Paragöz tüccarın insancıl hassasiyeti

ABD ve Avrupa egemenlerinin yeryüzünde inşa ettikleri mutlak nizamlarını, silah ve para gücü ile değil, toplumların budalalığı ve unutkanlığı üzerinden tesis ettikleri, bir faraziye olmaktan çıktı artık. Her gün yeniden ürettikleri gündemler sayesinde, geçmişi ve önbelleği temizlemek için “tarayıcı”ya da ihtiyaç duymuyorlar.

İki gün önce yayınlanan iki haber, Ortadünya’yı  ve orada yaşayan insanların aklıyla alay eden egemenlerin, aslında ne kadar akılsız ve tutarsız olduklarının da örneği.

İlk haber:

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Irak hükümetini kendi kara ve hava sahasını korumamakla eleştiriyor; Bağdat yönetimini, Birleşmiş Milletler antlaşması ve uluslararası hukuktan kaynaklanan egemenlik haklarına sahip çıkmaya çağırıyor. Pompeo, Irak’ın İran saldırılarına karşı ulusal egemenliğini koruması gerektiğini vurguluyor.

Talep haklı, makul ve yerinde.

Egemenlik haklarına saygı konusunda samimi ve ciddiyse eğer, ABD’nin Irak topraklarında ne işi var? ABD Dışişleri Bakanı, samimi ve dürüst ise eğer, niçin Irak topraklarını işgal eden ve bu işgali her geçen gün derinleştiren Türkiye’den tek kelime söz etmiyor? Irak topraklarındaki onlarca TSK/DAİŞ üssü, helikopter pistleri, İHA ve SİHA üsleri Irak’ın egemenlik haklarını ihlal etmiyor mu?

Bu Pompeo, “Efrîn, Fırat’ın batısına düşüyor, Türkiye’nin işgaline bir şey yapamayız” diyen ABD yönetiminin dışişleri bakanı. Türkiye, Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal harekatı başlattığında, Suriye’nin egemenlik haklarını hatırlamayan, ardından sınırdaki askerlerini, zırhlı araçlarını, çadırlarını toplayarak, Türk ordusu ve DAİŞ çetelerine “buyur buraları size bırakıyoruz” diyen ABD’nin veziri.

Irak’ın kendi topraklarını İran’a karşı korumak adına egemenlik hatırlatması yapan Pompeo, Suriye’nin de egemenlik hakları olduğunu; bu hakkın ABD, Rusya, Türkiye ve İran tarafından ihlal edildiğini kimsenin hatırlamayacağını sanıyor.

Irak’a, egemenlik haklarını hatırlatan bu unutkan ve saftirik(!) Pompeo, 135 kilometre uzunluk ve 35 kilometre derinliğindeki Rojava topraklarının boşaltılarak bu topraklara TSK/DAİŞ çetelerinin yerleşmesini onaylayan ve destekleyen ABD’nin dışişleri bakanıdır. Kürtlerin yaşadığı topraklardan çıkarılmasına hukuki bir meşruiyet(!) kazandırmak için, Türk devleti ile 16 Ekim 2019 tarihinde “Ateşkes Antlaşması”nın imzacısıdır. Aynı ittifak içinde, müttefik  ve birbiriyle savaşmayan iki ülkenin, dünya tarihindeki ilk ve son maskaralık belgesinin tarafıdır.

“Türklerle Kürtler iki yüz yıldır savaşıyorlar, devam etsinler. Kürtlerin sınırdan çekilerek petrol alanlarına gitme vakti geldi” diyen Trump’ın dışışleri bakanı Mike Pempoe, egemenlik haklarından ve bu hakkın korunmasından söz edecek en son kişi olmalı.

İkinci haber:

Irak’ta diplomatik temsilcilikleri bulunan ABD, Almanya, Çekya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, İtalya, Kanada, Macaristan, Norveç, Polonya ve Romanya’nın Irak’taki temsilcilikleri, göstericilere yönelik orantısız şiddet kullandığı için, Bağdat yönetimini kınayan ortak bir açıklama yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun tutarsızlığı bu kez ABD ve Avrupa devletlerinin kollektif tutarsızlığına dönüşmüş.

Türk devletinin ve AKP hükümetinin her türlü baskı, zulüm, işkence ve insanlık dışı uygulamasını gördüğü halde, bunak ihtiyar numaraları ile bunları görmezden gelen Avrupa, kınamak için Irak’taki orantısız şiddeti bulmuş.

Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye tarafından işgal edilirken seyreden; Kürtlerin seçilmiş onlarca belediyesi kayyumlar tarafından gasp edilirken ve onlarca parlamenter, belediye eşbaşkanı, HDP yöneticisi tutuklanırken “kaygılıyız” demekten öteye gitmeyen Avrupa.

Cizre, Nusaybin, Sur, Şırnak Türk ordusuna sattıkları tankları ile bombalanır ve yıkım ekipleri tarafından yerle bir edilirken, film seyreder gibi seyreden “uygar” Avrupa.

Meydanlarda, sokaklarda, üniversite kampüslerinde, cezaevlerinde ve mahkeme salonlarında Türk polisinin ve askerlerinin yaptıkları linçleri görmezden gelen; her seferinde, “Türkiye’nin güvenlik kaygısını ve hassasiyetini anlıyoruz” diyerek Türk faşizmini ve işgalciliğini destekleyen Avrupa devletleri, orantısız güç kullandığı için, topluca Irak devletini kınamış.

Haydi oradan paragöz sahtekârlar!