Pandemi özyönetim alanlarında hafif atlatıldı

Son günlerde Başûr’da onlarca yeni vaka açıklandı. 26 Mayıs itibarıyla Başûr’da tespit edilen Covid-19 vaka sayısı 502. Toplam 5 kişi virüsten kaynaklı yaşamını yitirirken 403 kişinin ise atlattığı belirtiliyor.

Meral ÇİÇEK

Bu satırları yazarken Başûr’da üç günlük bayram sokağa çıkma yasağı devam ediyordu. Aslında Covid-19 virüsünün yayılmasını önleme amaçlı alınmış olan tedbirlerin artık kaldırılmasını bekliyorduk. Ancak bayram öncesi yeniden ciddi bir artışa dair resmi rakamlar açıklanınca belirsizlik de tekrar büyüdü. Önlemler kaldırılır mı? Yollar açılır mı? Yoksa yeniden sokağa çıkma yasağı mı ilan edilir, belli değil. Yollar açılmazsa sınırlar da kapalı kalır. Kimse Kürdistan’ın bir parçasından bir diğerine geçemez. Belki de salgının Kürdistan üzerindeki en temel etkisi bu olmuştur: Sınırlanmak. Ülkemize işlenen suni sınırlar, bu kez hiçbir biçimde geçilmez oldu. Herkes kendi parçasında sınırlandırıldı, hatta şehirler arası yeni sınırlar bile oluşturuldu.

Duhok, Hewlêr ve Silêmanî vilayetleri arasında gidiş gelişler özel izne tabi. Rojava’da da 23 Mart’ta şehirler arası trafik yasaklandı. Bununla birlikte sokağa çıkma yasakları çıkarıldı. Başûr’da 13 Mart-23 Nisan arasında şehir içi trafik izne tabi tutulup, mahallelerdeki fırın, kasap, marketler dışındaki bütün dükkan ve işyerleri kapatıldı. Halk bu dönemde yasağı ciddiye alıp, büyük ölçüde uydu. Başûr’da sokağa çıkma yasağı Ramazan orucuyla birlikte sona erdirildi. Artık vakalarda ciddi bir artış kaydedilmiyordu, bazı günlerde hiç yeni vaka tespit edilmiyordu. Derken neredeyse hiç Covid-19 salgını yokmuş gibi görüntüler ortaya çıktı; örneğin Silêmanî’de binlerce öğretmen maaşlarının ödenmemesini protesto etti.

Başûr’da yeni vakalar

Vilayetler arası geliş-gidişler hala yasak, aynı şekilde 17 Mart’ta Irak çapında ticari uçuşlara kapatılan havaalanları ve Rojava, Bakur ve Rojhilat ile sınır kapıları sivil geçişlere kapalı. Şimdilik 1 Haziran’a kadar sürmesi ön görülen bu yasakların uzatılıp uzatılmayacağını şu an için söylemek zor. Zira son günlerce Başûr’da onlarca yeni vaka açıklandı. 26 Mayıs itibariyle Başûr’da tespit edilen Covid-19 vaka sayısı 502. Toplam 5 kişi virüsten kaynaklı yaşamını yitirirken 403 kişinin ise atlattığı belirtiliyor. Sadece bayramın ilk gününde 20 yeni vaka açıklandı. Irak’ın genelinde ise durum daha vahim. Arife günü, Irak çapında (Başûr dahil) 308 yeni vaka tespit edildi. Bu ise salgın süreci boyunca bir günde tespit edilen en yüksek vaka sayısı oldu.

Bu kadar ciddi bir artışın yaşanıyor olması dikkat çekici ve düşündürücü. Yoksa ikinci bir dalga mı geliyor? sorusunu beraberinde getirirken, aynı zamanda önlemler konusunda da belirsizlik yaratıyor.

Rojava’da önlemler kaldırıldı

Bu süreci sıfır ölü ve sadece iki vaka ile atlatan Rojava’da ise bayramın bitimiyle birlikte önlemlerin çoğu kaldırılmış oldu. Saat 19 ile sabah 6 arasında sokağa çıkma yasağı 5 Haziran’a kadar devam edecek. 27 Mayıs itibarıyla ise ulaşım kısıtlamaları kaldırıldı, esnaf ve dükkanların açmasına izin verildi. Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetim alanlarında ortaya çıkan iki vaka, Hesekê’de yaşayan bir çiftti. Onların sağlıklarına kavuşmasıyla birlikte hiçbir tespitli vaka kalmadı.

Salgının Rojava ve Başûr üzerindeki etkilerini özgün ele almakta fayda vardır. Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor: Kürtlerin öz yönetime sahip olduğu alanlarda salgının etkisi oldukça sınırlı kaldı. Oldukça erken tedbirler geliştirildi, önlem alındı, halk duyarlı kılındı. Şehir içi ve şehirler arası trafiğin bu kadar uzun bir süre için yasaklanması radikal ama gerekli bir karardı. Çünkü Başûr ve özellikle de Rojava kendi sınırları içerisinde geniş ölçekte bir salgını karşılayacak teknik ve tıbbi altyapıya sahip değil. İmkanlar doğrultusunda hem Rojava hem Başûr’da Covid-19 için özel hastaneler oluşturuldu. Ki Dünya Sağlık Örgütü’nün Rojava’ya yaklaşımındaki ikiyüzlülüğü, gerektiğinde kimseye dayanmadan, kendi öz gücüyle tedbir almanın ne kadar önemli olduğunu da gösterdi.

Rojhilat ve Bakur’da ise durum çok daha farklı. Salgının başında Çin’den sonra virüsten en çok etkilenen İran uzunca bir süre pandemiyi gizledi. 21 Şubat’ta yapılan seçimlerden yaklaşık bir ay önce Covid-19 İran’da yayılmaya başladı ancak seçimlere katılım oranını etkilemesin diye rejim binlerce insanın ölümünü göze alınarak vakaları gizledi. Sonra ise virüsü siyasal malzemeye dönüştürmeye çalıştı.

Seqiz’da 350 kişi yaşamını yitirdi

Rojhilat’ta en çok vakanın olduğu kent Seqiz’dır. Burada yaklaşık 350 kişi virüsten yaşamını yitirdi. Sinê ve Mahabad’da da vakaların sayısı yüksek. Salgının Rojhilat üzerindeki bir diğer etkisi, sınır bölgesinde geçimlerini kolberlik yaparak sağlayan halkın zaten oldukça ağır olan ekonomik sıkıntılarının bu süreçte kat be kat yükselmiş olması. Bunun sonucu olarak son dönemde çok sayıda Rojhilatlı Kürt geçimlerini sağlayamadıkları nedeniyle yaşamına son verdi. Yine zindanlarda çok fazla yayılan virüsten ötürü firar edip sonradan yakalanan tutsakların yarısı bu gerekçeyle idam edildi.

Bakur’a ilişkin söylenecek çok şey var; ancak faşist TC’nin başta Kürdistan olmak üzere Türkiye’de yaşayan toplumu virüsten korumak adına neredeyse hiç tedbir geliştirmediği, hatta virüsü faşist rejimini daha da sağlamlaştırmak için fırsata çevirdiği herkesin malumu. Kürdistan kentlerinde salgını önlemek yerine adeta virüsün yayılmasını teşvik eden bir politika izlediği ortada. Bununla birlikte bu süreçte HDP’nin kazandığı belediyelerin kayyumlarla gaspı, siyasi soykırım operasyonları, yine gerillaya karşı hava saldırıları faşist TC devleti açısından önceliğin virüsü değil Kürt özgürlük hareketini bertaraf etmek olduğunu ortaya koyan somut örneklerdir. Dolayısıyla Bakur halkı bugün kendini hem Covid-19 hem de AKP-MHP virüsüne karşı savunmanın derdinde.