Ortadoğu labirenti

Labirent Fransızca bir kelimedir. Sözlük manası içinden çıkılması güç durum, çıkış yeri kolaylıkla bulunmayacak kadar karışık yapıdır. Yazılarımda sık, sık kullanıyorum. Ortadoğu çıkışı olmayan labirenttir. Bu nedenlede Ortadoğu labirentinde siyaset yapmak akıl ve yürek ister.
ABD’de başkanlık seçimi var. Obama demokrat parti adayı Hillary Clinton’a destek olabilmek için seçimlerden önce Musul ve Rakka operasyonlarını yapmak zorunda. Musul operasyonunun eli kulağında. Irak ordusu ve Heşdi Şabi birliklerinin doğu ve güneyden Musul’a doğru ilerledi. Türkiye ile Irak arasında Başika’da üstlenen Türk askeri gücü nedeniyle polemik ise devam ediyor. Heşbi Şabi(Şii Milisleri)’in sözcüsü "Türk askeride hedefimize girebilir” diyor. Irak başbakanı ise "Türkiye askeri Irak’ın dışına çıkmalı” diyor. Türk ordusu 1992 Ekim’inden beridir Irak hudutları (Güney Kürdistan) içerisinde konumlanmış bulunuyor. Bugüne kadar (Saddam döneminden bugüne) Türk ordusunun Kürdistan’ın Güneyinde konumlanmasına ses çıkarmayan Irak yönetiminin birden hiddetlenmesi şaşırtıcıdır.
Musul meselesi 1919’lardan bu yana Ortadoğu’da çıban başıdır. İngiliz sömürgecileri 1. Paylaşım savaşı arifesinde Musul’da buldukları zengin petrol yatakları nedeniyle Musul’u gündemlerine aldılar. Musul Osmanlılar döneminde bugünkü Irak’ı oluşturan üç vilayetten biri idi. Hewler, Silemanî, Kerkük, Duhok Musul’un kaza ve nahiyeleri idiler. İngiliz sömürgeciler Musul’u işgal ettiklerinde Şeyh Mahmud, 1919’da İngiliz yönetimine karşı ilk başkaldırısını yapmıştı. M.Kemal İngilizlere karşı Şeyh Mahmud’u destekledi. Ancak Şeyh Mahmud yenilgiden kurtulamadı. Geçen haftada yazmıştım; İ.İnönü Lozan’da Kuzey Kürtlerinin hamiliğini yaparken, Güney Kürtlerinin konumunu ileride görüşülmek üzere ertelemişti. Türkiye Cumhuriyeti 1926’da İngilizlerle savaşacak güçte değildi. Kendi Kürtleri ile başı belada iken Güney Kürtlerini de başına bela etmek istemedi. Bu nedenlede Milletler Cemiyetinin kararına boyun eğerek Musul’u İngilizlere bıraktı. İngiliz manda yönetimi ve Irak hükümetleri Musul merkezinde Kürtleri azınlık konumuna düşürmek için Musul vilayetini parçalayarak Hewler, Kerkük, Duhok, Silemani vilayetlerini oluşturdular.
Türkiye’nin yüreğinde Musul bir ukte (özlem) olarak kaldı. Mustafa Kemal’in İnönü’ye vasiyetinde ”Şartlar müsait olduğunda Musul’u, ilhak etmelerini” istemişti. Ancak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti. Türkiye Musul’da söz sahibi olmak için Irak’ta yaşanan DAİŞ kaosunu ve DAİŞ’in Musul’u işgalini uygun bir ortam buldu. DAİŞ’le yaptığı işbirliği sayesinde Musul işgali sırasında tutsak edilen konsolosluk görevlilerini burunları kanamadan aldı. Bir yıl önce Başika’da konumlanarak Sünni Arap milisleri Heşdi Vatan’iye ve Musul operasyonuna katılacak peşmerge birliğine askeri eğitim verdi. Onların kanalı ile Musul’da söz sahibi olmak istiyor. Diğer yandan İran Heşdi Şahbi, milisleri eliyle Irak’taki otoritesini daha bir güçlendirmek istiyor. ABD ve Batılılar ise askerlerini Musul operasyonuna dahil etmek istemiyorlar. ABD ne Irak hükümetini, ne de Kürtleri kendisinden uzaklaştırmak istememektedir. Türkiye ve İran ise eğittikleri milisleri kanalıyla Musul masasından düşmemek istiyorlar.
Kürtler aralarında birlik oluşturamadıkları için Musul operasyonuna güçlü olarak katılıp ellerini güçlendiremiyorlar. Musul’da her şey olabilir. DAİŞ Cerablus’ta yaptığı gibi anahtar teslimi yaparak Sünni milislere Musul’un idaresini bırakabilir. Tıpkı Musul’un DAİŞ tarafından işgalinde eski Musul valisinin Musul’u tek mermi atılmadan DAİŞ’e teslim ettiği gibi. Şüphesizki böyle bir konumda karlı çıkacak olan TC olacaktır.
Ortadoğu labirentinde siyaset yapmak oldukça zordur. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. ABD’nin Türkiye’yi kolay kolay kaybetmeyi göze almasıda düşünülemez. Kürtler yine birlik değiller. Ekmeği bütün olarak yemek kolay değil. Onun için ekmeği lokmalara bölerek yemek daha kolaydır.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
l 10 Ekim 2011 tarihinde Türk jetlerinin Xakurkê ve Xinere alanlarını bombalaması sonucu Rüstem Cudi, Çiçek Kıçi, Yücel Halis, Rındıhan Kayra, Ömer Çetinkaya, Rabia Atan ve Gülistan Çıftçi şehit düştüler.
l 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı’nda DAİŞ’in düzenlediği bombalı saldırılarda barış için Ankara’ya giden 102 Türkiyeli yurtsever şehit oldu. Yüzlercesi yaralandı.
 l 12 Ekim 1997’de Kürt yazar ve aydını Mehmed Uzun Diyarbekir’de yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek aramızdan ayrıldı.
l 14 Ekim 1989’da Paris Kürt Enstitüsü tarafından Kürt Konferansı düzenlendi. Konferansa katılan 7 Kürt milletvekili SHP’den ihraç edildi.
l 14 Ekim 1992’de Malatya Doğanşehir’de gerillaya katılmak üzere yola çıkan 23 Kürt genci Türk ordusu tarafından katledildi. Bu gençlerin yalnız iki tanesi silahlı idi