Kürt General!..

Sömürge hayatı uzun sürmüş toplumlar, zaman içinde kendi toprağında köleye dönüşür ve bu hayat tarzını içselleştirirler. Bu yüzden, ulusal kurtuluş ruhuyla ayağa kalkan bu topların önündeki en aşılmaz engel, yine kendileridir.

Sözü uzatmadan, konuyu misalle izah etmek gerekiyorsa, Kürdistan bu konuda çarpıcı örnektir. Kürt hareketlerinin hiç biri, düşman karşısında kaybetmedi. Onlar, her defasında, arkadan dolanarak vuran kardeşleri tarafından tökezletildiler. Ajan, muhbir ağı, Hamidiye Alayları, korucu taburları, cahş ve kravatlı çürümüş olarak, düşmana yardım sunarak…

Bugün kuzeyde, Kürtleri gözetleyen kulelerde nöbete duranlar Türk değil, korucu kılıklı Kürtlerdir. Kelle avcısı muhbirler, kol geziyorlar. Rojava’da da, Kürt’e karşı savaştırılmak üzere Kürt taburları kurdular. IŞİD’ın keleci Kürtleri, efsane değil gerçekti. Bazılarını ta Libya’ya götürdüler.

Düşme, yerde çürüme, köleliği içselleştirme halleridir, bu. Kölelik de ulusal ruh çürümesi ile başlar. Kürdistan bugün, köle ruhlarla doldur. Meydan onlarındır. Pazarda, bir övünlük karın tokluğuna, hatta “efendi”nin bir gülücüğüne kendilerini satıp kardeşlerinin kanıyla el yıkıyorlar.

Kan nehirleri, göz yaşı ve alın teriyle kazanılmış Güney Kürdistan topraklarında, yeni işgalciler yuva kurdular. Bir yudum özgürlük için can verenlerin çocukları, torunları bu işgalcilerin gizli silahıdır. İşgalciler, Kürt ajan, rehber ile lojistikçilerin ardı sıra yürüyerek yerleşiyorlar.

Ama, sömürge halkının köleleşme vaziyeti, salt Kürtlere has değildir. İrlanda’nın özgürlüğü bu yüzden 700 sene gecikti. Kızılderililer yok oldu. Sri Lanka’da, Tamiller süpürge ile süpürüldü.

Her şeye rağmen, Kürtler silkinerek yerinden doğruluyorlar. Bu sayede, böyle gelmiş ama, öyle gitmiyor köleci düzen. Rojava, buna örnektir. Orada nihayet, ulusal ruh etrafında toplanma hareketi hayat buldu.

Şöyle ya da böyle, bu ruhun yeşerip ortaya çıkmasında Kürt önderlerin rolü büyüktür. Ama dünyada, General Mazlum Ebdî (Abdi-Kobanî) olarak adı yankılanan bir genç adamın, bu konudaki emeği asla yadsınamaz. Bir tutam birlik için, olağanüstü bir çabayla çırpındı. Taraflar arasında gezinirken, uzlaşmacı kişiliğiyle, hak etmeyenlere de iltifatlar yağdırdı. Birleştirici rolüyle yalvardı. Motivasyonun onursal yollarında, diller döktü “Kasırga çocuk”. Alçak gönüllü davrandı. Halkının geleceği için, tavizler verdi.

Ama, müzakereci olarak sonunda başardı. Ulusal temelde birlik ve dayanışmanın harcı döküldü. Kürdistan tarihinde, büyük uyanışın yadsınmaz adımlarından biridir, bu. Düğüm çözüldü ya, sonrası gelecektir

Ha, General Mazlum Ebdî mi? Onun için, övgü veya yergiden sakınarak şunu söyleyeyim: Bugüne kadarki çizgisinde bir yalpalanma görülmeyen genç General, Rojavalı bir ailenin çocuğudur. Babasını, Kürdistan mücadelesinde kaybettiğinde, 12 yaşındaydı. O gün köyü ve ailesini terkedip dağlara gitti. Orada büyüdü.

Halkının davasına adanmışlığı ile sevildi. Gencecik yaşta, düşmanın tepesinde “Kasırga”lar estiren “kumandar” (komutan) olarak saygı gördü.

Halkı tarafından sevildi ama, düşmanlarının diş gıcırtılarını hissederek yaşadı. Türkler, “ölü veya diri”sine ödül koyarak, kırmızı bültenle aramaya başladılar. Ama dünya onu, 60 bin kişilik Kuzey Suriye Orduları Genel Komutanı olarak tanıdı. İslami terör çetesi IŞİD (DAİŞ) ile savaştaki adaleti ve başarılarıyla dünyada ünlendi.

Amerikan Başkanı Trump, tanışmak için onu, Washington’a davet etti. Kanada Devleti, her yıl “İnsanlığa hizmet yolunda ömrünü savaşlara vermiş kişiler”e verdiği “Temiz Savaşçı” ödülüne, onu layık gördü. Rus Savunma Bakanı Sergey Şugun, onunla video konferans yoluyla görüştü.

Bir Kürt’ün, uluslararası düzeyde bu derekede takdir görüp el üstünde tutulması, Ankara’nın sinirlerini bozmuş, malzemesi yalan, dolan ve iftira olan bir karşı kampanya başlamıştı. Basra Körfezi ülkeleri dahil, onunla ilişki kuran ülkelere protesto notaları yağdırmaya başlatmıştı.

Amerika da, bu protestolardan nasibini alan ülkelerden biriydi. Ayrıca Amerikan Başkanı Trump’tan zor bela bir randevu alabilen Recep Tayyip, giderken General Ebdî’nin hiç bulunmadığı yerlerde meydana gelen olayları ve hatta kendi işledikleri cinayetleri ona yükleyen bir videoyu beraberinde götürüyor. Beyaz Saray’da, bu yalanlar bütünü, bazı senatörlerin de bulunduğu seansta Başkan Trump’a seyrettiriliyordu. Recep Tayyip, çıkışta keh keh gülerek “başkan çok etkilendi” diyordu.

Kürdistan ulusal mücadele tarihinde General rütbeli liderler, Mahabad Cumhuriyetinin Genelkurmay Başkanı General Mele Mustafa Barzani ve Hebûn hareketinin Başkomutanı İhsan Nuri ile sınırlıdır. Başkaca general yoktur.

Bu durumda, Mazlum Ebdî tarihte üçüncü general.

Ancak, şu bir gerçektir: Atama ile lider olunmuyor. Olaylar ve olgular doğurur, lideri. General Mazlum Ebdî, değişik görüşteki Kürt çevreleri ve farklı dünyalarla geliştirdiği sıcak diyalogla, liderlik portresine renklilik katıyor. Bu da, Kürtlerin bir başka zenginliği…