Kuzey kutbunda yangın var!

Evet, bildiğiniz Kuzey Kutbu, hani buz gibi ve ıslak olan o yerde  Rusya’dan Grönland’da, oradan Alaska’ya çok geniş alanları, hayret verici derecede yüksek sayıda yangın yiyip bitiriyor.

Matt SIMON

Şu cümleyi okuyacağınız aklınıza gelir miydi? Kuzey Kutbu yanıyor. Evet, bildiğiniz Kuzey Kutbu, hani buz gibi ve ıslak olan o yerde Rusya’dan Grönland’da, oradan Alaska’ya çok geniş alanları, hayret verici derecede yüksek sayıda yangın yiyip bitiriyor.

“’Kuzey Kutbundaki yangınlar’ diyoruz ama, ‘Kuzey Kutbu’ ile ‘yangın’ kelimeleri daha önce hiç yan yana kullanılmadı. Yangın biliminde yepyeni bir şey bu,” diyor Guillermo Rein. Kendisi Imperial College London’da bu alanda çalışmalar yürütüyor. “Kuzey Kutbu yangınları çok nadirdir ama hiç görülmedik de değildirler. Görülmedik olan şey, çıkan yangın sayısı. Gezegenin etrafındaki uydular, daha önce hiç bu seviyede yangın olayları tespit etmemişlerdi.”

Emisyonlarda niye böyle sıçramalı bir artış oldu? Çünkü bunlar olağan orman yangınları değil. Birçoğu ta turbadan (bataklık kömürü) yanıyor. Belki biliyorsunuzdur, turba, İskoç viskisine isli, dumanlı notaları veren şey ama aynı zamanda tüm ekosistem için turbalık olarak bilinen süngerimsi bir temel de teşkil ediyor. Aşama aşama birikerek metrelerce kalınlıkta bir katman oluşturan, yosun gibi yavaş yavaş çürüyen organik maddelerden oluşuyor. Yeterli zaman ve basınçla, en sonunda karbon emisyonlarının tartışmasız ağır sıklet şampiyonu olan kömüre dönüşüyor.

Turbalıklar kurutuluyor

Dünya üzerindeki en büyük doğal karasal karbon deposunu turbalıklar oluşturuyor. Ağaçlar turbanın düşük oksijen içeriği nedeniyle genellikle fazla uzamasa da, bu bataklık çamurundan ekosistemin geri kalanı filizleniyor. Yaprak gölgeliği ince, bu da toprağa daha fazla ışığın erişebildiği ve ıslak, yumuşakça bataklık yosunlarının ya da McMaster Üniversitesi’nden ekohidrolog Mike Waddington’ın “süper yosunlar” dediği şeylerin büyümesini sağladığı anlamına geliyor. Sağlıklı bir ekosistemde, bu yosunlar turbalığı yanmaktan alıkoyar. Gerçekten de, diri turbalıklar yangın emniyet şeridi vazifesi görebilir ve bitişiklerindeki yangınların yayılmasını durdurabilirler.

Ama ne yazık ki burada devreye insanlar giriyor. İnsanlar geliyor ve insanların yaptığı şeyleri yapıyorlar. Mesela tarım için turbalıkları kurutmak veya Kuzey Kutbunu emisyonlarımızla ısıtmak gibi. Turbalık ıslakken, yüzde 95’i sudur ama kurudukça çeker ve doğadaki en kolay tutuşur maddelerden biri haline gelir. “Daha kuru ve daha yoğun olması çifte bela,” diyor Waddington. “Bu tür turbalıklar tutuşursa, tek bir yangında 1000 yıllık karbon birikiminden fazlası yanabilir.” Bunun sonucu olarak da, her bir hektar için atmosfere 200 ton karbon karışabilir. Tipik bir otomobil, yılda 5 ton karbon yayıyor.

Kurumuş turba yandığında, süper tuhaf bir şekilde yanıyor. Kaliforniya’da, şiddetli sonbahar rüzgarları, dakikalar içinde 30.000 kişinin yaşadığı kasabayı sarmadan önce kuru otları, çalıları ve ağaçları yutan geçen yılki büyük yangında olduğu gibi, alevleri kuvvetlendirip yayıyor. Ama turba alev tutuştuğunda, diyelim ki yüzeye yıldırım düşmesi ardından, sigara gibi için için yanıyor, yanma aşama aşama derine iniyor, yanlamasına tüm ekosistemi sarıyor ve toprakta muazzam delikler açılmasına neden oluyor. “İçine girip gözden kaybolduğum içten içe yanan delikler gördüm,” diyor Rein.

Aylarca süren yangınlar

Bu üç boyutlu yangın, tek seferde belki de aylarca devam ediyor ve hem aşağı hem de yanlara doğru karbon bakımından zengin materyalleri yiyerek yayılıyor. “Muazzam büyüklükteki karbon emisyonlarına, ekosistemin muazzam ölçülerde zarar görmesine, toprağın ve kök sisteminin muazzam zarar görmesine yol açan şey, bu iki fenomenin bir araya gelmesi işte,” diyor Rein. “Bu gezegende bundan daha inatçı başka bir yangın türü yok.”

Bu inatçılık, bir turba yangının sağlıksız bir ormana ulaşması halinde özellikle tehlikeli hale geliyor. Burada, toprak daha oksijen taşıyor ve ağaçların daha yüksek olmasını sağlıyor. “Ağaçların büyüklüğü arttıkça, gölgeler yosunların kriptoniti [onları öldüren şey, ÇN] haline geliyor aslında,” diyor Waddington. “Büyümeleri duruyor ve karbon depolamayı bırakıyorlar. Bu yüzden ağaçlar daha yanıcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda, yüzeydeki yanmaya dirençli yosun tabakasını da kaybetmiş oluyorsunuz.” Bu, tam da kontrolden çıkan bir yangın tarifi.

Yosunlar karbon depolamazsa, sebep olduğumuz bu beladan kurtulmamıza da yardım edemezler. Bu yüzden tuhaf bir çözüm öne çıkıyor burada: “Ağaç keserek daha fazla karbon depolayabilecek olmanız akla aykırı gibi görünebilir ama tam olarak bu gerekiyor,” diyor Waddington. “Yosunları büyütmüş olursunuz ve yalnızca karbon depolamakla kalmaz, gelecekte yangın çıkması riskini de azaltırsınız.” (Yani, ağaç dikmek bazen yarardan çok zarar getirir.) Ama bu da, Kuzey Kutbundaki bataklıklar boyunca ormanların iyi yönetilmesini gerektiriyor. Bu ise ABD’de küçük çapta bile yapamadığımız bir iş.

Son duyuşunuz olmayacak

Dolayısıyla, karşımızdaki, iklim değişikliği dediğimiz muazzam karmaşada bir başka karmaşıklaştırıcı faktör daha oluyor: Turba yandığında, çok fazla CO2 yayıyor ve turbalıklar sağlıklı değilse, hiç CO2 yakalamıyorlar. Bunun iklim değişikliğine ne derece etkisi olacağı ise henüz net değil. Kuzey Kutbundaki durumun ne kadar kötüleşeceği de öyle. Ama sorun acayip acil: Turbalıklar dünyanın 1,3 milyon mil karelik bir bölümünü kaplıyor ve 60 yıl boyunca fosil yakıt yakarak çıkaracağınız miktarda karbonu depoluyor.

Altta yatan ve kaçınılmaz sorun, hiçbir şeyin kesin olmaması. İklim değişikliğinin tek bir bileşeni bile —turbalıklar— daha bir sürü araştırma istiyor. Bir bütün olarak dünya sistemini oluşturacak şekilde birbirleriyle etkileşim içinde olan akıl uçuklatıcı sayıdaki diğer bileşenleri daha hiç hesaba katmıyoruz. Ama modeller giderek daha da iyileşiyor ve insanların atmosfere pompaladığı CO2’ye ek olarak, daha fazla doğal emisyon kaynağını hesaplamalara dahil ediyor. Bu arada da Kuzey Kutbu yanıyor. Ve bu cümleyi son duyuşunuz olmayacak bu.

* wired.com

Çeviri: Serap GÜNEŞ


Yağmur ormanları yanıyor

Amazon’dan Sibirya’ya büyük orman yangınları tüm dünyayı ateşe veriyor. En endişe verici olanı Amazon yağmur ormanlarında. Devasa yangınlarda rekor sıcaklık, kuraklık ve ormansızlaşmanın yanı sıra en büyük etken insan faktörü.

UMAİR IRFAN

Bu ay Sibirya’da 21.000 kilometreden daha büyük bir alanda orman yangını meydana geldi. Rusya’da ise olumsuz anlamda bir rekor kırıldı. Rusya ormanlarında çıkan ve günlerce söndürülemeyen devasa yangınlardan çıkan duman, Novosibirsk gibi büyük şehirler de dahil olmak üzere ülkenin büyük kısmının üzerinde kara bulutlar oluşturdu. Yoğun dumanlar Pasifik Okyanusu’nu aşarak Amerika Birleşik Devletleri’ni de etkiledi.

Geçtiğimiz Pazartesi günü, Kanarya Adaları’ndaki orman yangınları yüzünden  8.000’den fazla insan yaşadığı ortamdan kaçmak zorunda kaldı. Hafta sonu boyunca Alaska’da süren yangınlar yüzünden, olağandışı, uzun bir yangın mevsimi yaşandığını açıklandı.

Alevler kış boyu sürebilir

Geçtiğimiz hafta Danimarka, Grönland’a yaklaşan bir orman yangını yüzünden bölgeye çok sayıda itfaiyeci kaydırmak zorunda kaldı. Yetkililer, yangın kısa sürede söndürülmediği takdirde, hali hazırda rekor sıcaklıklar yüzünden buzulların erimesi tehdidiyle mücadele eden bölgede, alevlerin kış boyu süreceğinden endişeleniyor.

Fakat belki de en endişe verici olanı, dünyanın en büyük tropik ormanı olan Amazon yağmur ormanlarındaki yangınlar. Burası, neredeyse hiçbir zaman kendi başına yanmayan bir alan, ancak son yangınlarda alevler o kadar yoğunlaştı ki, Pazartesi günü Brezilya’nın en büyük şehri olan São Paulo’nun gökyüzünü kararttı. Giderek yayılan ve büyüyen yangınlar yüzünden Amazonas eyaleti acil durum ilan etti. Sosyal medyada da #PrayforAmazonia etiketi milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı.

Gezegen yeniden şekilleniyor

Bu yangınların çoğu, bu yıl dünyanın birçok yerinde yaşanan görülmemiş düzeyden bir sıcaklık ve kuraklıktan (nemsizlikten) kaynaklanıyor. Amazon yangınları ise, insanların gezegeni nasıl radikal biçimde yeniden şekillendirdiğinin kusursuz bir işareti.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, geçtiğimiz hafta, geçen Temmuz ayının şimdiye dek ölçülen en sıcTk Temmuz olduğunu bildirdi. Şimdiye dek ölçülen en sıcak beş temmuz da son beş yıl içinde gerçekleşti.

Paris 45.5 derece

Bu, sadece şu anda yaz olduğu kuzey yarımküreyi değil, tüm dünyayı tehdit eden bir durum. Geçen ay ortalama küresel sıcaklık, 20. yüzyıl ortalamasının üzerinde, yaklaşık 17 derece idi. Bu rakam, çok gibi görünmeyebilir, ancak bunun aşırı uçları gizleyebilecek bir ortalama olduğunu unutmayın. Ve geçen ay çok fazla aşırı uç vardı.

Hollanda, Almanya ve Belçika sıcaklık rekorları kırdı. Paris, şimdiye kadarki en yüksek sıcaklığını 45.5 derece olarak kaydetti. Polonya, Çek Cumhuriyeti ve İspanya’nın bazı bölgelerinde görülmemiş yüksek sıcaklıklar yaşandı. ABD’de devasa bir alan, geçen ay minumum sıcaklık rekor seviyelere ulaşmışken, bir ısı dalgasıyla adeta fırınlandı.

Şu anda yanan bölgelerin çoğunun geçtiğimiz ay aşırı derecede sıcak olması şaşırtıcı değil: Sibirya, Alaska, Kanarya Adaları.

Alaska ve Kanarya Adaları da bu yıl ciddi kuraklıkla uğraştı. Mayıs ayında, Alaska, “aşırı kuraklık” bildirimi yaptı. ABD Drought Monitor’e göre devlet  ilk kez böyle bir not kaydetti.

Yüksek ısı düşük nem

Bu koşulların uzun zamandan beri orman yangınlarını alevlendirdiği biliniyor. Yüksek ısı ve düşük nem, bitkilerin kuruması anlamına gelir. Ancak yangınlarda insanların da kritik bir rol oynadığı biliniyor. Tıpkı Amazonlarda olduğu gibi, insan faktörü yangının altında yatan neden olabildiği gibi, kendi müdahalesi dışında çıkan orman yangınlarını daha da kötüleştiriyor.

Birçok ekosistemde, orman yangınları doğal ve zorunlu bir olgudur. Çürüyen çalı çırpıyı temizler, besin maddelerini toprağa geri kazandırır ve hatta bitkilerin çimlenmesine yardım eder. Ancak son yıllarda insanlar her adımda orman yangınlarından kaynaklanan tahribatı daha da kötüleştirdi. Doğal yangınların bastırılması, kuru bitki örtüsünün birikmesine izin verdi.

İnsan faaliyeti iklimi değiştiriyor

İnsanlar tutuşmaya hazır alanlara daha da yakınlaşıyor ve  düşmüş elektrik hatları, serseri kıvılcımlar veya kundaklama yoluyla, orman yangınlarının çoğuna neden olabiliyor. Özellikle de yıllarca suya doymuş olan Amazon yağmur ormanları, doğal olarak yanmaz. Buradaki yangınlar insanlar tarafından tetiklenir. Brezilya’da, yangın riski nedeniyle yılın bu döneminde yasadışı olsa da, çiftçilerin tarla tarımı ve otlak alanını temizlemek için ormanlarda yarık açma ve yakma taktiklerini kullandığı defalarca görüntülendi ve kanıtlandı.

Ülkedeki  yasa dışı tomruk kaçakçılarının da yerlileri  topraklarından çıkarmak ve kendi izlerini örtmek için bir taktik olarak yangın çıkardığı biliniyor.  Amazon yağmur ormanları, bugüne dek bildirilen 72,843 ihbarla, bu yıl rekor sayıda yangın yaşadı.

Brezilya ‘yalan’ dedi

Brezilya’nın Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü (INPE) araştırmacısı Alberto Setzer Reuters’e verdiği demeçte, “Bu yılki iklim ya da Amazon bölgesindeki ortalamanın biraz altında olan yağışlarla ilgili anormal bir şey yok” dedi. “Kuru mevsim;  yangının çıkması  ve yayılması için elverişli koşullar yaratır, ancak yangını başlamak, kasıtlı olarak veya kazayla insanların işidir.”

Brezilya’daki mevcut orman yangınlarının kaynağı henüz tespit edilemedi  ve hükümet bunu keşfetmeye meyilli değil. INPE’nin direktörü Ricardo Galvão, bu ayın başlarında yaptığı, ajansın Amazon’daki ormansızlaşma oranının yüzde 88 oranında arttığını belirlediklerini bildirdi, ancak Başkan Jair Bolsonaro, ormansızlaşma verilerine “yalan” dedi.

Ancak bu ormansızlaşma durumu, bölgesel sonuçlara neden olacak. Toprağı sabitlemek ve nemi korumak için ağaçlar olmadığında alttaki bitki örtüsü kurur ve yanmayı kolaylaştırır. Ağaçlar ayrıca büyük miktarda suyu buharlaştırır ve yağmur ormanlarının kendi yağışlarını oluşturmasına yardımcı olacak yoğunlaşmayı sağlayan kimyasallar yayar.

Şu anda, Amazon kadim halinden yüzde 15 veya daha fazla ormansızlaştırıldı ve bilim adamları bu oran yüzde 25’e ulaşırsa, ormanın içinde su çevrimini sağlayan yeterli ağaç olmayacağından endişe duyuyor.  Bardağı taşıran son bir sınır noktası geçilecek ve sonunda Amazonlar savanaya dönüşecek. Bunun dünyanın geri kalanı için de büyük sonuçları olacak. Zira Amazon yağmur ormanları büyük miktarda oksijen üretir. Bitki örtüsü, ısı tutucu gazlara oksitlenebilecek milyarlarca metrik ton karbonu tutar.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) bu ayın başlarında Amazon yağmur ormanları gibi alanların korunmasının iklim değişikliğini hafifletmenin ayrılmaz bir parçası olacağını belirtti. Ancak mevcut orman yangınları ve ormansızlaşma hızı ile dünya hızla yanlış yönde koşuyor.

Kaynak: vox.com

Çeviren: Alev Karakartal / Yeşil Gazete


75 binden fazla yangın

Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Kurumu INPE’ye göre bu yılın ilk sekiz ayında ülkede yarısından fazlası Amazon bölgesinde olmak üzere 75 bin’den fazla yangın çıktı. Halen 2,500 noktada yangınlar sürüyor. 2018’de 39,759 yangın çıkmıştı. Yangınlardan yükselen dumanlar komşu ülkeler, Peru, Bolivya ve Paraguay’a kadar ulaştı. Duman tabakası şimdi doğuya Güney Amerika’nın Atlas Okyanusu kıyılarına ilerliyor.


Dünyanın akciğerleri

5,5 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Güney Amerika kıtasının beşte ikisini kaplayan Amazon Ormanları’nın yüzde 60’lık bir bölümü Brezilya topraklarında yer alıyor. Küresel ısınmaya yol açan sera etkili gazların başında gelen karbondioksiti (CO2) hapsederek atmosfere salınımını engelleyen ormanlar, aynı zamanda tatlı su kaynaklarının korunması açısından da önemli.

Dünya Doğa Fonu (WWF) verilerine göre, Amazonlar tek başına 90 ile 140 milyar ton arasında karbondioksiti hapsederek, küresel ısınmadaki artışı sınırlandırmada önemli bir rol oynuyor. Bu ise tek başına binlerce şehrin saldığı karbondioksit miktarından fazla. Ayrıca bölgedeki Amazon nehri ve kolları ise tek başına dünyadaki donmamış tatlı suların beşte birini oluşturuyor.

Amazon Ormanları’nın olduğu alanlarda aynı zamanda 34 milyon kişi yaşarken, bunların 3 milyondan fazlası 400’ü aşkın farklı halka mensup yerlilerden oluşuyor.