Petrol, fetih ve düşmemek için savaş

Erdoğan faşizmi, el altından silah ve savaş desteği sağladığı İhvancı Trablus hükümetine, askeri(hava-deniz-kara) güçle destek kararı aldı. Bu amaçla meclisten tezkere geçirdi.

Bilindiği gibi, tezkereye kadar, Erdoğan diktatörü, SİHA/İHA, sayısız gemiyle onbinlerce ton silah/cephane yardımıyla ve kontrgerilla subaylarını savaştırarak, İhvancı Sarraj hükümetine destek verdi. Düşürülen SİHA/İHA, yakalanan “sivil” subaylar, limanlarda elkonan silah gemileri bu işin yarı açık yapıldığının kanıtıydı.

Fakat Erdoğan şimdi Libya savaşındaki himayeci sömürgeciliğini açıkça ve fetihçi ruh halini savaş gemilerine yelken yaparak gerçekleştirmek istiyor.

Erdoğan, tezkere öncesi Sarraj’la kıta sahanlığı anlaşması yaparak da, deniz altı petrol/gaz sahaları imtiyazını, rakibi burjuva devletlere dayatmaya girişti.

Özellikle kontrgerilla baş danışmanının SADAT’ı aracılığıyla geçmişten beri, Rojava işgalleriyle, MİT, ordu-polis aracılığıyla da resmen eğittiği siyasi islamcı çeteleri, şimdi Libya himayeci sömürgeci savaşına seferber etmeye başlıyor. İdlib’deki sıkışmışlığını, himayesindeki çeteleri, bir bölümüyle Rojava’daki işgaline, diğer bölümüyle Libya savaşına sürmek istiyor. Çetelere teşvik olarak yüksek maaş önerilerinin sosyal medyaya saçılması da buna işaret ediyor.

Erdoğan faşizmi, işgalleri ve yayılmacı savaşı, öncelik ve acil olarak Kürt düşmanlığıyla devrimi ezme amacıyla yaptı, yapıyor. Bu amacında istediği zaferi kazanamadı. Ama elbette MHP’den ulusalcılara, dahası burjuva muhalefete uzanan genişlikte destek ve uzlaşma elde ederek, zayıflayan iktidar ve kitle dayanağını kısmen onararak sürdürdü. Fakat bu kez Libya seferinde iktidar bloku dışında destek bulamıyor.

Erdoğan, işgalci savaşlarla, silah satış pazarı bulmak, küstahça Deyr Zor’da talep ettiği petrolü, bu kez Libya ve Akdeniz’de gaspetmek, meta sürüm alanı elde etmek için de işgalci savaşlar yürütüyor. Bu açıdan öncelikle yakın çevresindeki burjuva kliği olmak üzere ama Türkiye burjuvazisinin tümüne “büyüyeceksiniz” boncuğu gösteriyor, burjuvazinin desteğini alıyor.

Fetihçilik, Erdoğan’ın geçmiş politik islamcı ideolojisinden gelen anlayışı. Davutoğlu’yla birlikte ‘Yeni Osmanlıcılık’ politikasıyla bunu atağa geçirdi. Suriye savaşı ve yaygın askeri üslerle, pratiğe uyguladı. Suriye’de yenilgiye uğradı ama, çelişkilerden yararlanarak Kürt yurdunu ve Kuzey Suriye işgaliyle sınırlayarak da olsa sürdürüyor. Onbinlerce çeteyi işgal savaşının katil ve talancıları olarak kullanıyor.

Şimdi doğu Akdeniz petrol/gaz alanlarında ve Libya’da fetihçiliği sürdürerek, iki şeyi sağlamak istiyor: fetihçi ideolojiyle faşist kitle yaratmak ve orduyu savaş içinde kendi kliği etrafında toparlayıp birleştirmek.

Geçmişte kadro toplamada bugün geniş müslüman halklar kitlelerini etkilemede fetihçiliği, “emperyalist batı karşısında Müslüman doğuyu” yükseltme fikrinin manivelası olarak kullanıyor.

Üçüncü bir temel etken de, faşist kitle yaratarak, savaş şovenizmiyle halkın dikkatini iç meselelerden dışa çekerek, içerideki mücadeleyi zor yoluyla bastırmak. Zoru kullanırken, itirazların büyümesini, savaş şovenizmi kitlesiyle engellemek. Erdoğan bu yolla düşmesini engellemeye çalışıyor.

Fetihçi diktatörün savaş macerasında bu kez işi zor.

Rojava işgalinde, iki emperyalist kutup arasındaki çelişkiyi kullanarak elverişli fırsat olarak kullanması Erdoğan faşizmine savaş kolaylığı sağlamıştı. Libya savaşında ise başından itibaren Katar dışında Arap devletleri, İtalya dışında Avrupa devletleri ve ile Rusya, Hafter’e destek cephesinde. Diktatörün karşısında.

Muhalefet, Kürt düşmanlığının manivela olamadığı Libya savaşında utangaçça da olsa savaş tezkeresine karşı çıktı.

Halk ekonomik kriz içinde, Erdoğan’ın “biliyor musun fiyatı kaç” dediği mermiye ödenecek paranın, kendi açlığını yarattığını önemsiyor. Mücadele yolları arıyor.

Kürt direnişi ve Rojava direnişi sürüyor. Devrimci ve anti faşist mücadele isteği devam ediyor.

Libya himayeci savaşının altında diktatör kalabilir. Yarı yolda karşı kutupla uzlaşma yolunu arayarak, yeni siyasi rejimde nüfuz sağlamanın aracına dönüştürebilir.

Fakat her iki halde de, Erdoğan ve burjuvalarının petrol gasp ederek sermaye büyütmeleri için, fetihçilikle siyasi askeri üstünlük kazanmaları için, niye ölelim, niye aç kalalım, niye diktatöre boyun eğelim duygusu geniş kitleye erken yayılabilir.

Bu durumu değerlendirerek, işgalci savaşını Erdoğan faşizmi için bumeranga dönüştürmek, faşizme karşı mücadele edenlerin işi olsun.