Öz ve biçim

Kürdistan’ın güneyi ile ilgili izlenimlerimi yazmaya  devam ediyorum. Bir ülkeye gittiğiniz zaman ilk giriş kapısı o ülke hakkında bir fikir edinmeye vesile  olur. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi Hewler hava alanına indiğinizde kendinizi modern bir ülkenin havaalanında gibi görürsünüz.
Modern bir hava alanı herkesin gurur duyacağı bir giriş kapısı. Ülkenin ikinci giriş kapısı olan Habur sınır kapısını, Zaxo’ya giriş yapan ana cadde üstündeki binaları işyerlerini görünce de insanın kafasındaki  modern ülke imajı ise bir anda kayboluyor. Bölgesel yönetimin acil olarak Habur sınır kapısının girişinden başlayıp Duhok-Hewler istikametine giden yol güzergahının görünümünü değiştirmesi gerekiyor. Duhok’un girişi ise tam bir modern şehir görüntüsünde.
Hewler’de alt ve üst geçitler yapılmış. Arabalar bir taraftan alt geçit’ten giderken,diğer taraftan üst yolda trafik bütün hızı ile devam ediyor.Şehir’de büyük iş merkezleri,büyük alışveriş merkezleri yapılmış. Dünyanın ünlü giyim mağazalarının ürünlerini buralarda bulabiliyorsunuz. ”Family Mall”,”Mecidi Mall” gibi büyük alışveriş merkezleri iğne atsanız yere düşmez gibi kalabalık. Ancak insanlar pek alış-verişte yapamıyorlar. Genellikle  gezmek, yemek yemek ve bir şeyler içebilmek için bu mekanları dolduruyorlar. Dükkanlardaki satılık eşyaların üzerinde etiket yok. Serbest piyasa ekonomisi, fiyatları mal sahibi ile alıcı pazarlıkla belirliyor.    
Hewler’de altyapı yok gibi. Bulaşık suları evlerin önünde açılmış dar kanallarda akıp gidiyor.
Hem görünüşü güzel değil,hemde sağlık açısından zararlı. Kocaman otel binaları dikilmiş. Ancak kanalizasyon sistemi hak getire. Şehrin altyapısını yapmak için yeni bir proje hazırlanmış. Ancak bu işin maliyeti ne kadar olur, yapım süreci ne kadar devam eder bilemiyorum.
Şehrin altyapısının bir an evvel bitirilmesi gerekiyor. Bu sadece Hewler’in sorunu değil, Zaxo ve Duhok’ta  aynı sorunları yaşıyor. Kocaman binalar, devasa oteller, modern kamu binalarının yapılması şehirle bir biçim vermiş, ancak bu binalar, oteller, modern kamu binaları şehirlerin özünü değitirmemiş. Kürdistan’ın çehresini değiştirmek için harcanan para keşke insaların değişimi içinde harcansa idi.
Kürdistan’ın güneyin de hızlı bir şehirleşme yaşanıyor. Yaşanan bu hızlı şehirleşme sorunları da beraberinde getiriyor. Hewler’de yeni açılan altmış ve yüz metrelik yollar şehrin trfaik sorununu halletmeye yetmiyor. Şehirde yoğun bir araba birikimi var. Araba sayısının şimdiden beş yüz bine ulaştığı söyleniyor. Şehrin yolları bir yıl sonra bu yoğun trafiği kaldırmakta güçlük çekecek. Buna karşın sevindirici bir olay ise herkesin trafik işaretlerine uyum göstermesidir.
Kürdistan’ın her tarafında bir imar hareketi var. İnşaat sektörünün çimento ihtiyacını karşılamak için sadece Hewler’de beş çimento fabrikası inşa edilecek. Bu fabrikalarda üretilecek çimento bile inşaat sektörünün ihtiyacına cevap vermeyebilir. Sadece çimento fabrikalarının açılması yeterli değildir. Kürdistan’ın güneyinde üretimin geliştirilmesi, işsizliğin giderilmesi için her alanda sanayileşmenin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Hazırdan yemek ile bu çarkı döndürmek mümkün olmayabilir. Üretimin artırılması, yeni iş sahalarının açılması Güney Kürdistanlıların Saddam döneminden kalma çalışmama alışkanlığı, tembellik  sorununuda çözebilecektir.
Türkiye’nin, Kürdistan’ın güneyi ile olan ticaret hacmı 10 milyar dolaylarında. Bu rakam ileride ikiyede katlanabilir. Türk sermayesi böyle bir pazarın elinden kaçmasını istemeyecektir. Bu nedenle de Kürt sorununun  demokratik yollardan çözülmesi için elini taşın altına koyması gerekiyor. Kürdistan’ın kuzeyinde ve güneyinde inatla yürütülmek istenen operasyonlar her yeri cehenneme çevirbileceği gibi Türk sermayesini tatlı karlarından da edebilir.
Birleşik Demokratik Kürdistan 1990’lara kadar hepimizin önlenemez rüyası idi. Ancak ileride Kürdistan’ın diğer parçalarında demokratik özerk yönetimlerin oluşması durumunda Kürtlerin bir araya gelip birleşmeleri imkanı fazla görünmüyor. Güney Kürdistan’ın kendisinden dört misli fazla nüfusa sahip, toprak olarak kendisinden dört misli büyük olan Kürdistan’ın kuzeyi ile iktidar paylaşımına gitmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Ancak hiç kimsenin, hiçbir örgüt ya da ideolojinin de çocukluk ve gençlik rüyalarımla oynamalarını da istemiyorum.
Bu haftalık’ta bu kadar önümüzdeki hafta devam etmek dileği ile.
Kürdistan Ulusal Meclisi üyesi, Kürt yurtseveri ve demokrat militanı, BPD Risiplin Kurulu üyesi Hasan Hüseyin Reyhan ani ölümü ile sürgün yüreğimi dağladı. Mücadele arkadaşları ve sevenlerine başsağlığı dliyorum. Onu unutmayacağım…

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
12 Eylül 1924 te Colemêrg’de Nasturi ayaklanması başladı. İhsan Nuri Paşa Azadi örgütü adına arkadaşları ile birlikte harekte destek verdi.
14 Temmuz açlık grevinin öncüsü, PKK kurucu üyesi ve MK üyesi M.Hayri Durmuş, 12 Eylül 1982 tarihinde şehit düştü.
13 Eylül 1928 tarihinde 2. Ağrı Kürt Milli harekatı başladı. 
PKK nin öncü kadrolarından Akif Yılmaz, 14  Temmuz’da başlattığı açlık grevi ndeniyle 14 Eylül 1982 taihinde şehit düştü.
16 Eylül 1967 tarihinde Doğu Mitingleri’nin ikincisi Diyarbekir’de yapıldı.
17 Eylül 1992 tarihinde İ-KDP sekreteri Şerefkendi ve arkadaşları İran gizli servisinin saldırısı sonucu Berlin’de Mykonos lokantasında şehit düştüler.
17 Eylül 2002 tarihinde KNK üyesi ve KHB Başkanı Hamdullah Kanşiray geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.