‘Ortadoğu Barış’ Raporu

Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’ya ilişkin açıklaması yine bu haftaki dünya gündemini tamamen alaşağı etti. Ne yapsa ne söylese olay olan Trump’ın İsrail ve Filistin arasındaki on yıllardır devam eden çatışmasına dair ve üzerine iki yıldır çalışılan 80 sayfalık barış için önerilen raporu, tüm dünyadaki İsrail taraftarları ve Filistin destekçilerini ayağa kaldırdı. İsrail Başbakanı Benjamın Netanyahu başta olmak üzere İsrail yandaşları raporun içeriğini kutlarken, Filistin yandaşları ve İsrail karşıtlarını ayağa kaldırdı. Trump’ın damadı ve başdanışmanı olan Jared Kusher’in bizzat üzerine çalıştığı ve gereksiz yere uzatılıp 80 sayfalık rapordan çıkan sonuç kaba haliyle şu: İsrail on yıldalardır elde etmek istediği otoriteye sahip olacak, diğer bir deyişle Kudüs İsrail’in olacak.  Filistinlilere ait olup İsrail tarafından işgal altında olan Bati Şeria’da zaten yıllardır uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen Amerikalı Yahudilerin para kaynağı ile yapılan illegal bir sürü Yahudi yerleşim yerleri inşa ediliyordu. Geçtiğimiz Kasım ayında Amerika’dan bu yerleşim yerlerinin yasa dışı olarak görülmemesi kararı çıkmıştı. Trump bir kalemde 40 yıllık Amerika politikasını değiştirmiş oldu. Başkan olmasından beri İsrail’i her daim destekleyeceği konusunda kimsenin aslında bir kuşkusu yoktu. 2017 yılında Trump yönetimi Kudüs’ü İsrail başkent olarak tanımıştı. Yani bu raporun sonuçları kimseyi şaşırtmamalı.

Amacın İsrail ve Filistin arasındaki savaşı sonlandırmak değil de İsrail’in gücünü ve otoritesini resmileştirmek olduğu çok açık. Diğer bir amaç ise Amerika’nın İsrail’e bahşettiği bu kazanımla, Mart ayında olacak genel seçimler de Netanyahu’nun kazanmasını sağlamak. İsrail’in en uzun zamandır iktidarda kalan başbakanı olan Netanyahu’nun hakkında açılmış bir sürü rüşvet, güveni suistimal etmek, sahtecilik ve yolsuzluk gibi davası var. Suçlu bulunursa dokunulmazlığı kaldırılıp 10 yıla kadar hapis cezası bile söz konusu iken sırf Trump yönetimi ile çok yakın ilişkileri ve Amerika’yı tamamen arkasına almasından ötürü tekrar seçilebilir. Sözde bu barış raporunun İsrail’de 1 yıldan beri 3. kez olup önümüzdeki 2 Mart’ta gerçekleşecek seçimlerinin sonucunu etkileyecek gibi görünüyor.

Avrupa’da bu karar protestolarla karşılandı. Elbette biliyoruz ki Avrupa’nın tavrı Amerika işlerinde ve kararlarında tamamen işlevsiz. Ancak şimdi can alıcı mesele İsrail ile barış anlaşması içerisinde olmayan Arap ülkelerinin özellikle Suddi Arabistan gibi körfez ülkelerinin bu rapor kararlarının uygulamaya geçilmesine izin verip vermeyeceği. Rapor, İsrail ile araları diğer ülkelere nazaran daha iyi olarak bilinen Ürdün ve Lübnan’ı bile kızdırmışken hem de. Peki ya İran? Elbette ki İran’ın cevabı yine çok can alıcı olacak. Ancak unutmamak lazım Filistin hem politik hem de finansal açıdan körfez ülkelerine büyük bir yük. İsrail onlar için daha iyi bir yatırım ortağı. Hep birlikte Trump yönetimine sırt verip Filistin’i satmaları işten değil.