Mayıs’ın anlattıkları

Mayıs ayına girdik. Bu ay tüm ezilenlerin evrensel ve ortak direniş günü olan 1 Mayıs ile başlıyor. Neredeyse her günü bizler için tarihsel olayların, özgür yaşam uğruna verilen bedellerin yıldönümlerinin karşılandığı bir ay olmaktadır.

2 Mayıs Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülerinden Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin’in işbirlikçi Kürtlüğün ihanetiyle katledildiği gün olmaktadır. 4 Mayıs, Dersim Soykırımı’nın başlangıç tarihidir.

6 Mayıs, Türkiye devrim önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 1972’de Ankara’da Türk devletince idam edildiği gündür.

18 Mayıs 1973’te Amed zindanında büyük direniş sergileyen Türkiye devrim önderi İbrahim Kaypakkaya ve yine 18 Mayıs büyük enternasyonalist ve Kürt Özgürlük Hareketi’nde Rêber APO’nun ilk yol arkadaşlarından ve ‘Benim gizli ruhum’ dediği emeğin, devrimci mütevaziliğin, yoldaşlık saygı ve sevgisinin adı olan Haki Karer’in; 1982’de Amed zindanında omuz omuza vererek bedenlerini ateşe yatıran Dörtlerin (Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Necmi Öner ve Mahmut Zengin) şahadete ulaştıkları gün olmaktadır.

Mayıs ayı aynı zamanda 1996 yılında Hewlêr’de Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin 36 kahramanının, Helinlerin, Ozanların, KDP tarafından katledildiği aydır. Kürdistan ve Türkiye halkları, ezilenleri özgürlük, eşitlik mücadelelerinde insanlığın en değerli, en güzel evlatlarının nasıl tarihi değiştirdiklerine ve bunu da hiçbir bedel ödemekten kaçınmadan yaptıklarına tanık oldular. Tanık olduk ve olmaya da devam ediyoruz.

Mayıs ayı bu nedenle Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimciler için, özgürlük sevdalıları için bir başka anlama, değere sahiptir.  Mayıs, egemenlere karşı baş eğmemenin sözünün verildiği aydır. Kapitalist sistemin, erkek egemenlikçi zihniyetin, iktidarcı-devletçi çizginin tüm zincirlerinin, çemberlerinin, sınırlarının aşıldığı aydır. Mayıs ayında yaşanan tüm şahadetlerin, verilen tüm bedellerin, adanan tüm canların bizlere verdikleri tarihsel dersleri, uyarıları tekrar tekrar düşünmemiz, kendimizi onların yaktığı aydınlıkta temizlememiz gerekiyor. ‘Ben kimim, hangi toplumsal değerlere aittim, şimdiye kadar nasıl yaşadı, bundan sonra nasıl yaşamalıyım’ soruları temelinde kendimizi özgürlük ve hakikatin zemzem suyunda arındırmamız gerekiyor.

Mayıs ayı şehitler ayıdır denilir. İşte bu ay içinde kendimizi onlar karşısında sorgulamaya, arınmaya, yeniden başlamaya; kim olursak olalım, sistemi yarattığı sınıflaşma içinde nerede yer alırsak alalım çok büyük ihtiyacımız olduğu açıktır. Onlar, halkların, kadınların, ezilenlerin devrimci ahlakını, devrim ölçülerini duruşlarıyla, yaşam ve mücadele tarzlarıyla herkese gösterdiler. Yerlerinde oturarak yapmadılar bunu. Ya da sadece sözle değil, sözü özle, sözü eylemle bir kılarak yürümeyi öğrendiler. Kapitalist modernitenin belirlediği sınırlara mahkum olmadan, hiçbir şeyi hazır beklemeden, siyaset yapma mekanlarında yapmadılar bunu. Egemenden, devletten çözüm beklemek yerine, çözümü toplumla kendini bir kılarak üretmeyi öğrendiler. Bizlere de bunu öğrettiler.

Verdikleri dersler dolu dolu… İşçi sınıfının yaşadığı acıları, ezilmenin getirdiği duyguları sadece uzaktan hissetmediler, onu yaşadılar. İşçi-köylü-memur demeden, sistemin yarattığı toplumu böl-yönet politikasıyla parçalanmayı aşarak, devrimi demokratik birli temelinde yürütmek gerektiğini anlattılar. Dersim Soykırımının acısını yaşamakla kalmadılar, bunu ve halklara yapılan tüm soykırımların acıyla birleştirerek, bu acıyı büyük toplumsal, tarihsel bilinçlenmeye, halk örgütlenmesine, sömürgecilere öfke ve hesap soruşa çevirmenin var olmanın en temel güvencesi olduğunu gösterdiler. Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinin başarısının devletlerin yaklaşımından önce, Kürt halkının birliğinden, farklılıların demokratik ulusal bilinçte, ruhta, iradede birleşmekten geçtiğini öğrettiler bize. Halkların özgür, eşit yaşam için ancak ortak, birbirini büyüten bir devrimsel çalışmaya ihtiyaçları olduğunu, egemenlerin en çok da bundan korktuğunu gösterdiler bize.

1 Mayıslar, Dersim anaları, Karasungurlar, İbrahimler, Denizler, Hakiler, Helinler, Ozanlar bizlere bunları öğretmeye devam ediyorlar.

Geçen hafta Rêber Abdullah Öcalan işte bu tarihsel dersi, Mayıs şehitlerinin beklentilerini bizlere tekrar hatırlattı. Kürt’ü Kürt’e kırdırmaya karşı birliğe, Kürdistanlı ve Türkiyeli halklarla birliğe doğru devrimi büyütmekten başka çözümün olmayacağını anlattı. Yani devletten ‘çözüm bekleme’ zamanı değil; kendini büyütme, yayma, herkesi çözüme getirme, yani devrim yapma zamanı…