Kürtlerin mezarları, izi kalmayacak  –   Zeki AKIL

Türk devletinin Kürtlüğü yeryüzünden silmek istediği biliniyor. Böyle bir halk ne var olmuş ne de var olacak! Türk tarih kitaplarında böyle bir halktan hiç söz edilmez. Yurt dışında basılan harita ve kitaplarda Kürt, Kürdistan geçtiğinde de hemen harekete geçerler ve protestolar, kınamalar, düzeltme peş peşe gelir. Bu konuda çok tutarlı ve istikrarlı hareket ederler. Hangi hükümetin başta olduğunun önemi yoktur. Devlet politikası olduğu için bütün hükümetler otomatik olarak gereğini yaparlar.

Kürdistan coğrafyasında bütün yer isimleri Türkçeye çevrilmiştir. Kürtlerin çocuklarına Kürtçe isimler vermesi yasaklanmıştır. Türk tarih kitaplarında, okulların ders müfredatında herkesin Türk olduğu ve orta Asya’dan geldiği öğretilir. Sınırsız bir asimilasyon, derin bir bilinç çarpıtması ve beyin yıkama faaliyeti yürütülür. Hiçbir müzede ve tarihi kalıntıda Kürtlere ait bir şeyden söz edilmez. Dediğimiz gibi böyle bir halk var olmamıştır, kendisinden geriye bir şey kalmamıştır! Kürtlerin tarihi Anadolu ve Mezopotamya’da Türklerden çok eskiye dayansa da kurgulanan tarih tezi Kürtlerin yokluğu üzerinedir.

Türk ırkçıları için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, denirdi. Şimdi anlaşılıyor ki, bu belirleme de eksik kalıyor. Beyaz Türkler için en iyi Kürt ölü olan değil hiç olmayandır. Çünkü Kürt’ün ölüsüne de bu ülkede yer yoktur. Kürt filozofları, şair ve tanınan şahsiyetlerine ait hiçbir anıt veya mezar yoktur. Yakın tarihte Kürtler içinde en fazla tanınan şahsiyetler Şeyh Said, Seyid Rıza, Saide Kurdî gibilerinin mezarları yoktur. Devlet bilinçli ve planlı bir şekilde bu insanların cenazelerini ailelerine vermemiştir. Cenazelerin yerini bir devlet sırrı olarak gizlemiş ve günümüze kadar sürdürmüşlerdir.

Şimdi gerilla cenazelerini kaçırıyorlar. Halkın çocukları için yaptığı mezarları, şehitlikleri bombalıyor veya mezarlıklara baskınlar yapıp onların adını, izini taşıyan taşları parçalıyorlar. Garzan mezarlığından çıkarıp götürdükleri yüzlerce insanın kemiklerini ailelerinin bütün girişimlerine rağmen vermediler. Hukuki girişimlerin tümü sonuçsuz kaldı. Nereye gömdüklerini sakladılar. Şimdi basından izliyoruz ki, ailelerin girişimleri sonucu bazılarının kemikleri çıkarılmış. Ama nereden çıkarılmışlar? Tam da tarihi ve ibretlik bir manzara ve anlayışla karşı karşıya olunduğu bir kez daha görüldü.

Siz bu insanlara değer verdiniz, onlara mezarlar yaptınız, şehitlikler kurdunuz. Ama bizim yanımızda onlar ölü de olsa saygı görmez ve aşağılanır, dediler. Kürt’e ait hiçbir yer ve isim, iz kalmayacak. Hakkınızda verilen tarihi karara uyacaksınız, uymazsanız biz uydururuz, diyorlar. Garzan’dan çıkarılan cenazeler İstanbul’a götürülmüş. Sanki İstanbul veya başka bir bölgede bu insanların kemiklerini gömecekleri bir yer kalmamış gibi bir kaldırımın dibine gömmüşler. Televizyonlarda naylon kaplar içinde toplu gömülen bu kemikleri izledik. Bu görüntüler ve haberler ciltler dolusu tarih kitabı okumaktan daha öğretici ve gerçekleri çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor.

Gerilla Egit’in kemiklerini kargo ile annesine göndermişlerdi. Annesinin kucağında kemiklerle görüntüsü de basına yansımıştı Kürtlere neyin reva görüldüğünü bütün dünya gördü. Şimdi Egit’e yapılandan daha ağır bir saldırı var. Yaşamını verenlerin yüksek idealleri olsa veya siz onları değerli görseniz de bizim için bir şey ifade etmezler, deniyor. Siz onları yüceltseniz de biz onları aşağılayacağız, sizin hiçbir değerinize saygı göstermeyeceğiz, diyorlar. Siz onlara anıt yaparsanız, biz de ayaklar altına alırız, deniyor. Bunu böyle kabul etmek gerek. Kaldırım diplerine gömmenin başka bir açıklaması yoktur. Bu kemikleri oraya gömenlerin dinden, insandan veya yasalardan haberlerinin olmadığını kimse söyleyemez. Bu bilinçli ve kasıtlı bir uygulamadır. Size ve size ait olan hiçbir şeye saygı göstermeyeceğiz, aşağılayacağız ve ayaklar altına alacağız, mesajı veriliyor.

Kürt halkının ormanları yok ediliyor. Coğrafyası, Hasankeyf gibi tarihi mekanları ortadan kaldırılıyor. Kürt coğrafyası içinde yaşayan bütün canlılarla birlikte günü birlik savaş uçaklarıyla bombalanıyor. Efrîn ve Serêkaniyê’de olduğu gibi etnik temizliğe tabi tutuluyor. Her yerde Kürtler hedefte, öldürülüyor, sürülüyor. Ancak bunlar Türk ırkçılarının yok etme ve savaş tutkularını yatıştırmaya yetmiyor. Saldırılar mezarlara, kemiklere varmış durumda. Ne kadar derin bir kin ve düşmanlık! Kürt halkı ve demokrasi güçleri bunları unutacak veya normal mi görecek?