Milli Güvenlik bildirisi savaş bildirisi mi?..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Irak Kürdistanı’nda yapılacak olan referandum için “Cevabımızı 22 Eylül günü vereceğiz” demişti. 22 Eylül önemliydi, çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplanacak ve açıklama yapacaktı. Ve o gün beklenen açıklama geldi: “Uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımız mahfuzdur”. Bu tümce önemli bir tümce, siyasetle yakından ilgilenenler ve belli bir yaş grubu bu tümcenin aynısını Kıbrıs Savaşı’ndan anımsayacaklardır.

Bu açıklamanın tam Türkçesi referandumdan dolayı Irak’a girileceğinin işaretidir. Sivil diplomatlar bu açıklamayı “İkili ya da uluslararası anlaşmalar” olarak algılasalar da, askerler için bu savaş anlamına gelmektedir.

Benim bildiğim bir anlaşma var, o da Irak ile Türkiye’nin sınırlarının değişmeyeceği üzerine kurulu bir anlaşma. Anlaşmanın detaylarını bilmiyorum, yani sınır değişirse iki devletten birinin diğerine müdahale hakkının doğup doğmadığını bilmiyorum. Ancak bu referandum ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, sınır değişmiyor. Irak Kürdistanı referandumdan “Evet” çıktığı taktirde “Türkiye sınırlarının 10 metre ya da 10 kilometre içine gireceğiz” demiyor. O zaman Türkiye bu hakkı kendinde nasıl buluyor anlamak zor.

Anlamak zor, dediğime bakmayın, herkes benim gibi uluslararası siyaset cahili değil, karşımızda bizi idare etmesine bile izin verilmeyen bir başbakan var ki tam evlere şenlik. Kendisi bu konuda cumartesi günü çok önemli bir açıklamada bulundu ve ben bu yazıyı bunun üzerine yazmaya karar verdim. Binali Yıldırım açıklamasında “Referandum Kürt kardeşlerimizin meselesi değildir” dedi. Dünya siyasetçileri bu açıklamayı duyunca ne düşündüler bilemiyorum ama ben kendime ve yoldaşlarıma çok kızdım. Böyle bir başbakan var ve biz hâlâ bu iktidarı deviremiyoruz. Böyle bir başbakan var ve bu halk kendisini milletvekili olarak seçip meclise gönderiyor. Bu önemli söyleyen başbakan hükümete başkanlık ediyor ya da ettiğini zannediyor. Zaten zannetmesi daha da vahim bir durum, ailesi ve çevresine başbakan olduğunu söylüyor. Burada İstanbul Büyük Şehir Belediye eski başkanı Kadir Topbaş’ın istifa ederken söylediği “Her şeyi affederim ama adam yerine koyulmamayı asla” demesinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamış oldum.

Cumartesi günü kulağıma başka bir söylenti daha geldi. O da Irak’tan Türkiye’ye ateş açıldığı ve 2 kişinin yaşamını yitirip, 2 kişinin de yaralandığı üzerine. Bu henüz basına yansımadı, sanırım yansımayacak da. Belki de haber elde tutuluyor ve Irak’a girmenin gerekçesi olarak gösterilecek.

Bugünlerde silahlı kuvvetler Irak’a girerse hiç şaşırmayalım. Girerse de, nasıl gireceği meçhul. Erdoğan Suriye’ye girmek istediğinde buna karşı çıkan askerler vardı. Şu an bu askerlerin bir kısmı hapiste, bir kısmı da askeriyeden ihraç edilmiş durumdalar. Askerin söylediği gerekçe şu: “Hükümet ve meclis bir savaş kararı alırsa bizim buna uymak zorunluluğumuz var. Askerler böyle bir karar alınmadan önce kendi aralarında toplanırlar ve hükümete ya da kimi yetkililere olasılıkları söylerler. Suriye konusunda da aynı şey oldu. Hava ve deniz desteği olmadan sadece kara kuvvetleriyle savaşa gidemezsiniz. Suriye’ye karadan girdiğiniz taktirde hava desteği veremezsiniz, çünkü uçuş yasağı var, denizden koruyamazsınız, askeri gemilerin oralara girmesi yasak. Böyle durumlarda asker yetkiliye savaşın uygun olmadığını açıklar. Hükümet bunu dinler ya da dinlemez ama gerçek budur.”

Evet, bugün Irak Kürdistanı’nda referandum yapılacak. Türkiye bu konuda savaş açacak mı, göreceğiz. Geçenlerde PKK tarafından PKK üst yöneticilerine suikast amacıyla gönderilen ama PKK tarafından yakalanan MİT yetkililerini yazmıştım. Bu eylemdeki amacın seçimsiz bir Türkiye mizanseni olduğunu da söylemiştim.

2 MİT mensubu yakalanınca o girişim fiyaskoyla sonuçlandı. Bence bu savaş kararı diğer başarısızlıktan sonra alınan bir karar. Savaşa girip, savaş durumunda seçim olamayacağı ve Erdoğan’ın kendisini başkomutan ilan edeceği günler yaklaşıyor. Bu günlerde askeriyeden yeni istifalar gelirse şaşırmayın, kritik günler çok yakın. Erdoğan kendi gidişini hızlandırıyor.