Normale dönüş olmayacak

Sosyal mesafelenme sadece birkaç haftalığına hayatlarımıza girmiş değil. Yaşam tarzımızı bazı açılardan sonsuza dek baş aşağı çevirecek. Bu geçici bir kesinti değil, tamamen farklı bir yaşam tarzının başlangıcı.

GIDEON LICHFIELD

Koronavirüsü durdurmak için, neredeyse yaptığımız her şeyi – nasıl çalıştığımızı, egzersiz yaptığımızı, sosyalleştiğimizi, alışveriş yaptığımızı, sağlığımızı idare ettiğimizi, çocuklarımızı eğittiğimizi, ailemize baktığımızı – radikal şekilde değiştirmemiz gerekecek.

Hepimiz her şeyin olabildiğince hızla normale dönmesini istiyoruz. Ama çoğumuzun henüz fark etmediği – ve kısa süre içinde edeceği – şu: işler birkaç hafta, hatta birkaç ay sonra bile, normale dönmeyecek. Bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacak.

Her ülkenin “eğriyi düzleştirmesi” gerektiğine dair artık geniş bir konsensüs (nihayet Britanya’da bile) oluştu. Virüsün yayılmasını yavaşlamak için sosyal mesafelenme uygulamak ve böylece, aynı anda hastalanan insan sayısının, İtalya’yı şu an karşı karşıya olduğu şekilde, sağlık hizmetlerinin çökmesine neden olmasının önüne geçmek. Bunun anlamı, ya çoğunluğa bağışıklık kazandıracak şekilde yeterince insan COVID-19 olana (burada bağışıklığın yıllar süreceği varsayılıyor ama bunu bilmiyoruz) ya da bir aşı bulunana dek salgının düşük seviyede devam etmesi demek.

Bu iş burada bitmeyecek

Bu ne kadar sürecek ve sosyal kısıtlamaların ne kadar sert olması gerek? ABD Başkanı Donald Trump, toplanmaların 10 kişi ile sınırlanması gibi yeni yönergeler açıklarken, “haftalarca sürecek odaklanmış eylemle, köşeyi hızla dönebiliriz” dedi. Çin’de, altı haftadır devam eden sosyal hayatın durdurulmasına yönelik tedbirler, yeni vaka görülme sıklığının düşmesiyle birlikte gevşetilmeye başladı.

Ama bu iş burada bitmeyecek. Dünyada tek bir kişi bile virüslü olduğu sürece, salgınlar patlak verebilir ve bunları kontrol altına almak için sert denetimler yinelenmek zorunda. 16 Mart’ta yayınlanan bir raporda, Imperial College London’dan araştırmacılar, bunu nasıl başarabileceğimize dair bir yol öneriyor: Yoğun bakım ünitelerine kabullerin dik şekilde yükseldiği dönemlerde daha aşırı sosyal mesafelenme tedbirleri uygulayın ve kabuller düştüğünde gevşetin.

Turuncu çizgi, YBÜ kabullerini gösteriyor. Ne zaman belirli bir eşiğin üzerine yükselse -diyelim ki haftada 100- ülke tüm okulları ve çoğu üniversiteyi kapatır ve sosyal mesafelenme uygular. 50’nin altına düştüğünde, bu tedbirler kaldırılır ama semptom gösteren insanlar veya aile üyelerinde semptom olanlar yine de evde kalacaktır.

“Sosyal mesafelenme” nedir? Araştırmacılar bunu “Tüm hanelerin diğer hanelerle, okulla veya işyeri ile temasını %75 azaltması” olarak tanımlıyor. Bu, dostlarınızla haftada dört kez değil bir kez buluşacağınız anlamına geliyor. Herkesin her şeyi sosyal teması asgariye indirecek şekilde yapması ve temas sayısının genel olarak %75 azalması demek.

Bu model uyarınca, araştırmacılar, sosyal mesafelenmenin ve okul kapatmanın zamanımızın üçte ikisinde yürürlükte olması gerekeceği sonucuna varıyorlar. Yani kabaca iki ay sosyal mesafelenme, bir ay serbest—ta ki bir aşı bulunana kadar ki bu da en az 18 ay alacak (tabi eğer işe yararsa). Britanya için hesaplanan bu sonuçların “kalitatif olarak ABD için de aynı” olduğunu vurguluyorlar.

Neden daha bakım üniteleri inşa edilmiyor?

On sekiz ay mı!? Muhakkak bunun başka bir çözümü olmalı. Neden daha fazla Yoğun bakım üniteleri inşa etmiyoruz ve aynı anda daha fazla insanı tedavi etmiyoruz, örneğin?

Araştırmacıların modelinde maalesef bu yöntem sorunu çözmüyor. Tüm nüfus çapında uygulanan bir sosyal mesafelenme tedbiri olmaksızın, en iyi hafifletme stratejisiyle bile -hastaların, yaşlıların ve virüse maruz kalanların izolasyonu ya da karantina altına alınması ve okulların kapatılması demek bu- kritik hastaların sayısında ABD veya İngiltere sağlık sisteminin baş edebileceğinden sekiz kat yüksek bir artış olacağını bulmuşlar. (Ki bu aşağıdaki grafikte en düşük, mavi renkli eğri; düz kırmızı çizgi mevcut Yoğun bakım ünitelerinin yatak sayısını gösteriyor.) Yatak ve solunum cihazı ile diğer tesis ve tedarikleri seri şekilde üretecek fabrikalar kursanız bile, herkese bakmak için bundan çok daha fazla sayıda hemşireye ve doktora ihtiyacınız olacak.

Peki ya mesela beş aylık tek bir dönem boyunca kısıtlamalar koymak işe yarar mı? Hayır, pek de faydası olmuyor. Tedbirler kaldırılır kaldırılmaz salgın yeni baştan patlak veriyor ama bu kez kış aylarına, yani sağlık sisteminin zaten aşırı yük altında olduğu bir döneme girilmiş oluyor.

Salgın halinde yaşamak

Peki ya çok acımasız olmaya karar verirsek? Yoğun bakım üniteleri (YBÜ) kabullerinde sosyal mesafelenmeyi tetikleyecek eşiği çok daha yükseğe koyduk, yani bir sürü ekstradan hastanın öleceğini kabullendik diyelim. Görünen o ki bu da bir şeyi değiştirmiyor. Imperial College senaryolarından en az kısıtlayıcı olanında bile, [YBÜ kabulleri o eşiği de aşacağından] zamanımızın yarıdan fazlasını sosyal hayatı durdurmuş olarak geçirmek zorunda kalıyoruz.

Bu geçici bir kesinti değil, tamamen farklı bir yaşam tarzının başlangıcı.

Kısa vadede, bunun çok sayıda insanın bir araya gelmesine bağlı işletmelere çok büyük zararı olacak; restoranlar, kafeler, barlar, gece kulüpleri, spor salonları, oteller, tiyatrolar, sinemalar, sanat galerileri, alışveriş merkezleri, fuarlar, müzeler, müzisyenler ve diğer performans sanatçıları, spor mekanları (ve spor kulüpleri), konferans mekanları (ve konferans organizatörleri), gemicilik işletmeleri, havayolları, toplu taşıma, özel okullar, kreşler ve bakımevleri. Çocuklarına evde eğitim vermeye girişen ebeveynler, onları virüse maruz bırakmaksızın yaşlı yakınlarına bakan insanlar, istismarcı ilişkilerine tıkılı kalanlar ve gelir dalgalanmalarıyla baş edecek tasarrufu olmayanlar üzerindeki stresi ise hiç hesaba katmadık daha.

Elbette bir miktar adaptasyon olacak: Spor salonları, örneğin, ev ekipmanları ve internetten eğitim oturumları satmaya başlayabilir. Şimdiden “tıkılı kalma ekonomisi” denmeye başlamış düzende yeni hizmetlerde bir patlama göreceğiz. Bazı alışkanlıkların nasıl değişebileceğine dair de umutlarımız yükselebilir -daha az karbon salımı ile seyahat, daha fazla yerel tedarik zinciri, daha fazla yürüyüş ve pedallama.

Ama bir sürü işletme ve geçim yolu kesintiyle baş edemez hale gelecek. Ve tıkılma tarzı yaşam, öyle fazla uzun dönemler boyunca sürdürülebilir de değil zaten.

Yeni dünyada nasıl yaşayacağız?

Öyleyse, bu yeni dünyada nasıl yaşayabiliriz? Cevap kısmen -umut edelim ki- salgın ünitelerinin bulaşıcı hastalıkları yayılmaya başlamadan önce tespit edip kontrol altına aldığı daha iyi bir sağlık sistemi ve tıbbi ekipman, test kiti ve ilaç üretimini hızla arttırabilme kabiliyeti. Bunlar COVID-19’u durdurmak için geç kalacak belki ama gelecekteki salgınlarda yararlı olacaklar.

Yakın vadede, sosyal hayata benzer bir şeyi sürdürmemizi sağlayacak tuhaf ara yollar bulacağız muhtemelen. Belki de sinema salonları kapasitelerini yarıya düşürüp koltuklarını aralıklı hale getirecekler, toplantılar daha geniş salonlarda, aralıklı koltuklarla yapılacak ve spor salonları çizelgelerini kalabalık olmayacak şekilde düzenleyecek.

Ama en nihayetinde, güvenli şekilde sosyalleşme kabiliyetini kimin hastalık riski taşıyıp kimin taşımadığını belirlemenin daha sofistike yollarını geliştirerek ve taşıyanlara karşı -yasal bir zeminde- ayrımcılık uygulayarak geri kazanacağımızı tahmin ediyorum.

Bu tür tedbirlerin işaretlerini bugün bazı ülkelerde görüyoruz bile. İsrail, virüs taşıdığı bilinen insanları takip etmek için istihbarat servisinin terörist saydığı kişileri izlemek için kullandığı cep telefonu konum verilerini kullanacak. Singapur, kapsamlı bir temas takibi yapıyor ve bilinen her vakaya dair, söz konusu kişiyi anonim bırakmak kaydıyla, ayrıntılı veriler paylaşıyor.

Vücut ısısı tarayıcıları

Bu yeni geleceğin tam olarak neye benzeyeceğini bilmiyoruz. Ama uçağa binmek için belki de hareketlerinizi telefonunuz üzerinden takip eden bir aplikasyona kaydolmanızın gerekeceği bir dünya hayal edebilirsiniz. Havayolu nereye gittiğinizi görmüyor olabilir ama enfekte olduğu bilinen insanlara veya hastalığın yoğunlaştığı bölgelere yakınlaştığınızda bu aplikasyondan bir uyarı alabilirsiniz. Büyük etkinlik mekanlarına, devlet dairelerine veya toplu taşıma noktalarına girişte de benzer gereklilikler gelebilir. Her yerde vücut ısısı tarayıcıları olacaktır ve işyeriniz vücut ısınızı ve diğer hayati göstergelerinizi takip eden bir alet takmanızı şart koşabilir. Gece kulüpleri yaşınızı soruyor olabilir ama gelecekte, bağışıklığını sormaya başlayabilirler -en son virüs türünü kapıp iyileşmiş veya aşılanmış olduğunuzu gösteren ya bir kimlik ya da telefonunuz üzerinden bir tür dijital doğrulama.

Bedeli en yoksullar ödeyecek

Bu gibi tedbirlere adapte olacak ve kabulleneceğiz, aynen 11 Eylül sonrası havaalanlarında yaygınlaşan katı güvenlik taramalarına adapte olduğumuz gibi. Her şeyimize burnunu sokan gözetim sistemi, başka insanlarla bir araya gelme özgürlüğümüz için ödediğimiz küçük bir bedel gibi görünmeye başlayacak.

Ama her zaman olduğu gibi, asıl bedeli ödeyenler en yoksul ve zayıf olanlar olacak. Sağlık hizmetine erişimi olmayanlar veya hastalığa daha açık bölgelerde yaşayanlar, başka insanlara açık olan yerlerden ve fırsatlardan daha sık mahrum bırakılacaklar. Gig ekonomisinde çalışanlar—kuryeler, şoförler, tesisatçılar, serbest çalışanlar, yoga eğitmenleri—işlerinin daha da güvencesizleştiğine şahit olacak. Göçmenler, mülteciler, belgesizler ve hapisten çıkan hükümlüler, toplumsa tutunmak için bir başka engelle daha karşı karşıya kalacaklar.

Dahası, insanların hastalık riskinin nasıl değerlendirileceğine ilişkin katı kurallar olmaksızın, devletler ve şirketler kafalarına göre kriterler uygulayabilirler. Örneğin yılda 50.000 dolardan az kazanıyorsanız, altı kişiden kalabalık bir aileniz varsa ve ülkenin belirli bölgelerinde yaşıyorsanız yüksek riskli sayılabilirsiniz. Bu algoritma önyargısı ve örtülü ayrımcılık yaratacaktır, aynen geçen yıl ABD’de sağlık sigortası şirketlerinin kullandığı algoritmanın, beyazlara kıyak geçtiği ortaya çıktığında olduğu gibi.

Dünya bundan önce birçok kez değişti ve yine değişiyor. Hepimiz bu yeni yaşam, iş ve ilişki kurma tarzına adapte olmak zorundayız. Ama her değişimde olduğu gibi, herkesten fazla kaybeden birileri olacak ve bunlar zaten çok fazla şey kaybetmiş olanlar olacak. İyimser olursak, bu krizin derinliğinin en sonunda tüm ülkeleri -özellikle de ABD’yi- nüfuslarının geniş kesimlerini böylesine yoğun şekilde zayıf bırakan geniş toplumsal eşitsizlikleri düzeltmek zorunda kalacağını umabiliriz.

Dikey eksen haftalık YBÜ kabullerini, yatay eksen ay olarak geçen zamanı gösteriyor. Sosyal mesafelenme tedbirlerinin dönem dönem sıkı şekilde uygulanması salgını kontrol altında tutuyor. IMPERIAL COLLEGE COVID-19 YAKIT EKİBİ.

Dikey eksen: Nüfusun 100.000’i başına dolu yoğun bakım yatağı sayısı. Yatay eksen: Ay olarak geçen zaman.

Yukarıdan aşağı doğru çizgiler:

Siyah (en üst) çizgi: Hiçbir ekstra tedbir alınmıyor.

Yeşil: Okullar ve üniversiteler kapatılıyor.

Turuncu: Vakalar izole ediliyor.

Sarı: Vakalar izole ediliyor ve evde karantina uygulanıyor.

Mavi: Vakalar izole ediliyor, evde karantina uygulanıyor, %75 düşüş sağlayacak şekilde sosyal mesafelenme uygulanıyor.

Kırmızı (en alt) çizgi: Yoğun bakım yatak kapasitesi.

Yaygın sosyal mesafelenmenin olmadığı tüm senaryolarda COVID vakaları sağlık sistemine aşırı yükleme yapıyor.

IMPERIAL COLLEGE COVID-19 YANIT EKİBİ

Dikey eksen: Nüfusun 100.000’i başına dolu yoğun bakım yatağı sayısı. Yatay eksen: Ay olarak geçen zaman.

Yukarıdan aşağı doğru çizgiler:

Siyah: Hiçbir ekstra tedbir alınmıyor.

Yeşil: Okul ve üniversiteler kapatılıyor, vakalar izole ediliyor ve genel sosyal mesafelenme uygulanıyor.

Turuncu: Vakalar izole ediliyor, ev karantinası ve genel sosyal mesafelenme uygulanıyor.

Tam bir sosyal mesafelenme ile birlikte diğer tedbirler beş ay uygulanır ve ardından kaldırılırsa salgın geri geliyor.

IMPERIAL COLLEGE COVID-19 YANIT EKİBİ.

“Singapur’da yayınlanan koronavirüs bilgilerinin kapsamı karşısında nutkum tutuldu. Bu web sitesinde, bilinen her enfeksiyon vakasını, söz konusu kişinin yaşadığı ve çalıştığı yeri, hangi hastaneye kabul edildiğini ve taşıyıcıların şebeke topolojisini, tümü de zaman serilerine yayılmış olarak görebiliyorsunuz.”

“Bu ayın başında seyahat etmem gerekti ve COVID-19 önlemleri kapsamında hareketlerim işte böyle izlendi.”

Çeviren: Serap Güneş

Kaynak:

https://www.technologyreview.com/s/615370/coronavirus-pandemic-social-distancing-18-months/