Mülteci-vatandaş ayrımı yapılamaz

 İsviçre’de onbinlerce mültecinin Koronavirüse karşı korumasız olduğunu belirten onlarca örgüt “mülteci-vatandaş” ayrımı yapılamaz diyerek acilen bir dizi tedbir alınması çağrısında bulundu.

ALİ ÖZŞERİK / ZÜRİH

İsviçre’de Koronavirüse karşı mücadelede mülteciler için gerekli önlemlerin alınmadığını söyleyen ve bununla ilgili bir an önce harekete geçilmesini isteyen Kürdistanlı, Türkiyeli ve İsviçreli onlarca örgüt ortak bir açıklama yaptı. Kamplarda acilen tedbirler alınmasının talep edildiği açıklama, Mülteciler İçin Devlet Sekreterliği’ne (SEM) de gönderildi.

Covid-19 virüsünün İsviçre’de de hızla yayıldığına dikkat çeken örgütler, virüsün yayılma hızına denk yeterli tedbirlerin alınmadığı eleştirisinde bulundu. Onbinlerce mültecinin kamplarda yaşadığını belirten örgütler, “Mültecilerin yaşam alanlarının koronavirüs pandemisine karşı düzeltilmesi için tespitlerimizi ve önerilerimizi kamuoyu ve resmi kurumlarla paylaşmak istiyoruz“ açıklamasını yaptı.

Hijyen koşulları yetersiz

“Havalandırma, hijyen ve temizliğin az olduğu bu yerlerde ortak yaşam bir zorunluluk olup, burada kalanların başka seçenekleri de yoktur. BM Mülteciler Şartı’nda da belirtildiği üzere; her bir mülteci iltica ettiği ülkede vatandaşlara verilen sağlık hizmetlerinin aynısından faydalanma hakkına sahiptir. Bu durum salgın gibi durumlarda alınacak sağlık önlemleri ve hizmetlerini de kapsamaktadır“ diyen kurum ve kuruluşlar, mülteciler için alınması gereken önlemlerin ve uygulamaların derhal hayata geçirilmesini istedi.

200 kişi birlikte yemek yiyor

Açıklamada devamla şu bilgiler de paylaşıldı: “Bazı kamplarda 200 kişilik kamp sakinleri bir anda aynı salonda yemek yemek zorunda kalmaktadır. Bu durum en az 1 metre kuralının uygulanmasını engellemektedir. Bazı kamplarda karantina odaları oluşturulmuşsa da bunlar yetersiz olup karantina şartnamelerine uygun değildir.

Her odada 8 kişi

Odalar çok kalabalık, bazı kamplarda her odada 8 kişi kalmaktadır. Kişisel hijyen için koşullar yok, her an birbirine hastalık bulaştırma tehlikesi var. Temizlik malzemelerine ulaşmada ciddi sıkıntılar bulunuyor. Tuvalet ve banyolar ortak kullanılmakta ve denetimi yapılmamaktadır.

15 kişi 1 mutfağı kullanıyor

Bazı yerlerde 15 kişi 1 mutfağı kullanmak zorunda kalıyor. Olağandışı bu dönemde olağanın dışında harcama yapıldığı için haftalık verilen yardım yetersiz kalmaktadır. Kronik hastalığı olan yaşlı kişiler hâlâ bu kamplarda yaşıyor. Kamplarda dezenfektanlar, maske, ilk müdahale ve kontrol malzemeleri oldukça yetersizdir.”

Mülteciler evlere nakledilmeli

Bu dezavantajlı durumun dikkate alınmasını isteyen sivil toplum kurumlarının taleplerinde öne çıkanlar ise özetle şöyle:

  • Bu süreçte bütün mültecilik görüşmeleri askıya alınmalı.
  • Mültecilik başvurusu olumsuz sonuçlanan bütün dosyalarda hak düşürücü süreler durdurulmalı.
  • Şiddetin önüne geçmek için kadınların ve gençlerin sorun yaşadıkları anda hızla ulaşabilecekleri kurum ve kuruluşlar hakkında ivedilikle bilgi verilmelidir.
  • Salgına karşı yeterli donanımı olmayan tüm kampların derhal kapatılmasını ve buradaki insanların evlere naklini öneriyoruz.
  • Kronik hastalığı olan veya yaşlı olan kişiler, bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar kullananlar ve çocuklu aileler, evlere nakledilmelidir.
  • Hijyen, ilk müdahale malzemeleri yeterli miktarda ve daha düzenli aralıklarla verilmelidir.
  • Daha iyi bir beslenme ve kişisel hijyen için harçlıkların artırılması gerekmektedir.
  • İnsanların bir arada bulunmasını zorunlu kılan uygulamalardan kaçınılmalıdır. (İmza günü, 1 saatlik yemek zorunluluğu, haftada bir harçlıkların imza karşılığı dağıtımı, toplu bilgilendirme vs.)

İmzacı kuruluşlar ve kişiler:

Kürt Toplum Merkezleri İsviçre, İsviçre Kürt Kadın Hareketi (YJK-S), ROSARA FRAUENZENTRUM, Tamara Funiciello – Ulusal Konsey Üyesi, SP İsviçre Başkan Yardımcısı, Tove Soiland, Tarihçi ve feminist felsefeci, BastA! – Basel’in Güçlü Alternatifi, BFS – Bewegung für Sozialismus Zürich, BFS – Bewegung für Sozialismus Jugend, Zürich, Julia Wartmann, Gazeteci, Silke Treusch, MLGS, Daf Connection Basel, İHD İnsan Hakları Derneği, İsviçre Göçmen Dayanışma Ağı, Verein Städtepartnerschaft Basel-Van, Zürih-Amed Komitesi, Partiya Komînîste Kurdistan (KKP), Devrimci Parti, Pascal Pfister, SP Basel-Stadt Başkanlığı, Melanie Nussbaumer, SP Basel-Stadt Başkanlığı, Beda Baumgartner, SP Basel-Stadt Başkanlığı,  Edibe Gölgeli, SP Basel-Stadt Vekili, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB), Mor Kızıl Kolektif, Rojava Komitee Zürich, 1. Mai Komitee Zürich, Mardef – Maraş Dernekleri Federasyonu Devrimci Cephe, İsviçre Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ITIF), IGI, ESU, PYD, Feda – Alevi Federasyonu İsviçre, Atik İsviçre Komitesi,  IDHF – İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu, SYKP Schweiz – Sosyalist Yeniden Kurulus Partisi İsviçre, Revolutionäres queer-feministisches Bündnis Basel, IHDD – İnsan Hakları ile Dayanışma Derneği, PDA – Partei der Arbeit der Schweiz.


Weinfelden Kampı’nda neler yaşanıyor ?

FATOŞ DEMİRTAŞ / WEINFELDEN

Korona salgını nedeniyle sık sık “evinizde kalın”, “mesafeyi koruyun” çağrıları yapılırken, bu uyarıları mülteci kamplarında uygulamak ise neredeyse imkansız.

İsviçre/Thurgau kantonuna bağlı Weinfelden Kampın’ndaki mülteciler de giderek yayılan salgından endişeli. Yaklaşık 1 yıldır bu kampta kalan ve ismini vermek istemeyen kadın mültecilerden A.I, kamptaki durumu şöyle anlattı: “Eski bir bina mülteciler için kampa çevrilmiş. Dört katlı bir bina düşünün, her katta 4 oda var. Odalar çok küçük ve her odada 2-5 kişi kalabiliyor. Ortalama her katta ise 10-13 kişi kalıyor. Binada yaklaşık 40-50 kişiyiz ve 4 banyo, 4 tuvalet ve 4 mutfak var. Yani 10-13 kişi aynı banyo, mutfak ve aynı tuvaleti paylaşmak zorunda. Her şey ortak kullanıldığı için herkes her şeye dokunuyor.  Hijyenik bir ortam bu tür kalabalık kamplarda mümkün değil.  Biri normal grip olduğunda neredeyse herkes grip oluyor.”

Mülteciler salgına karşı savunmasız

Bu şartlarda koronavirüse karşı korunmanın mümkün olmadığını belirten A.I. “Koronavirüs gibi bulaşıcı virüsler kamplarda yaşayan tüm mülteciler için ölümcül bir tehlike. Olumsuz koşullara karşı tepki gösterdiğimizde de buranın otel olmadığı hatırlatılıyor ve daha kötü kamplara gönderilmekle tehdit ediliyoruz” diye konuştu.

Normal zamanda bile doktora gitmek sorun

Kampta herkesin salgın riski ile karşı karşıya olduğunu belirten A.I. “Normalde de  mültecilerin doktora gitmesi sorun. Kan tahlilleriniz alınmıyor. Kronik hastalar var, doktordan randevu alıp doktora gittiğimizde dahi haftalık cep harçlığından kesinti yapıyorlar. Ayrıca B, F oturumu alan çok sayıda kişi olmasına rağmen oturum alındıktan sonra 6 ay kamplarda bekletilme zorunluluğu var. Bu nedenle kamp sürekli dolu” dedi.