Musul alarmı

Musul kimin?

Türk egemenliğine göre, Türkiye’nin bir parçası.

Mesud Barzani’nin, Kürdistan için Musul’u birinci gündem maddesine oturtması, traji komik bir manevra olsa bile; Barzani‘nin, Musul’u eline geçirecek bir Türkiye’nin, Güney Kürdistan’ı gelecek için seruma bağlayacağından hareket etmesi gerekli. 

Çünkü, Türk ordusunun Beşika’ya yerleştirilmesinde yedek rolü oynayan Barzani yönetimiydi.

Rojava’daki Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki Kürdistan güçleri için, Musul bir Halklar Vilayetidir ve orada yaşayan halklar, Musul’un kaderini tayin edeceklerdir:

Bu proje, milletlere değil, halkların özyönetimini esas almaktadır.

Aktüel tablo için düşülecek notlar şunlar:

Eğer, Türkiye, Irak Hükümeti‘ne rağmen, Mesud Barzani’nin davetiyle katılırsa, bu Barzani’nin de ve Kürdistan Bölgesel Yönetimin’nin (KBY) sonu da olabilir.

Peşmerge güçleri, Irak Ordusu’yla birlikte Musul operasyonuna katılırsa, Musul‘un DAİŞ güçlerinden kurtarılmasıyla birlikte, KBY ile Irak Hükümeti arasında çetin bir diplomatik süreç başlayacaktır.

Türkiye, Şengal’deki Kuzey Kürdistan’a dayalı güçlerin Musul Harekatına katılmalarını Barzani üzerinden engellemeyi başarırsa, bu Kürdistan’daki birlik çabalarını büyük oranda olumsuz etkiler.

Türkiye Musul’a girerse varsayımını bir opsiyon olmaktan çıkaran, ABD’nin Türkiye’nin harekata katılacak güçler dışında olduğunu açıklamasıdır.

Ancak aynı ABD yıllar önce Türkiye’nin Suriye’ye kara harekatı yapmasına da karşı çıkmıştı, sonrası biliniyor.

Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) Komutanlıkları, Musul Harekatına katılım için, Irak yönetimi tarafından davet edilmeyi beklediklerini duyurdular.

Türkiye’nin olası bir operasyona katılması için Rusya rol oynayabilir. Türkiye, son yaptırımlarıyla Rusya’nın ileri karakolu olabileceğini, ABD’ye karşı bir şantaj olarak kullanmaktadır.

Putin’in ABD’yi Halep’den sonra Musul için uyarması, diplomasi dilinde, savaşın eşiğinde çatışma meyilli bir diplomasiye işaret ediyor.

Rusya‘nın uçak gemisini Suriye savaşı ekseninde yola çıkarması, ABD ve Rusya arasında olası bir silahlı çatışma için gerekçe olmazsa da, paylaşım savaşında amansız bir pazarlığın olduğuna işaret ediyor.

ABD ve Rusya anlaşırlarsa, Türk Generalleri’nin kafasına çuval geçirileceği bir sahnenin hasıl olacağını beklemek yerinde olmamasına rağmen, Türkiye’nin başına nerede neler geleceğini saptamak da mümkün değil.

Türkiye, başka halkların yaşadıkları toprakları çiğneyerek "ilerliyor“; bu Türk ordusu için, bir mayın tarlasında hareket etmek oluyor.

Namluları Türkiye’ye dönük olan halkların gücü, uzun vadede, Türkiye’yi destekleyen güçlerden daha üstün.

Kürdistan Yurtseverler Birliği Musul Sorumlusu Helo Pencevini, Peşmerge güçlerinin Beşika Cephesi’ni tuttuklarını ve talimat beklediklerini açıkladı.

Paradoks, aynı mıntıkada Türkiye’nin bir askeri üssünün olması.

Türkiye’yi kimlerin Beşika’ya davet ettiğinin sorgulanması gereken bir tarih kavşağındayız.

Ver Erdoğan: "Bu üs orada duracaktır“ diyerek -eğer sözünün çiğnenmesine izin vermezse İbadi-,  Bağdat’a karşı intiharı bir diplomatik atakta bulundu.

Aynı dönemde Barzani’nin, "Irak ordusu ile Peşmerge arasında güçlü bir dayanışma“nın mevcut olduğunu belirtmesi, Kürdistan Yönetimi ile Türk Ordusu’nun birlikte hareket etmediklerine işaret edebilir.

Barzani‘den: "Musul’un kurtarılmasının Kürdistan Bölgesi için özel bir önemi var ve bu, Kürdistan Bölgesi’nin siyasi önceliğidir“ açıklamasının gelmesi de aynı döneme denk düşüyor. 

Böyle olunca da, Barzani’nin Kuzey Kürdistan, Rojava ve Şengal’daki güçlerle birlikte hareket etmesi gibi, tarihi bir sorumluluğu var.

Yukarıdaki karmaşa tabloyu, Kürdistan’daki haklar lehine berraklaştıracak tek güç: Kürdistan’daki güçlerin birliği!