Obama ve Küba

Obama çok değil bundan bir yıl kadar önce eğer Küba’ya gitseydi dönüşte ABD’nin terörü destekleyen ülkeler listesinde yer alan bir ülkeyi ziyaret ettiği için soruşturmaya tabii olacaktı. Hatta bu yüzden Küba hala vizeyi pasaporta basmaz, bir kağıdın üstüne verir ki vizeyi pasaportta görülmesin diye. Gariptir şu devletlerin işleri. Gariplik burada da bitmiyor. ABD’nin 1982 yılında Küba’yı bu listeye dahil etmesinin nedeni Kolombiya gerilla örgütü FARC ve Bask gerillası ETA ile olan ilişkileriydi ama bugün FARC gerilla liderleri Kolombiya hükümetiyle barış görüşmelerini Havana’da sürdürüyor. Hatta daha da garip bulabilirsiniz, dün FARC gerilla heyeti, ABD Dışişeri Bakanı John Kerry’ye, ‘Peki ABD eğer Kolombiya’da barışı destekliyorsa paramiliterlerin uyguladıkları şiddete karşı çıkıp, insan haklarını ihlallerini de durduracak mı?’ diye sordular. Bu arada Obama Havana sokaklarını -bilmiyorum ama çok muhtemel eski bir Amerikan arabasıyla- geziyordu.  

Kolombiya barış görüşmelerinin henüz başında biz Havana’da FARC heyetindeki gerilla komutanlarıyla görüştüğümüzde komutan Ricardo Teles bir sorumuzu ‘Şu anda, çok kısa zaman önceye kadar, bize bir terörist örgütlenme diye söz edenler burada, sonra bir geceden sabaha bakıyorsun ‘teröristler’ nerede? Bu çok ironiktir Kolombiya Başkanı için. Bu durumda terörist tanımlaması sona eriyor ve ABD de, Avrupa Birliği de bizle, ‘terörist örgütlenme’ ile bir çıkış arıyor. Hiçbir devlet bir masaya diyalog için oturmaz. Biz devrimci bir örgütlenmeyiz, askeri politik bir örgütlenmeyiz.’ Diye cevaplamıştı. Şimdi çok haklı olduğu bir kez daha haklı çıktı. Çünkü şimdi FARC’la ilişkisi var diye 1982 yılında teröre destek veren listesine aldığı bir Küba’nın başkentinde ‘terörist’ FARC gerillasının sorularıyla sıkıştırılan bir ABD dışişleri bakanı oldukça enteresan gelmiyor mu size de?

Ancak aslında hiç de garip değil. Çünkü devletler olgular üzerinden hareket eder ya da daha doğrusu böyle hareket etmelidir. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dışişleri bakanlarının birçok zaman güçlükle randevu aldığı ABD dışişleri bakanının henüz dün terörist dediği gerilla liderleriyle görüşmüş olması pek garip değil. Gerilla örgütü ya da Küba için de bu böyledir. Mesela siz ‘Ben emperyalist ABD hükümetini kabul etmiyorum.’ dediğinizde ABD hükümeti ortadan kalkmaz. Siz onu sevin sevmeyin, kabul edin ya da etmeyin o kendi varlığı ve etkinlikleriyle dünyanın ortasında duruyordur.

Bu yüzden Küba hükümetinin, ABD başkanıyla görüşmesini ‘Sosyalizm’e ihanet olarak görenleri de bir türlü anlamıyorum. (Küba ve sosyalizme ilişkin söylenecek o kadar şey vardır ki ama bunların hiç biri ABD başkanı ziyaretiyle hiç ilgili değildir.) Yıllardır 54 yıllık ambargonun kalkmasını talep ederken, mücadelesini vermişken, bu ambargonun oldukça yumuşamasını sağlayan bir ziyaretin bu şekilde yorumlanması garip geliyor bana aslında. Yani dünyanın devi, ABD emperyalizmi ve başkanı, yıkamadığı devrimin ayağına gelmiş, daha ne istiyoruz! Bunun tadını çıkartın. Obama velev ki yıkmak için gelsin ne fark eder? Küba tıbbının yoksulluk içinde uyguladığı toplumsal sağlık sistemini, tıptaki gelişmeleri ziyaret eder sonra çekip gider bunu dayanamayıp çoluğuna çocuklarına anlatır işte…

Ve bir ziyaretle de yıkılacağı varsa da yıkılsındır zaten…