Nazi bayrağı ve Türk bayrağı

Gamalı haç, bazı antik çağ dinlerinin figürlerindendir. Kimi yerlerde iyiliği, barışı, bazı inançlarda da gücü, korkuyu temsil ediyordu.

Alman Nazileri onu amblem, bayrak yaptılar. Kötücülük ve dehşetin kara sembolü olarak, üç kıtanın işgal topraklarında dalgalandırdılar. Kan ve kırımın, yıkım, tecavüz, işkence ile talanın simgesi olarak işgal topraklarına taşıdılar. Onu, evrensel nefret ve tiksintinin, dahası insanlık suçunun gayri resmi simgesi haline getirdiler.

Bugün, Türk bayrağını bu kulvarda koşturuyorlar. Görmemişin, öteki söylemle görgüsüzün bir bayrağı olmuş, çeke çeke ipini koparmış misali, her kötücül hareketin üstüne çektiler. Soykırımlarda dalgalandırarak, onulmaz, iyileşip unutulamaz acıların simgesi olarak halkların gözüne soktular.

Soykırım köprülerinden geçmiş öteki halkları, saymıyorum. Onlar etkin varlık olarak yok, bugün. Ama Kürtler var ve direnmeye, fırsat buldukça, “urt u ocağı“nın düşmanına darbe vurmaya devam ediyorlar.

Kürt kızı Nurcan Baysal’dan borç aldığım, onun da annesinden aktardığı deyimle  “bênamus“a bak!..

Kürtleri aşağılayıp onurunu kırarak tepkiye zorlamak, sonra bu tepkiyi “can alma, kan dökme şöleni”ne bahane yapmak için, Kürt soykırımın simgesel alanları Dersim ve Zilan‘ın tepelerinde, boyalı taşları yan yana dizerek bayrak motifi işliyor, dağlarını bayrak motifleriyle donatıyorlar.

Katiller, tecavüzcü ve hırısız taburları sefere çıktıklarında popolarına, göğüsleri, alınları, her yerlerine bayrak motifi yapıştırıyor, Nazilerin yaptığı gibi bayraklar dike dike ilerliyorlar.
Kürt halkına uyguladıklar ekonomik ambargo planı dahilinde yayla ve meraların büyük bir bölümü yasaklıdır. Şemdinli’nin yaylaları da…

Ama bir fotoğraf: Şemdinli kaymakamı, namluların güvencesi altında, yaylalarda dolaşıyor, Kürtlerin göz bebeğine saplarcasına o bayır, bu yamaca yaylada bayrak dikiyordu.
Hangi mağaradan fırlama olduğu belirsiz kaymakamın yaptığı yeni değildir. Yüz yıldır, 1923’den beri bunlar, Türk bayrağını sevdirip içselleştirmek için, Kürtlere cebir uyguluyor, oluk oluk kan döküyor, yangınlar körüklüyorlar.

Sonuç olarak, sadece nefreti körükleyip çoğalttılar. Cinayet, işkence ve hakaretler başka işe yaramadı. Tıpkı Alman Nazilerinin bayrağına duyulan nefret gibi…

Çünkü bunlar, dolandırıcı, madrabazdılar. Bugünkü Türk bayrağı sevdalıları, 1923’e kadar Karadeniz’de, Balkanlar’da başkalarının bayrağına selama duruyorlardı. Bunlar yalama kişiliklerdir. İşleri yalan, dolandır. Güç delisi olarak oynuyor, rezilliklerle eğleniyorlar, kendilerince.

En son Siirt Belediyesini, Nazi Hücum Kıtası (S.A.)’nın taarruz taktiğiyle, işgal ettiler.
Bomboş, duran binayı önce, Nazi panzerleri modeli tanklarla kuşattılar. Havada uçaklar, helikopter ve “milli damat“ın monte edip sattığı dronelerle, kontrol altına aldılar.
Gülmeyin. Aynısı ile gerçek. Sonra kimin ÖSO’cu (IŞİD) kiralık katil, kimin Türk askeri olduğu bilinmeyen, ama kara maskeli, kara giyimli, tepeden tırnağa kadar silahlı bir kabalalık ile yerden hücuma geçtiler. Saldırganlar sokaklar boyunca yerlerde sününerek, zaman zaman havada parandeler atarak, Hitler’in S.A’ları misali sine, kalka düşman kalesine yanaştılar. Son hamlede, IŞİD’in “Allahu ekber“ sloganını bağırarak kapıyı tutup bomboş binayı işgal ettiler.

Bayrak timi, tam bu esnada iş başı yaptı. İstiklal marşı eşliğinde bayrağı, direğe çekerek, “kanlarının son damlasına kadar çarpışmış, çarpışa öle düşman kalesini fethetmiş cengaver Türk askerleri“ rolündeki müsamerecilerin zaferini dünyaya ilan ettiler.
Naziler böyle yapıyorlardı. Ama sonunda, Gamalı haç, bayraklarını kendilerine yuturdular. İngilizler Çin’e, Hindistan’a, İspanyollardan sonra Amerika Filipinlere dikti işgal bayrağını. O bayrak ellerine verildi.

Bunlar, yüz yıl önce çıktılar sahneye. Kanlı el olarak geliyorlar. Kürtler, ilk günden beri karşılarında direnç nirengisi, gözlerine dikendir. Rumları, Ermeniler, Süryanileri yendiler. Çerkezleri darmadağın ettiler. Ama Kürtleri yenemediler.

Bunların Koçgiri’de başlattıkları soykırım süreci başlangıcından, daha güçlüler Kürtler. Kürtlük bilinçleri, ulusal ruh damarları daha diri. Kinleri ise akıl ve mantıkla bilenmiştir. En önemlisi, kalabalıktan ibaret değildirler, günün Kürtleri. Örgütlüdürler. Önderleri vardır. Örgütlü olmak ölmezlik, yenilmezliktir.

İnsana hastır, düşmek. Her düşenin onlar, yüzlerce yedeği vardır, bugün. Ölmezlik ve yenilmezliğin sırı budur. Sıkça verdiğim örnekle, İskoçlar ve İrlandalılar, bu örgütlülük sayesinde 700 sene, onlarca kuşak boyunca direndiler.

Kürtlere gelince, günün dünyası da farklı. Dün yoktu ama, Kürtlerle çıkarı olan güçler de var bugün.

Ve Kürtler kendi öz güçleriyle inatla, ama bilinçle direniyorlar. Hedefleri Türk bayrağını oradan indirmek. Gerçek bu ve bedeller ödeyip kinlerini bileyerek, hakikate yürüyorlar…