Öcalan demiş ki;

Gazete ve televizyonlarda yer alan haberlere göre Öcalan Adalet Bakanlığı’na gönderdiği mektubunda demiş ki; “BDP  de PKK da beni kandırdı. Ailemle de avukatlarımlada görüşmek istemiyorum.“                                                                                                                                                          Bir yıla yakındır uygulanan tecride karşı hiçbir şey söylemeyen yalaka kalemler ve politikacılarsa servis edilen bu haber üzerine, “Öcalan örgütüne halkına inancını yitirmiş, devlete sığınmış” yorumu üstünden politika yapmaya niyetleniverdiler hemencik.
Şimdi soruyorum, bu derece bir yalana başvuracak kadar alçalmanın ötesinde ne anlam ifade eder ki bu iddia?
Bir insan yaşamını onun nefes alıp verişine bağlayan halkına sırtını döner de düşmanına sığınır mı?
Aklı, vicdanı hür herkesin vereceği cevabı duyuyorum: Bir insan kendisine, değerlerine, ideallerine bu derece bağlı bir halka sırtını dönmez, dönemez.
Bir insan; halkına yüzyıldır zulmeden, dilini, kültürünü yasaklayan, öldüren, katleden ve kendisini 13 yıldır tecrit işkencesine mahkum eden bir devletin şefaatine sığınamaz. Bu güne kadar ki dik duruşunu bozmaz. Zalimin önünde eğilmez.
O devlet ki bugün, kendisinden başka ve çıkarlarına ters düşen her şeye düşmanlığını ikiyüzlülüğü ile maskelemeye çalışan zalimin de zalimi, adalet duygusundan nasibini almamış, kinle hareket eden bir iktidarla yürüyorsa bu hiç olmaz.PKK’li diye acımasızca öldürülenler bir yanda, iradesi ve değerleri için demokratik alanda mücadele eden on binlerce Kürt, “KCK” adı altında tutuklanarak esir alınmışken, Roboskî Katliamı’nın sorumluları halen gizlenirken, bu hiç olmaz.
2012 yılında halen sorunlarına çare bulmak için insanlar cezaevlerinde yanarak ölürken, Kürt çocuklara cezaevlerinde taciz ve tecavüz ayyuka çıkmışken, bu hiç olmaz.
Kendisini öldüren kurşunlara karşı taş attı diye cezaevlerine tıkılan, onlarca yıl ceza ile yargılanan Kürt çocuk varken, bu hiç olmaz.
Kürtlerin anadili seçmeli ders olarak ve laf olsun, demokratikleşmiş gibi görünelim, halkı bununla kandıralım düşüncesi ile okutulacaksa, bu hiç olmaz.
Daha dün kendilerine yönelik tecrit işkencesine aldırmaksızın önder bildikleri Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılsın diye bedenlerini ölüme yatıranlar varken, bu hiç olmaz.
Ben biliyorum ki; Öcalan, kendisine bağlanan milyonlarca yaşam varken, yaşadığı gibi dik, onurlu ölür ama teslim olmaz aman dilemez. Yazdığı tarihi lekelemez.
Maruz bırakıldığı ağır tecrit koşullarında, tüm sosyal ilişkileri kesilen, mektup göndermesine bile izin verilmeyen Öcalan’ın Adalet Bakanlığı’na ikinci bir mektup ya da dilekçe yazmış olması ihtimalini bile karşı propaganda için fırsata çevirme derecesinde acizleşen bu zihniyeti düşünürken, bir gazete yazarı, Öcalan’ın Bakanlığa ikinci bir mektubu olduğunu ve üç ay önce el yazısı ile kaleme aldığı bu mektupta; kendisiyle görüşen eski resmi heyet ve eski avukatları ile görüşmek istediğini yazdı.
Bir kez daha yalan yanlış haberlerle Kürtlerin kafasının karıştırılmaya çalışıldığını kendilerinden öğrenmiş olduk böylece. Devlete neden güvenemeyeceğimizi gördük bir kez daha.
Şimdi devlet bir parça güven mi kazanmak istiyor, o halde önce Öcalan’ın halkına özgürce seslenmesine izin versin.