Ortadoğu’nun şanssızlığı: Öcalansızlık Barzani’nin ‘şansı’ PKK açıklaması!..

Kuzeyli Kürt, Güneyli kardeşini uyardı. Tehlikeyi anlattı. Erdoğan ve etrafının Barzani’ye karşı vaktiyle takındığı sözde dostluk tavrının sahteliğini izah etti. Referandum konusunu KDP ile tartıştı.

Şimdi iş geldi, Türkiye’nin, İran’ın ve Irak merkezi hükümetinin tehditlerine dayandı.

Bu durumda Kuzeyli Kürt, kendisinden beklenen “asil” tutumu takınmakta gecikmedi. Karayılan’ı okuyalım:

“Güney Kürdistan halkımız bilmeli ki, biz PKK olarak eğer Türkiye devleti saldırırsa, buna seyirci kalamayız. Biz, Kürdistan’ın savunmasını yapan Apocu Savunma Kuvvetleri olarak, Türkiye’nin saldırganlığına karşı Güney Kürdistan halkımızı yalnız bırakmayız. Halkımızı savunacağız. Yine süreç böyle giderse, bu yük bizim omuzlarımızda olacaktır. Biz bunun farkındayız.”

Referandum kararının, bütün parçaların ortak iradesine, Kürtlerin ulusal birliğine ve sağlam bir somut durum analizine dayanmadan alınmasını ve bu kararın alınmasında Barzani’nin kendi konumunu güçlendirme amacının büyük rol oynamasını şiddetle eleştiren PKK, şimdi Güneyli kardeşlerinin bu aceleci ve şahsi karar nedeniyle karşı karşıya kaldığı büyük tehdit üzerine gerekeni ilan etti: “Türkiye devleti saldırırsa, buna seyirci kalamayız. Biz Kürdistan’ın savunmasını yapan Apocu Savunma Kuvvetleri olarak, Türkiye’nin saldırganlığına karşı Güney Kürdistan halkımızı yalnız bırakmayız.”

Belli ki PKK, Kürtlerin ulusal birliği sürecini aşağıdan yukarıya, yani KDP’nin tabanıyla PKK tabanını “birleştirme” yoluyla inşa etme sürecini balattı. Ve bunu da “nutuk atarak” değil, “APO’cu Savunma Kuvvetleri” adına “silah omuza” diyerek yaptı. Yani bu bir “politik manevra” deği… Karayılan’ın açıklaması, Güneyli kardeşlerinin yardımına bedel ödeyerek koşma kararlılığını yansıttı.

PKK’nin bu kararı, referandum tartışması yüzünden kafaları karışan dört parçadaki Kürt kamuoyunu karanlık semada çakan bir şimşek gibi aydınlattı. Kürtler kendi aralarında tartıştılar. Kimin doğruyu, kimin yanlışı savunduğu, düşman tehdidi karşısında önemini yitirdi. KDP kabul etmekte zorlansa bile, Kürtlerin ulusal birliğinin her türlü ayrılığın üstünde olduğu görüldü.  

Referandum süreci çok değerli derslerle doludur. Bu derslerin başında “Öcalansızlığın” yalnız Kuzeyliler açısından değil, hatta yalnız dört parça Kürdistan açısından da değil, fakat amansız savaşların acısını çeken tüm Ortadoğu halkları, bölge ve dünya barışı açısından en büyük manevi ve düşünsel zayıflık olduğudur.

“Öcalansız” Kürtler istedikleri kadar bölünebilirler, ama birleşemezler.

Öcalansız Ortadoğu halkları istedikleri kadar savaşabilirler, ama barışamazlar.

“Üçüncü dünya savaşı” dediğimiz savaş, Kürdistan parçalarındaki askeri ve siyasi güçlerin birliğine ve tüm Ortadoğu’da inisiyatifi ele almalarına bağlıdır. Ancak bunu şu anda dört parçadaki hiçbir lider başaramaz. Ortadoğu’daki hiçbir devlet lideri de başaramaz. Avrupa’daki liderler de başaramaz. ABD’nin Trump’u da başaramaz.

Ortadoğu’nun ve dolayısı ile insanlığın barışçı geleceği, Öcalan’ın özgürlüğüne bağlıdır: Öcalan özgür olduğu gün Kürt ulusal birliğinin önünde kimse duramaz. Birleşen Kürdistan parçalarının içinde bulunduğu hiçbir devlet Kürtlerin birleşik devrimci atılımını yenik düşüremez. Düşüremeyince, Kürtlerin bu dört parça ülkedeki halklarla demokratik uluslaşma sürecinde birleşmesi mümkün olur. Bu dört parçanın içinde yer aldığı devletlerin arasındaki sınırlar silikleştiği gün, hiçbir küresel ya da bölgesel emperyalist güç ortadoğuda savaşı devam ettiremez.

Şöyle hayal edin: Öcalan İmralı’dan çıkmış. Arkasında on milyon Kürt ve Kürt dostlarıyla Amed’e yürümüş. Ne olur. Deprem olur. Oradan yaya olarak Hewler’e hareket edilmiş. Mam Celal hasta yatağından fırlar, Barzani kibir kuşağını çözer, Süleymaniye, Kerkük ayaklanır, Rojava Güney’e akar, Mahabat Doğu’dan dağları deler. Sınırlar kalır, parçalar birleşir. Birleşen parçalar dört devletin demokratikleşme sürecini başlatır; bu süreç ilerledikçe petrol için kan akıtanlar akıllarını başlarına alır. Bizim rüyamız böyledir.

Ortadoğu’da barışın, özgürlüğün, demokrasinin refahın kilidi İmralı zindanının paslı kapısındaki kilittir. Bu kilidi kırdığımız gün Öcalan özgürlüğe, bizler, hepimiz selamete çıkarız.