Özlüyoruz Ahparig

Ermeniler 100 yıl önce Anadolu’nun yüzde 40’ıydılar. Şimdi 1000’de biri bile değiller. 

Bu neden böyle?

Çünkü 100 yıl önce kendi evlerinden, köylerinden, şehirlerinden sürüldüler ve orada kendi topraklarında toplu mezarlara gömüldüler.

Bu yok edilişin ismi nedir?

Soykırımdır!

Bu gerçeği Meclis Genel Kurulunda Ermeni milletvekili Garo Paylan kürsüde söyledi. 

Ne oldu?

Garo Paylan, AKP, MHP ve CHP guruplarının ortak kararıyla üç oturumdan mahrum bırakılıp genel kuruldan atıldı. Anayasa değişikliği görüşmelerinde kavga edenler söz konusu Ermeni olunca birlik oldular. 

Rakel Dink, Sevgilisi, hayat arkadaşı Hrant’ın cenazesinde „bir çocuktan katil yaratan karanlıktan“ bahsetti. 

Hrant’ı katleden Ogün Samast o gün çocuktu.

Bir çocuğu katil yapan nedir?

Zalim oluşu mudur?

Bir çocuğu zalim yapan nedir? 

Tarihin en eski yasası „ÖLDÜRMEYECEKSİN.“

Ömür o kadar kısa ki!

Ve kritik. Bir cinayeti kolaylaştıran nedir?

Kör ve sağır olmak mıdır?

Değil. 

O zaman nedir?

Cinayet için, bir çocuktan katil yaratmak için vicdanı körelten bir duvar gerek. Maktulü görünmez kılan, onun yüzünü, sözünü duyulmaz yapan kalın bir duvar gerek ve o duvar var. 

Nedir o duvar?

Harcı ve taşları fanatik din ve fanatik milliyetçiliktir. Duvar ustası İttihat Terakki de ifade edilen Türk İslam sentezidir. 

Birgün Gazetesi, Hrant’ın katledilmesinin hemen ardından Ogün ve cinayet ortaklarının yaşadığı Pelitli’ye gitmişti. 

Haberin başlığı şöyleydi: „Dink’in vurulacağını Pelitli’de polis hariç herkes biliyormuş.“ 

Gazeteye konuşanlar bir esnafın cinayetten aylar önce şöyle dediğini anlatırlar: „Hayal, Ogün Samast’a bir Ermeniyi öldürtecekmiş.“

O Ermeni Hrant’tı ve Ogün tarafından Ermeni Gazetesi Agos’un önünde 19 Ocak 2007’de katledildi. 

10 yıl geçmesine rağmen cinayetin ardındaki karanlık hala aydınlanmadı. 

10 yıl geçmesine rağmen cinayetin ardındaki karanlığın nedeni bu duvar?

‘Ermeniler Soykırıma uğradılar’ diyenleri adeta linç ettiren de bu duvardır. 

Ermeni Soykırımı nasıl ki ‘Büyük bir tertip’ ve ‘Milli mutabakat’ ile yapıldı ise Hrant Dink cinayeti de ‘Büyük bir tertip’ ve ‘milli mutabakatla’ yapıldı. 

Hrant’ın son sözü şudur:

„Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. 

Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. 

Evet, biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.“

Hrant’ın son sözündeki iyimserliği büyütmek için ürkek de olsa insan kalabalıklarında yürüyebilmeliyiz.

Delal Dink şöyle yazmış: 

„Babam hala o kaldırımda yatıyor, bir el verin de kalksın.“ 

Ermeni halkının Anadolu ve Mezopotamya’da 100 yıldır maruz kaldıkları muamele hepimizin utancı. 

Hrant’ı özlüyoruz ve o hala yerde yatıyor. 

Bir el verelim de bu utanç kalksın.