20.9 C
Berlin
Pazar, Temmuz 5, 2020

PolitikART

M.ZAHİT EKİNCİ: Çakalların ininde

Gözlerimiz bağlanarak bir minibüse bindiriliyoruz. Hiç tanımadığımız bir yolda, arabadan hayvan atar gibi yere atıyorlar bizi. Arkamıza bakmamamızı, aksi halde öldüreceklerini söylüyorlar.

A. REZAK GÜLMEZ*: Bir fotoğraftan taşan…

Öylece kalakalıyorum... Çelik gibi sert ve kadife kadar yumuşak bu bakışın önünde kımıldamak olası değil. Biliyorum, o bütün bir halkın gözleriyle bakıyor. İki gözden bir milyon kere bakıyor. Bir bakmakla “esaret yok” diyor. Bir bakmakla “özgürlük evrenin amacıdır” diyor. Bir bakmakla “bir insanı değiştirebilirim” diyor. Onun karşısında sığınılacak hiçbir yer yok.

AHMET ATAŞ: Tinsel Aşk Romanı ‘Out’, Tensel Aşk Romanı ‘In’…

Gücünü ve kurgulanmış bir arzu nesnesi karşısındaki güçsüzlüğünü bencil ve profesyonel bir sevgi oyunu masalına dönüştürebilen hırçın tüketicilerin şaşkın yüzyılında duygu yüklü klasik aşk romanı yazılabilir mi sorusu, 'edebi' bir imadan çok 'etik' bir vurgu taşıyor olsa gerek.

MERAL ÇİÇEK: ‘Yaşamaya karar veriyorum’

Kendini artık tümüyle kadın özgürlük mücadelesine adar. Durmadan yoğunlaşmalarında derinleşmek için okur, düşünsel gücünü zorlar, ulaştığı sonuçları yazılar ve yaptığı konuşmalar ile paylaşır. Hitabeti çok güçlü, anlaşılır ve sade bir üslupla düşüncelerini dile getirmeyi başaran bir kadındır.

ZEYNEP: Kadının renkleri

Belki yeniden anlam vermeliyim renklere, kendimi bulmak adına düşmeliyim renklerin peşine… Sonra dağıtmalıyım; iyice yıkmalıyım toplumun bende yarattıklarını. Hasar çok; temelden başlamak gerek. Bir kadını yeni baştan, kadınca yaratmak gerek.

ŞEYHMUS DİKEN: Licê sınırlara sınırsız vuranların şehri

Ben Licê’yi en çok nenemden, sonra da artık yaşamayan büyüklerimizden dinlemiştim. Ninem demişti ki bir kez; “Hûvdê edarê / Berf hat gûlîya darê / Nema heya êvarê”.

Nemrud kıssası veya hegomonun genetiği

Lailahe illallah ve Lehu’l-mülk bize denetim sağlayacak bilinci ve dinamizmi veriyor. Öyle ki bu bilinç ve dinamizm bizi her türden hegomonik ilişkiye karşı dinç tutar. Muktedir ve müstağni saldırılara karşı kalkan olur. Mülkün hegomonik tabiatını deşifre eder. Lailahe muktedirin, Lehu’l-mülk de mustağninin panzehiridir.

editörden

İslam dini ortaya çıktığı dönem itibariyle demokratik ve barışçıl yönleriyle toplumsal sorunlara çözüm bulmasına rağmen, bugün iktidarlar tarafından özünden uzaklaştırılarak, çatışmaları körükleyen bir olgu olarak kullanılmak isteniyor.