Kürtler G20 eylemlerine neden katılmalı?

7/8 Temmuz tarihlerinde Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak olan G20 toplantısına herkes kendi gündemi ile geliyor. Avrupa’nın her yerinden değişik inanç ve görüşten birçok insan; ya G20 zirvesine katılanların tamamını, ya da katılımcılardan bir ya da bir kaçını protesto etmek için Hamburg’a gelip tepkisini ortaya koyacak.

Kimileri iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı tehdidin altını çizmek istiyor, kimileri AB içinde bir türlü giderilemeyen, hatta gün geçtikçe daha da kötüleşen bölgesel eşitsiziliğe vurgu yapmak istiyor. Kimileri ise dünya üzeride sürüp giden savaşlar ve onların ortaya çıkardığı gayri insanı durumu protesto etmek istiyor.

Kürtler de doğrudan bu günü ilgilendiren bir gündem ile Hamburg’da olacaklar. Her ne kadar Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalar resmi ağızlardan; Suriye iç savaşı, Irak sorunu, IŞİD vb. olarak tanımlansa da; bütün bu tamımlamaların içinde Kürtler ve Kürdistan gizli.

Eğer ortada bir Suriye sorunu varsa bunun içinde kocaman bir Kürt sorunu var, Irak meselesi de öyle. Ne IŞİD sorununu ne de çözümünü Kürtler olamadan konuşamazsınız. 

Hatta bu tarifi biraz daha derinleştirirsek; ne İran’da molla rejimini gündeminize alırken, ne de Türkiye’de Erdoğan sorununu konuşurken Kürt sorununu bir kenara koyup konuşmanıza devam edemezsiniz. 

Aslında yukarıda ismini zikr ettiğimiz sorunların tamamının bir parçası Kürt yani Kürdistan’ın yüzyılı aşkın süren sorunlarıdır. Dünyanın muktedirleri de bütün bu sorunları kapalı kapılar ardında konuşurken emin olun böyle konuşuyorlardır. Yerli işbirlikçiler yıllarca Kürt sorununu kapalı kapılar ardına hapsetmeye, saklamaya çalıştılar. 

Dünyanın geri kalanı da, ortada kendini ifade edecek, taleplerini ortaya koyabilecek bir Kürt iradesi olmadığı için buna razı oldu. Halbuki artık bu durum tamamen değişmiştir, günümüzde Kürtler artık; ne istediğini bilen örgütlü bir halktırlar.

Haklı olarak; her ağzını açtığında Kürtlerin bir parça özgür toprağına saldırmak isteyen; Türk devlet yetkilileri dünyanın neresine giderlerse gitsinler; Kürtler barışçıl protesto hakkını kullanmalı ve Türk devlet yetkililerinin bu tutumunu protesto etmelidirler.

Burda sorun provokasyonlar gelmemek olmalıdır; toplantı ve gösteri hakkı bütün demokratik ülkelerin anayasalarında temel bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır. Bizlerde bu hakkımızı kullanmakta tereddüt etmemeliyiz. 

Ortadoğu’daki bütün çatışma ve çözüm tartışmalarının tamamının tam da orta yerinde duran Kürtler mutlaka kitlesel olarak taleplerini ortaya koymalı; sadece Türkiye, İran, Suriye Rejimi ve Irak Hükümetlerine değil, bütün dünyaya biz buradayız ve „bundan sonra bu bölgede bizsiz hiç bir çözümü kabul etmiyoruz!“ demelidirler.

Demokratik Türkiye, Demokratik Ortadoğu, Özgür Kürdistan taleplerini yaşadıkları ülkelerin yasalarını da gözeterek her yerde ortaya koymalıdırlar. Birçok çevre Hamburg’a kendi gündemi ile gelecek; bir çoğunun gündemi ile bizim gündeminiz çakışmayabilir; fakat bunu G20 sürecinde taleplerimizi ortaya koymamanın bir nedeni haline getirmemeliyiz. 

Kürtler ve Kürdistan günümüz itibariyle yaşadığımız dünyanın en önemli tartışmalarının tam da ortasında duruyorlar; öyleyse Kürtler gerek diplomasi, gerekse de toplantı ve gösteri hakkını en etkili kullanıp kendilerini görünür kılmalıdırlar.

Kürtler bir yüzyıl boyunca marjinalleştirilmeye çalışılmış; yok sayılmış bir halktır, buna bir daha asla izin vermemek lazım. Bizler bu coğrafyanın en kadim halkıyız; bu coğrafyada ne olmuşsa doğrusuyla yanlışıyla Kürtlerin katılımı ile olmuş.

Selahaddin Eyyubi’siz bir İslam tarihi olur mu, ya da Ehmedê Xanî’siz bir Doğu edebiyatı, veya en ırkçısından en liberaline kadar bütün Türklerin her fırsatta övündüğü; Osmanlı İmparatorluğu veya Kurtuluş Savaşı?

Biraz daha güncele gelirsek; Kobanê direnişi olmasaydı bugün IŞİD barbarlığının bitirilebileceğini konuşuyor olabilir miydik?

Öylese artık Kürtlerin kendileri için var olma zamanı çoktan geldi de geçiyor; 7/8 Temmuz’da da demokratik hakkımızı kullanmalı, görünür olmalı ve taleplerimizi ve taleplerimiz konusundaki kararlılığımızı ortaya koymalıyız!