Kürt aydınlarına düşen görevler 

Kürt aydınları, gazetecileri ve diplomatlarının görevlerinin yeterince yerine getirmedikleri her gün biraz daha net açığa çıkmaktadır. Bu sözü söylememe neden olan çok fazla veri var. Kürtlerin halk olarak yürüttükleri özgürlük mücadeleleri ile; bütün eksik, eleştiri ve özeleştiri gerektiren yanlarına rağmen, önemli bir direniş ve mücadele ortaya çıkarmışlardır. Yine soykırım politikalarının açığa çıkması ve deşifre olmasında da küçümsenmeyecek bir mesafe alınmış durumdadır. Evet, çok daha bütünlüklü, ulusal birliği oluşturacak siyaseti geliştirme; kişi, parti, kurum ve örgüt merkezli politika yapma durumundan çıkamama hali halen en temel sorun olarak durmaktadır. Bu konuda var olan yetersizlikler mevcut durumda da devam etmektedir.

Bütün eksik ve yetmez yanlarına rağmen Kürdistan’da önemli kazanımlar yaratılmıştır. Yine sömürgeciliğe ve soykırım politikalarına karşı mücadele tüm yoğunluğuyla devam etmektedir. Tarihsel, toplumsal ve güncel olarak var olan politikaları halklara, toplumlara ve politik kesimlere anlatma sorunumuzun olduğu inkar edilemez. Kürtlerin halk olarak kimliği, dili, kültürü ve politik olarak kendini ifade etme ve var olma mücadelesi yürüttüğünü yeterince anlattığımızı hiç birimiz iddia edemeyiz. Kürt aydınlarının, gazeteci ve diplomatlarının diğer halklar, toplumlar ve politik kesimlere dönük çalışması oldukça zayıftır. Arapça, Farsça, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve başka dillerde yazı yazmak, ısrarla anlatmak ve ilgili kurumlarla iletişim kurarak mücadelelerine ortak etmek çok eksik kalmaktadır. Varsa da, ihtiyaçlara yanıt veremeyecek noktadadır. Son zamanlarda, özellikle Kürtlerin dostlarından bu konuda yoğun talep gelmektedir. Kürtlerin yürüttükleri mücadele ve Kürt halkına karşı yürürlükte olan faşist saldırı politikaların tam bilinmediği ifade edilmektedir. Bu alanda ciddi bir boşluğun olduğu açıktır.

Kürt aydınlarının uluslararası alanda akademik ve entelektüel alanla ilişki düzeyi istenilen düzeyde değildir. Bu alanda bir biçimde yer almış ve çalışma yürüten her bir insanımızın var olan çalışmaları parçalı ve kişilerle sınırlı yürümektedir. Sinema ve sanat alanında da durum benzerdir. Batı’da küçümsenmeyecek düzeyde okuyan, aydın Kürt gençliği oluşmuş durumdadır. Kürtlerin Arapça ve Farsça bilme noktasında da sorunları bulunmamaktadır. Medya alanında da çok önemli bir birikim ve imkan oluşmuştur. Ayrıca ülkemizde yaşanan savaştan, ekonomik sorunlardan daha sayabileceğimiz kapitalizmden kaynaklı birçok nedenden dolayı Kürtler dünyanın her yerine dağıldılar. Kapitalizmin bize dünyanın sokaklarına dağıtmasını bir imkana dönüştürebiliriz. Aslında sorunumuz imkanlar da değildir. Sorunumuz daha çok önemli emek, çaba ve bedeller ile açığa çıkan imkanlara denk bir çalışma anlayışı ve düzeyi yaratamamadadır.

Medya-basın, yine entelektüel-akademik alan ve sanat çevreleri içindeki gücümüzü ortaklaştırıp, yine güçlü dostluklar oluşturarak, halklara ve toplumlara ulaşacak yeteri düzeyde çalışma yapamıyoruz. Yine ne kadar Konferans veriliyor ve dostluklar kuruluyor. Ya da bu alanda var olan nitelik ne kadar harekete geçirilmiş ve rolü oynatılmış durumdadır. Özellikle uluslararası medyada ve yaşadığımız ülkelerdeki halklarının dilinde kendimizi anlatabiliyor ve halkımıza karşı sürdürülen saldırıları yansıtabiliyor muyuz? Kürt aydını, yazarı ve entelektüeli ya kişisel çalışıyor ve ya daha çok iç gündemle ilgilidir. İçe, yani Kürtlere dönük yazmayı ve söz söylemeyi yeterli gören bir durum vardır. Artık gelinen nokta da bundan çıkılması zaruri hale gelmiş durumdadır.

İlk refleks olarak, Kürt siyasetinin desteğine vurgu yapılacağı ve bu nokta da bazı eleştirilerin dile gelebileceğini kestirmek zor değildir. Eleştirilen noktalarda gerekli desteği oluşturmak adına bazı somut çalışmalar yapmak önemli ve gereklidir. Hatta böylesi çalışmalar gerekli desteği almak içinde etkili ve harekete geçirici olur. Yani örgütlü, bütünlüklü hareket etmek, yazmak ve çalışmak için sadece maddi imkan-talep beklentisi içinde olmamak gerek. Bazı çalışmalar en cüzi imkanlarla bile yürütülebilir. Ama bekleyen, potansiyel olarak duran ve böyle de oynaması gereken rolü oynamayan bir realitenin olduğu da inkar edilemez. Bu eleştiriler, aydınlarımızdan en doğal beklentimizdir. Oynaması gereken rolü oynayabileceğine dair beslediğimiz umut ve ortaya çıkan potansiyele duyduğumuz güvenden kaynaklıdır.

Diplomasi; bütün bunların bütünlüklü, bir birini tamamlar tarzda yürütülmesi ve ortaklaşması ile kazanıma dönüşmesinde rol oynayacaktır. Bizde diplomasi çalışmaları ve ilişkiler, diğer güçlerde olduğu gibi sadece devlet, kurum ve üst politik ilişki olarak kurulmuyor. Öyle de olmamalıdır. Beklenti de, bu değildir. Bu çalışmayı Kürtler adına muhatap, dengi kurumlar, partiler ve temsiller yürütmektedirler. Zaten devlet ve devlet siyasetine dayalı ilişkiler daha çok karşılıklı çıkar üzerine kuruludur. Bu tür çalışmalarda şuna ana kadar parti, kurum ve şahsi düzeyde yürütülmektedir. Burada da temel eksiklik, ulusal diplomasi çalışması ve kurumlaşmasının gelişmemesinden kaynaklanmaktadır. Kürtler, partiler üstü bir ulusal diplomasi yürütmeyi başardıkları anda, sömürgeci politikaları önemli oranda etkisiz kılarlar. Bahse konu olan halkları harekete geçirecek Kürtlerle gerçek dostluk kuracak güçlerle dialog kurabilmektir.

Newroz’u Kürdistan’ın dört parçasında halkımız bütünlüklü ve ortak ruh ile kutladı. Medyada hangi Kürde mikrofon uzatıldıysa, dört parçadaki bütün Kürtlerin Newroz’unu kutlama temel ve ortak mesajdı. Yine Kürt halkının bütünlüklü bir duruşuna duyulan ihtiyaç çok fazla ifade edildi. Demek ki, Kürtler ulusal olarak, yürek ve birliğini yakalamış durumdadırlar. Önemli olan politik olarak da birliğe hizmet edecek bir gelişmeyi yaratmaktır. Bu da dar parti, kurum ve kişi çıkarını aşmak ile mümkündür. Kürt aydınlarının ve entelektüel camianın, politik alanda yaşanan bu eksikliği ve yanlışın aşılması noktasında rolü önem kazınıyor. Ciddi bir çalışma ve inisiyatif ile geliştireceği çalışmalarla ulusal bir duruş ve çalışma ile politik alana da öncülük edebilir. İnisiyatif almak, öne çıkmak ve politik alanda var olan ayrı duruş ve sınırları da aştırabilir. Yine Kürt aydınlarının Kürt politik alanda ulusal birliğe gelmeyenlere karşı seslerini yükseltmesi de önemlidir. Siyaset yapma ve ekonomik çıkar adına; sömürgeci devlet ve güçlerle ilişkilerini, diğer Kürt örgüt ve partilerini ezme ve imha ilişkisine dönüştürmesine de açıktan tavır konulması aydın açısından hayati önemdedir.

Belirttiğimiz çalışmalar daha çok halklara, toplumlara ve politik kurumlar alanında dost yaratmak ve birlikte çalışmanın zeminin yaratmaya dönüktür. Tekil, kişi ilişkisi ve çabasını aşılması ve kolektif bir çalışmanın yakalanacak düzey; halkımızın özgürlük mücadelesine katkı sunacaktır. Bu anlamda kurulacak her ilişki ve diyalog önemlidir. Özellikle de Türkiye’de faşist kliğin siyasetini dünyaya iyi anlatmaya olan ihtiyaç büyüktür. Faşizmin yıkılması ve soykırım siyasetinin aşılmasında, Türk devletinin uluslararası alanda politik ilişkilerini zayıflatmak önem arz etmektedir. Yine halkların birlikte yaşaması anlamında da Rojava’da ortaya çıkan örnek ciddi anlamda bir veri sunmaktadır. Kürtlerin sorunun halklarla değil, inkarcı ve soykırımcı devletler ve iktidarlarla olduğunu da iyi anlattığımız oranda, Ortadoğu’da çözümün adresi haline geliriz. Benzer sorunları yaşayan halklar açısından da, ön açıcı oluruz.

Mücadele ve direnişe denk bir politik ilişki ve çalışmalar için Kürt aydınlarının rollerini oynamak için harekete geçmelerinin tam zamanı…