rojava ve Güney ise Kuzey ve Doğu Kürdistan’ın ortak devletini kıçınılmaz kılacaktır.
Anlayacağınız ufukta birleşik bir Kürdistan devleti belirmiş görünüyor.    
Türkiye ise olası Güney Kürdistan devletine açık destek veriyor. Güney Kürdistan devletine açık destek veren bir Türkiye, Rojava’da oluşan fiili durum ve olası Güney birleşmesine yok diyemeyecektir. Kuşkusuz ki bu Türkiye’ye kendi Kürdistan problemini çözme yükümlülüğü getiriyor.
Statüsüz halk Kürtler ve Kürdistan statü sahibi oluyor.
Öcalan bu gelişmeleri öngördüğü için 2013 Newrozu’nda Türkiye ile barış sürecini başlattı. Öcalan bu süreci başlatırken birilerinin barış samimiyetine veya çözüm iradesine güvenerek girişmedi. O bölgesel gelişmelerin ve Kürdistan halkının örgütlenme gücünün statüyü kaçınılmaz kıldığını görüyordu.
Kürdistan meselesi Irak, İran, Suriye ve Türkiye’yle sınırlı değil. Arkasında Amerika’nın olduğu İsrail-İngiltere ve Fransa-Almanya üçgenine oturuyor.
Bu üçgende oluşturulan Sykes-Picot ve Lozan sistemi aşılmıştır. Sykes-Picot ve Lozan ile statüsüz bırakılan Kürdistan’ın statü imkanları çoğalmıştır. Güney Kürdistan’da devletleşme gündemdedir. Rojava Kürdistan’ında özerk yönetim geliştirilmiş durumdadır. Kuzey Kürdistan’da çözüm süreci önemli bir aşamadadır. Doğu Kürdistan’da çözüm kendini dayatıyor.
Kürtler için kırılgan bir süreç var. Bir iç kriz potansiyeli görülüyor. KDP tüm Kürtleri katmak yerine bir tekel kurma çabası içinde. Bu hem YNK ve Goran cephesinde hem de Rojava ve PKK cephesinde ciddi rahatsızlıklar yaratıyor. PKK ve Rojava’daki Kürtler halkların birlikte yaşamasını ve ortak gelecek kurmasını savunurken, koşulların oluşması durumunda halkların kendi kaderlerini tayin etme konusunda da saygı gösterilmesi gerektiğini belirtiyor.
PKK, Güney Kürdistan’daki referanduma bu anlayış ile destek veriyor. Bu gelişmeler kuşkusuz ki Kürdistanî bir kongreyi kaçınılmaz kılıyor.
Irak’ta başlayan, Suriye’ye yayılan ve IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ile ile devam eden çatışmalar uzun sürecek gibi. Ve kimsenin problemin çözümüne dair gerçekçi bir projesi yok. KDP’nin Güney’de oluşturduğu yönetim demokratik bir içerikten uzak olduğundan çözüm olma potansiyeli yok.
PKK’nin Rojava’da geliştirdiği çözüm modeli ise uluslararası ve bölgesel güçlerin takozu nedeniyle ciddi bir çözüm gücü olamıyor. IŞİD tehdidi hala canlı ve Kobani’ye ağır silahlarla saldırı halinde.
Kürdistan Ulusal Kongresi toplanmazsa halklar ve mezhepler arasında daha büyük boğazlaşmalar yaşanabilir. Tehlikeler varlığını sürdürüyor.
Kuşkusuz ki PKK ve Öcalan, ulus devlete karşı ve halkların ortak demokratik birliğini savunuyorlar. Ortadoğu’da halkların devletsiz ortak demokratik birliği kapitalist modernitenin bölgesel ve uluslararası güçlerince yaratılan mezhep ve etnik çatışma mirası nedeniyle çok zor görünüyor. Halkların ortak demokratik birliğinin Ortadoğu genelinde gerçekleşme şansı olmasa da bunun Kürdistan’da yaratılması da mümkün. Kürdistan’daki tüm etnik ve mezheplerin ortak demokratik birliği hala bir şans. Bu Ortadoğu halkları ve mezhepleri için de bir örnek olabilir.
Kürdistan’da tekçi ulus devleti aşan demokratik bir devlet modeli kurulabilir.
Irak ve Suriye’deki gelişmeler tekçi ulus devletleri aşıldığını gösteriyor.
Çok uluslu ve demokratik ulusa dayalı devlet sistemleri ise gelişme gösteriyorlar.
Öyle kimilerinin iddia ettiği gibi tarihin çöp tenekesine atılan demokratik ulus devletler değil tekçi ulus devletleridir.
İşte bu nedenledir ki bölgede yeni devletler gündemdedir.