Kırmızı Bülten terörüne son!

Halkların Demokratik Kongresi-Avrupa (HDK-A), AKP yönetimindeki Türk devletinin Avrupa’da yaşayan Kürt siyasetçilere, Türkiyeli sosyalistlere ve muhalif kesimlere karşı Interpol’ün bir tehdit aracı olarak kullanılmasını, “Kırmızı Bülten terörüne son” başlıklı dünkü açıklamasıyla protesto etti. 

Baskı ve işkenceyi Avrupa’ya taşıyor

HDK-A, AKP’nin baskı ve işkence politikalarını Avrupa’ya da taşımaya çalıştığını belirterek, “AKP şimdi de Avrupa’da politik nedenlerle göç etmek zorunda kalmış Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcilere, sosyalistlere, aydın ve gazetecilere Interpol araması üzerinden baskı uyguluyor” dedi. 

HDK-A, Avrupa’ya “suça ortak olma” diye seslendi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:”AKP-Erdoğan diktatörlüğü Türkiye ve Kürdistan’da halklarımızın, işçi ve emekçilerin, kadınların ve gençlerin seslerini boğmak, egemenlik çıkarları doğrultusunda zapturapt altına aldığı bir toplum yaratmak istiyor. Bu emelleri doğrultusunda 15 yıllık iktidarı boyunca Kürdistan’da savaşı tırmandırarak, batıda halklarımızın öncülerine dönük gözaltı, tutuklama ve yargısız infazlar gerçekleştirdi. Çeşitli vesilelerle çıkarttığı torba yasalar ve KHK’lar ile hukuksuzluğuna, adaletsizliğine yasal bir çerçeve oluşturmaya çalıştı.

Muhalif tek bir sese katlanamayan AKP şimdi de Avrupa’da politik nedenlerle göç etmek zorunda kalmış Türkiyeli Kürdistanlı devrimcilere, sosyalistlere, aydın ve gazetecilere Interpol araması üzerinden baskı uyguluyor. Türkiye’ye iade talepli tutuklama saldırılarının, son iki örneği İspanya’da İsveç vatandaşı Hamza Yalçın ve Almanya vatandaşı Yazar Doğan Akhanlı nezdinde gerçekleşti. İspanya’da güvenlik güçlerince, Interpol tarafından Kırmızı Bülten’le arandıkları gerekçesiyle tutuklanan Akhanlı daha sonra serbest bırakılırken, Yalçın’ın tutukluluğu halen devam ediyor.”

‘İltica hakkı ve uluslararası hukuk çiğneniyor’

Kırmızı Bülten ya da Interpol araması gerekçe gösterilerek tutuklamanın, özellikle Avrupa’nın herhangi bir ülkesine seyahat esnasında gerçekleştiğine dikkat çekilen açıklamada, “Interpol kaynaklı gözaltı ve tutuklamalar, Türkiye’de yaşanılan baskı ve şiddetin bir parçası ve devamı olarak gerçekleştiriliyor. Türkiye devleti, uzun zamandır Interpol arama sistemini Avrupa’da yaşayan muhaliflere yönelik bir baskı ve saldırı amacıyla kullanıyor. Bugünkü uygulamasıyla Türkiye’de yargılandığı bir siyasi dava üzerinden ceza alan herkes bu saldırının hedefinde. Mültecilik hakkını alarak uluslararası korumaya hak kazanan politik göçmenler, tam da ilticaya sebep olan sorunlar üzerinden Türkiye’ye iade edilmek isteniyor. Bu durum iltica hakkını tamamen ortadan kaldıran, yok sayan, uluslararası hukuku çiğneyen bir tutumdur” ifadeleri kullanıldı. 

‘Zorba politikasını Avrupa’ya taşıyor’

Açıklamada şunlar da kaydedildi: “Uzun zamandır Avrupa’da politik faaliyet yürüten muhalif, demokrat, devrimci kurumlara ve kişilere yönelik yandaş medyası üzerinden kara propaganda yapan diktatörlük, göçmen kitleler üzerinden kendisine bir taban yaratmak çabası içerisindedir. Hatta öyle ki, kimi ülkelerde açtıkları kurumları, göçmenler üzerinden etkin kılmanın bir çabası olarak, seçimlere de girerek siyaseten elini güçlendirmeye çalışıyor. Zorba politikaları ile Avrupa’ya da uzanan AKP-Erdoğan diktatörlüğü ‘Osmanlı Ocakları’ adı altında ya da başkaca isimlerle milliyetçi örgütlenmeler eli ile konsolosluklarda, okullarda, polis teşkilatlarında, ajan, ispiyon faaliyetleri örgütlemekte sınır tanımıyor.

Devrimci, yurtsever kurumlar içerisine ajan faaliyetleri, komplolar, örgütleyerek ilgili ülkelerin polis teşkilatına sızdırmak gibi provokasyonları sonuç vermeyen saray diktatörlüğü, uluslararası kamuoyu önünde de afişe oldu. Öyle ki Türkiye kanallı Interpol aramalarının sınırlandırılmasını beyan eden Alman devletinin yanı sıra SPD Başbakan Adayı Martin Schulz Türkiye ve Avrupa arasındaki hukuki ilişkilerin yeniden değerlendirilmesini dile getirdi. Avrupa Güvenlik Konseyi’nin (AGİT) en son açıklamalarında, Interpol’ü Türkiye tarafından gönderilen dosyaları daha dikkatli incelemeye davet edip uyardığı herkes tarafından biliniyor.”

‘Suça ortak olmayın’

HDK-A, Interpol’ün tek adam diktatörlüğünün hakim olduğu Türkiye’nin tutuklama ve iade taleplerini kabul etmemesi gerektiğini belirterek, “Baskı ve şiddetin, işkencenin, tutuklama saldırılarının insan yaşamını tehdit eden bir ülkeye dönüştürdüğü Türkiye’ye, Interpol aracılığı ile tutuklama saldırısı suça ortak olma anlamını taşımaktadır. DAİŞ saldırılarının yeni gerçekleştiği İspanya’da, devlet yetkilileri bu katliamcı çetenin suç ortağının AKP olduğunu asla unutmamalıdır. Bu sebeplerle Hamza Yalçın’ı derhal serbest bırakmalıdır” dedi. 

 HABER MERKEZİ