Nafile çırpınışlar

Başka coğrafyalarda hala tutsa da ABD’de gelişen isyan sonrası daimi gözde sığınak Tom Amca’nın kulübesi artık sokaktakilerin gözünde fazla köhne ve dar. “Biraz yürüsünler sonra yatışırlar…” diye beklenenler öyle kolayca eski hayatlarına dönecek gibi değiller aksine ABD’nin yapısal ırkçılığını, sınıf ayrımlarını sorguluyorlar.

Bu geri adım atmama hâli karşısında egemen kesimler arasındaki çelişkiler de kendini gösterme zorunluluğu hissediyor. Nitekim geçen hafta şimdiki ve sabık Pentagon yetkililerinden(Esper-Mattis) Trump’a dönük eleştiriler yükselmeye ve onun orduyu göstericilere karşı kullanmak diye başlayan, fakat muhtemelen ülke genelinde bir tür olağanüstü hali zorlayan girişimine askerlerin katılmasını karşı çıkmaları Trump’ı biraz da olsa duraklattı. Savunma Bakanı Esper’in tutumu daha sonra kısmi geri adımlar atmasına rağmen içerideki sıkıntıların görünür kılınmasına yetti. Hatta Mattis Trump’ı “ülkeyi bölmeye çalışmak ve gücünü kötüye kullanmak”la suçlamaya kadar işi vardırdı.

Elbette sadece “askerler” değil zenginler de huzursuz. Korona sürecinin 36.2 milyar dolarla en çok kazananı Bezos bile “Protestoları destekliyorum ve duruşum değişmeyecek” demiş. Amazon’un sahibi Bezos 10 milyon dolar sosyal kurumlara bağışlayacakmış. Bana bu “yardım”la “sokaktakileri teskin edelim, Amazon’un polisle yakınlığını unutalım…” demiş gibi geldi. İsyancıları bilmem ama Trump yanlısı dönemin bir başka çok kazananı (14.1 milyar dolar) Musk başka bir bağlamda da olsa “Amazon’un dağıtılması” gerektiğini açıkladı. Bu hamlenin arkasında Trump’ın korona ile ilgili izlediği politikaların tartışılmasının yanı sıra Amazon’un Musk’ın şirketi Tesla’ya rakip olabilecek bir otomobil şirketini ve ayrıca bir uzay teknolojisi şirketini satın alma olasılığı yatıyor. Zenginlerin farklı alanlardaki çekişmelerinin politik alanda da yansımalarının olması kaçınılmaz. Bunlarla ilgisi var mı bilmem ama “son model yangın koruma önlemlerine sahip” Amazon’un California’daki bir dağıtım merkezi geçen Cuma saatler süren bir yangından sonra kül oluverdi…

Gerek zengin takımının gerekse de eski-yeni Pentagon yetkililerin tepkilerinde kuşkusuz kendi aralarındaki iktidar çekişmesinin yanı sıra demokrasi severliklerinden çok bugüne kadar demokrasi diye yutturdukları illüzyonun dağılması ve sokaktaki hareketin devrimci bir yönelimle onları tahtlarından etme korkusu yatıyor. ABD’nin manipülasyon gücünün büyüklüğünü unutmadan ve buna rağmen sokaktaki hareketin şimdilik örgütlülük değilse de bilinç düzeyine baktığımızda gerek bu tırmalamaların gerekse de Obama türünden Tom Amcaların çırpınışları nafile. İsyan bir kez daha kısmi kazanımlarla sönümlense/yenilse dahi özellikle genç kuşakların mevcut ABD sisteminin ötesinde arayışlara girmesi kaçınılmaz…

Herhangi bir konuda stratejisi olup olmadığına bir hayli şüpheyle yaklaşılması gereken Trump yönetimi içeride olanlar karşısında “çok başarılıydık” yalanlarını tekrarlarken dış politikada da her geçen gün “değişik” ataklara imza atıyor. Son günlerde bu “mühim” manevralardan biri de Almanya’dan asker çekme meselesinde kendini gösterdi. Gerçekte ne olacağını kimse bilmiyor ama basına bazı haberler sızdırıldı. Kısaca Almanya’da kalıcı olarak bulunan 34 bin 500 Amerikan askerinden 9 bin 500’ü geri çekilecek deniyor. ABD’den resmi bir açıklama henüz yok. Yarın tıpkı Suriye’den asker çekme meselesinde olduğu gibi bir tutarsızlıkla bu hikayenin de sonuçlanması mümkün. Bu işte Almanlar biraz şaşkın. Hatta bazı sağcı kesimlerin kafası o kadar bağımlı hale gelmiş ki “ABD bunu yaparak kendine zarar verir” diyorlar. Tabii kolay değil. 2. Dünya Savaşı sonrası onları besleyen ellere bir hâller oluyor. Polonya yönetimi ise keşke bize gelseler dualarına çıkmış vaziyette.

Rusya-Almanya arasında kurulan Kuzey Akımı-2 doğal gaz hattını engellemek için uğraşan ABD yönetiminin ısrarlı şantaj ve yaptırım tehditlerinin yanı sıra ABD’nin değil de Trump’ın özel temsilcisi gibi çalışan yakın zamanda istifa eden elçi Richard Grenell’in çabaları da görünür bir sonuç vermedi. Fakat ısrar sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda Kuzey Akımı-2’de çalışan şirketlere dönük ağır hükümler içeren bir tasarı ABD Senatosuna sunuldu. Almanlar da buna karşın ABD’den alınan doğal gaza ek vergi getirmeyi konuşuyor.

Mevcut ABD yönetiminin arayışlarından biri 2021 Ekim ayında düzenlenecek seçimlerde aday olmayacağını açıklayan Merkel’in yerine Trump’a benzer kafada, çok daha sağda birilerinin Almanya’da iktidar koltuğuna oturması. Bu ABD açısından çok yönlü kazanç hanesinin anahtarına dönüşebilir. Böyle bir gelişme AB’nin emperyalist hiyerarşi içinde belirleyici önemde bir güç olma hayallerini sönümlendireceği gibi özellikle “güvenlik” alanında ABD’ye bağımlılığı perçinleyebilir. Aynı zamanda AB’nin “demokrasi, iklim krizine karşı mücadele…” türünden iddialarını bir kenara bırakmasına yol açacağı gibi bütünlüğünü koruması da bir hayli güçleşir. Kısaca mevcut paylaşım savaşı daha da derinleşir. Böyle bir sürecin otomatik kaybedenlerinden biri olarak Rusya’yı ileri sürmek ise doğru olmaz. Onların da bu tür bir gelişme olasılığına yatırım yapıyor olmaları çok daha muhtemel…