Macron Yasası krizi

Fransa Gündemi

Macron Yasası, Fransa’da siyasi çalkantıları beraberinde getirdi. Manuel Valls yönetimindeki bakanlar kurulunun yasayı meclise taşımadan 49-3 anayasa maddesine dayanarak kabul etmesi tartışmaları alevlendirdi. Yasa tasarı olarak Fransa Parlamentosu’nda günlerce tartışılmış ve hakkında 2 bin 800’den fazla değişiklik önerilmişti. Hükümetin kararı nedeniyle UMP gensoruya hazırlanırken, Meclis ve Senato’daki sol gruplar da önergeyi destekledi. 

Fransa’nın Ekonomi Bakanı Emmanuel Macron tarafından hazırlanan yasa tasarısı, geçmişte Almanya iş piyasasını reforme eden Hartz-Kanunları’na benzetiliyor.

Yasaya adını veren Emmanuel Macron, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında hükümette yaşanan kriz sonrası Ekonomi Bakanlığı koltuğuna yerleşmişti. Bakanın yasa tasarısını meclisten geçirme girişimleri her defasında değişiklik önermeleriyle karşılık bulurken, hükümet söz konusu krizi aşmak için başka bir yönteme başvurdu. Meclis’te Başbakan Manuel Valls milletvekillerinin karşısına geçerek, Macron Yasası’nın reddedilme riskine karşılık anayasanın 49’uncu maddesi 3’üncü fıkrasını uygulamaya geçirdiğini söyledi. Bu da yasa metninin oylanmadan kabul edilmesi anlamına geliyor.

 Macron Yasası olarak da bilinen ve Fransa hükümetininin ekonomik krizi aşmak için çare olarak gördüyü yasada neler bulunuyor:

Yasa; işlerlerinin yıl içerisinde 5 Pazar günü açık olma hakkını 12’ye çıkarıyor. Turizm bölgelerinde ise her Pazar işyerleri açık olabilecek. Pazar günü çalışacak işçiler için ise ek bir ücret öngörülmüyor. Yasa, daha taslak aşamasındayken özellikle Turizm bölgelerinde örgütlü olan sendikalar sayısız eylem gerçekleştirerek ek ücret talebinde bulundu. Söz konusu sendikalar; Pazar günü çalışmanın bütünüyle devlet haliyle meşrulaştırıldığı, yasanın işçileri korumak yerine patronları koruduğunu vurguluyor.  

Tasarının tartışmalı bir diğer maddesi ise; işten çıkarmalardaki patronları koruyan bölüme ait. Buna göre, işten çıkarmalar söz konusu olduğunda ödenecek tazminatlar işyerlerinin ekonomik koşulları öngörülerek belirlenecek. Çalışanlara ödenecek tazminatlarda işçinin yaşı ve çalışma süreci dikkate alınacak. Yasa, çevresel etkileri nedeniyle tartışmalı olabilecek kentsel projelerde hükümetin kanun hükmünde kararnameleri kullanabilmesine de imkan sağlıyor. Yasa aynı zamanda şehirlerarası ulaşımda otobüs hatlarının yeniden devreye girmesini öngörüyor.

Yasa tartışmaları nedeniyle Fransız kadın hareketleri aylardır bir kampanya sürdürüyor. "İşime dokunma" başlığını taşıyan kampanyada söz konusu yasadan en fazla kadınların zarar göreceği belirtiliyor. Küçük işletmeler, mağaza ve turizm bölgelerinde en fazla kadınların çalıştığının altı çizilen eylemlerde Fransa’da çalışma koşulları içerisinde erkeklere göre yüzde 27 oranında az ücret alınmasının yanı sıra çalışma hakkına yeni bir saldırının eklendiği belirtiliyor.

Söz konusu tartışmalar alevlenirken, UMP; Sol Cephe, UDİ ve Yeşilleri’n de desteğiyle hükümete karşı gensoru hazırladı. 

 Çok ihtimal verilmese de Manuel Valls başbakanlığındaki sosyalist hükümet güven oylaması engelini aşamazsa, hükümetin istifası gündeme gelebilir. (Bu makale yazıldığında henüz Fransız Meclis’indeki oylama sonuçlanmamıştı.) Charlie Hebdo saldırısından sonra ortaya çıkan atmosferde hükümet kaybettiği güveni bir nebzede olsa yeniden toparlamayı başarmıştı. Saldırının sarsıntısı ve sonrasında alınan güvenlik tedbirleri, yasalar, ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi krizini gizlemeye yetmedi. AB’nin ekonomi konusunda koyduğu şartlar karşılanamazken, ülkede işsizlik de çığ gibi büyüyor. Hükümet çareyi Macron Yasası’da bulurken, bu hükümetin sonunu getirecek bir hamleye dönüştü.