Marx  ve odun hırsızları

“Nasıl ki ortada suç yokken suç olduğuna inandırmayı hiçbir zaman başaramayacaksınız, bizzat suçu hukuki bir fiile dönüştürmeyi de hiçbir zaman başaramayacaksınız. Sınırların arasını açtınız, ama sadece kendi çıkarınıza açtığınıza inanarak hata yapıyorsunuz.”

                                                                                                               (Karl Marx)

ZABEL MİRKAN / İSTANBUL

Marx’ın “Odun Hırsızlığı Yasasına İlişkin Tartışmalar” hakkındaki makalesi, 25 Ekim-3 Kasım 1842 tarihleri arasında Ren Gazetesi’nde yayımlandı. Ren bölgesinin sivil toplumu, Fransız Devrimi’nden ve Fransız varlığından, merkezinde özel mülkiyetin serbest tasarrufu ve görece bahsedilebilecek soyut eşitliliğin olduğu, Germen hukukunun feodal geleneklerinden kopuş teşkil eden bir yargı reformu miras almıştı. Bu şekilde, Prusya devletiyle çatışma halindeki modern bir sivil toplum doğmaya başlamıştı. Bir bütün olarak bu liberal Ren burjuvazisi, Fransız yargı kanunlarının, komün reformunun, kamusal özgürlüklerin de dahil olduğu, devrimin bazı kazanımlarını savundu. Otuz beş yıl boyunca Berlin hükümeti, bunların yerel düzeyde uygulanmasını izlemekle görevli Prusya idari bürokrasisinin genişlemesinin de eşlik edeceği çok sayıda dolambaçlı saldırı ve kısmi reformlar yoluyla bunu püskürtmeye çalıştı. Basına uygulanan sansür önlemleri, bu gerileten tutumun bir parçasıydı. Keza bu durum, 1843 baharında Ren Gazetesi’nin kapatılmasına, ardından da Marx’ın Fransa’ya sürgüne gönderilmesine dek vardı.

Ren Gazetesi

Gazete kapatılmadan bir sene öncesine kadar, 1842 yılında, Marx Ren Gazetesi’nin yazı işleri müdürüydü. Bu süreçte gazetede Ren Eyalet Meclisi’nde 1841’de yürütülen “Odun Hırsızlığı Yasasına İlişkin Tartışmalar” ile ilgili bir dizi makale yazdı. 12 Mayıs 1842 tarihli makalesinde, “yalnızca biçimsel olarak bir yasa” olan sansürü önleme yasası ile “özgürlüğün pozitif varlığı olduğu için gerçek bir yasa” olan “basın yasası”nı karşı karşıya koydu. 1843’te, makalelerinde genel olarak bir kamuoyunun ve bir kamusal alanın oluşumunda basın ile bir halkın zihnini birleştiren sıkı bağların altını çizdi. 1843’e gelindiğinde ise Ren Gazetesi’nin kapatılmasına karar verildi. Kapatılma kararının ardından yayımlanan makalelerinde Marx, bir kez daha “gazete muhabirinin tüm vicdanıyla halkın sesini, kulaklara gelen haliyle duyurduğunu” ifade etti. Onun yapabileceği yegane şey, “kendini, içinde bir fonksiyonu serbestçe seçebildiği çok kollu bir gövdenin küçük bir azası olarak görmek”ti. Bu mantık uyarınca, “günlük basının doğasına bağlı olarak” makalelerinin anonim yayımlanmasını istedi (bu yüzden kendi makaleleri imzalı değilmiş ve ölümünden uzun süre sonra bile Engels, yazarı teşhis etme konusunda tereddüt yaşamış). Marx ısrarlıydı. Kapatılma kararından dört gün sonra da şöyle dedi: “Kamuoyu tarafından üretilen özgür basın, aynı zamanda kamuoyunu üretir. Özgür basın akıl gibi, ama aynı zamanda kalp gibi, insanların durumuna göre hareket eder.”

Güncelliğini koruyor

Marx, Ren Gazetesi’ndeki makaleleri vesilesiyle mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, suç ve ceza konularına değinme imkânı buldu ve bu makaleler, kaleme alınmalarının üzerinden bir buçuk asır geçmesine rağmen Marx’ın irdelediği meselelerin güncelliğini korumaya devam ettiğinin birer kanıtı olarak karşımızda şimdi. Bu bağlamda, Marx’ın yazıları üzerine verdiği dersten yola çıkarak “Mülksüzler: Marx, Odun Hırsızları ve Yoksulların Hukuku” kitabını yazan Daniel Bensaïd, genç Marx’ın bu polemiksel yazılarını bağlamına oturturken, aynı zamanda, dün nasılsa bugün de dünyanın yağmalanmasına karşı çıkan mülksüzlerin günümüzde yaşadıkları zorluklar çerçevesinde bu tartışmanın felsefi kaynaklarını da gözler önüne seriyor.

Üç bölümden oluşan kitabın başlıkları şöyle: Odun hırsızlığı yasası ve yoksulların hukuku, Mülkiyetlerin sosyal savaşı, Yoksulların görenek hukukundan insanlığın ortak mallarına. Son bölümden sonra bir de ek bölümü var. Bu bölümde Marx’ın Ren Gazetesi’nde yayımlanan makalelerinden bazılarına yer veriliyor. Bu makalelerde Marx, odun hırsızlığının içeriğinden neyin suç olarak değerlendirileceğine, meclisin ve basının görevine kadar pek çok konuya değiniyor. Kitap bu kısma dek bile hayli ilgi çekiciyken, Marx’ın kendi anlatımlarının 2018’de bile güncelliğini nasıl koruduğunu göstererek kendini hayranlıkla okutuyor. Üstelik çok temiz bir çeviriyle…

Mülksüzler: Marx, Odun Hırsızları ve Yoksulların Hukuku

Daniel Bensaïd  / Dipnot Yayınları