Pervin Buldan ‘barış’ dedi ‘başına gelmeyen kalmadı’

Bu yazı Amed’de gaz bombasıyla ayağı kırılan Pervin Buldan ve arkadaşlarının halkın bağrındaki mücadelesine saygı amacıyla yazıldı. Başlayalım:
“Leyla Zana “Barış” dedi başına gelmeyen kalmadı. Oysa halkının yüreğindekini anlattı Başbakan’a.”
Bu sözler, kendisi de “ötekileştirilen” Taraf yazarı Markar Esayan’a ait.  
Esayan’ın sözlerini okuyan, Leyla Zana’nın “başına neler gelmiş” diye sormaktan kendini alamıyor.
Ne gelmiş Leyla Zana’nın başına?
Mesele şu: Leyla Zana’nın kendisi, kişiliği, bireysel konumu hedef alınmadan, şu iki konudaki “görüşleri” eleştirilmiş: Birincisi, “Başbakan’ın Kürt sorununu çözeceğine inanıyorum, bu inancımı hiç kaybetmedim” sözleri… İkincisi ise, bu inisiyatifi, kendisini aday gösteren ve seçilmesini sağlayan BDP’yle görüşmeye bile gerek görmeden göstermesi…
Yani Leyla Zana’yı eleştirenler “barış” dediği için eleştirmemişler.
Demek ki, Esayan bilerek eleştirileri çarpıtmış; “Leyla Zana ‘barış’ dedi başına gelmeyen kalmadı” demenin anlamı bu. Leyla Zana’nın “barış” demesine kim karşı çıkar? Onun yukardaki iki yaklaşımına yönelik eleştirileri, “barış” dediği için yapılan bir tür “saldırı” gibi göstermek ahlaklı bir davranış değildir.
Markar Esayan’ın şu “başına gelmeyen kalmadı” lafları, yalnız çirkin bir iftira olduğu için değil, geçtiğimiz gün başlatılan “imza kampanyasının” arka planını gözler önüne serdiği için de (metni samimi niyetlerle imzalayanları dışta tutarak) üzerinde durmaya değer.
Artık anlaşılıyor ki, Leyla Zana’nın çıkışından beklenen, PKK’nin ve BDP’nin Leyla Zana’yı “başına gelmeyen kalmadı” denecek şekilde karalaması, suçlaması, halkın önünde aşağılaması, yuhalatması, ıslıklatması, resimlerinin duvarlara boy boy asılarak, üzerine çarpı işareti çizilip, hakkında ölüm tehditleri savrulması, kısaca Kürt toplumunun içine çıkamayacak feci bir hale düşürülmesiymiş…
Beklenen buymuş. Bu beklenenler olsaymış, belli ki, Markar Esayan ve benzerleri Leyla Zana’nın “başına gelmeyen kalmadı” diye yazacaklarmış; ve elbette “başına gelmeyen kalmamış” her insanla olduğu gibi, Leyla Zana’yı “destekleme” kampanyaları örgütleyecek ve “imza” toplamaya başlayacaklarmış…(Bunu bir ara Miroğlu için yaptılar, şimdi ‘mağdur” ellerini ısırıyor.)
Evet. Çok açık. Bekledikleri buymuş; Leyla Zana’nın başına gelmeyen kalmadı denecek bir durumu büyük bir hevesle beklemişlermiş…
Ama beklenenler olmamış.
Olmayınca, bu “dayanışmacılar” bir süre susmuş… Beklediklerinin gerçeklemesini “beklemiş”… Beklemişler ama, yine de bekledikleri olmamış. Leyla Zana’nın başına hiçbir şey gelmemiş.
Zana nasıl BDP’li vekillerin “yüreği”yle ilgili ağır eleştiriler yapmışsa, onu aday gösteren ve seçilmesini sağlayan partinin yöneticileri de ona çok dikkatli bir dille “Başbakan’ın çözeceğine inanmanın saflık” olduğunu söylemişler… Küfretmemişler. Aşağılamamışlar. Tam tersine, onu yine kendi arkadaşları olarak gördüklerini açıklamışlar.
Hülasa Esayan ve benzerlerinin “beklentileri” gerçekleşmemiş… Kürt siyasi hareketi, kendi “çoğulculuğu”nu inşa yolunda, bu Leyla Zana olayıyla yeni ve olumlu bir adım atmış. Eleştiriler, farklı düşünceler, hatta haksız ve yanlış yaklaşımlar karşısında “olgunluğunu” kanıtlamış.
Kanıtlamış ama, “beklentisi” olanlar, uzunca bir süre sustuktan, “beklentilerinin” gerçekleşmesini sabırsızlıkla “bekledikten” sonra karar vermişler; “beklentileri” gerçekleşmiş gibi yazmaya ve kampanyalar açmaya başlamışlar.
Leyla Zana böyle “ucuz” ve amacı malum kampanyaların nesnesi olacak bir insan değil. Kimbilir, kendisini “başına gelmedik kalmadı” diye sözde “destekleyenler” hakkında ne düşündü? Bilemeyiz. Ama biz, Kürt Özgürlük Hareketine saldırmak için Leyla Zana’yı bir “nesne” haline getirenlerin, Leyla Zana’ya en büyük hakareti yaptıklarını düşünüyoruz.
O halde, Esayan ve “destekçilere” şunu soralım: Siz açık konuşun. Eğer ahlaklı, erdemli, dürüst insanlarsanız, yazdığınız yazılarla, attığınız imzalarla ne dediğinizi, gizlemeden halka açıklayınız:
Siz Leyla Zana’nın Başbakan’la görüşmesinden sonra yaptığı konuşmada dile gelen talepleri mi destekliyorsunuz? Yoksa Leyla Zana’nın Başbakanla görüşme öncesinde, Hürriyet’te yayınlanan “Başbakan’ın bu sorunu çözeceğine inancımı hiçbir zaman kaybetmedim” sözlerine mi destek veriyorsunuz?
Açık konuşun…
Kürtler kendi içlerinde, her uygar örgütte olduğu gibi tartıştılar. Siz “tartışma” yerine Leyla Zana’ya karşı bir “infaz” beklediniz. Yanıldınız. Kah Ahmet Türk’ü, kah Baydemir’i, kah Tuğluk’u, hatta Demirtaş’ı ve hatta hatta ‘kargaları güldürme pahasına’ Karayılan’ı bile “güvercin” yapmaya, BDP’yi de leş yiyen yırtıcı kafesine göndermeye yeltendiniz. Hepsinde yanıldınız. Yanılacaksınız…
Güvercin isimleri değişiyor, ama düşman saydığınız hedef değişmiyor.
Müthişsiniz…
Bay ve Bayanlar, “Pervin Buldan ‘barış’ dedi ayağına değmedik bomba kalmadı” diye bir yazı yazsanız ve ardından da onunla bir dayanışma kampanyası başlatsanız…  Haydi göreyim sizi…