Rab bana hep bana partisi

AKP Genel Başkanı Erdoğan, tam bir darbeci-diktaya dönüşen 18 yıllık tek parti iktidarından sonra hala kendisine biat etmeyen, direnen bütün muhalifleri düşman olarak görmekte ve onlara saldırmaktadır.

Uydurdukları beka tehlikesi teorisine göre her muhalif bekayı tehlikeye sokmaktadır. Her muhalif vatan haini, casus gibi suçlamalarla tutuklanabilir. Bunun için emrindeki adliye teşkilatı hazır beklemektedir.

Erdoğan mademki 18 senedir iktidarda, bugüne kadar Barolarla ilgili niye bir düzenleme yapmadı da şimdi saldırıyor?

18 senedir Tabip Odaları, Mühendis Odaları ve diğer meslek kuruluşlarıyla ilgili niye hiçbir şey söylemedi de şimdi neden hepsine birden saldırıyor?

Cumhur ittifakıyla tek adam diktasını kurmuşken şimdi derdi nedir? Niye gene seçim yasalarını ve sistemini gündeme getiriyor?

Hiç bir devirde ve hiç bir ülkede hapse atılan gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi sayısının artması, gazetelerin-TV’lerin ve partilerin kapatılması övünülecek bir şey değildir, hayra alamet de değildir. Ama yıkılma korkusuna kapılan Erdoğan diktası kendisine biat etmeyen her kişiyi ve her toplumu düşman olarak görmekte, onları bin bir türlü suçlamayla susturmaya çalışmaktadır. Erdoğan diktasının birinci hedefi her zaman HDP olmuştur. HDP’li seçilmiş vekil ve belediye eşbaşkanları başta olmak üzere HDP seçmenine bile öldürme dahil her türlü saldırı yapılmaktadır. Hala DTK ve sivil toplum örgütü yöneticilerine operasyonlar yapılıyor. Ama HDP artık gerçek bir muhalefet partisi ve üçüncü yolun açıcısı olarak tıkanmış sistemin tek gerçek alternatifidir.

AKP tetikçileri hala hiç utanmadan “Efendim biz HDP’ye karşıyız ama HDP’ye oy veren seçmene-halka karşı değiliz, onlara saygılıyız” gibi palavralarla halkı kandırmaya çalışıyor. Halka saygısı olan, onun iradesine de saygılı olur. Halkın seçtiği temsilcilerini zindanlara doldurmaz.

Erdoğan bundan sonra bütün halkı zindana atsa da, assa da, kesse de artık HDP belirleyicidir. Seçim olsa da olmasa da, hatta HDP kapatılsa bile hayatın her alanında belirleyici olan HDP siyasetidir. HDP’yi anlamayan, halka saygı duymayan ve HDP ile anlaşmayan hiçbir siyasetçinin başarı şansı yoktur.

Duayen sağ politikacı Hüsamettin Cindoruk “Bizim sağ partilerde işler ters gidince hemen Ayasofya vb. gündeme getirilir. Ama bunlar kar etmez” diyor.

Erdoğan Ayasofya’yı 18 senedir niye akıl etmedi? Niye yeniden bayrak, Kuran, ezan-türban ajitasyonu başlıyor?

Erdoğan ve AKP sıkıştıkça yeniden ve bedavadan mağdur rolüne girip tüm mağduriyetleri sömürmeye çalışıyor. Ama artık kar etmiyor.

Baroların yürüyüşü Erdoğan’ı uyandırır mı bilmem ama çok ciddi bir uyarıdır. Çünkü Barolara yönelik saldırı tüm halkın savunma hakkına saldırıdır. Barolar bile hakkını, hukukunu açlık greviyle, yürüyüşle ve polis saldırısı altında arıyorsa, bu sistemin iflası ve tümden karaya oturması demektir. Barolara saldırı sürdürülürse avukatlar mahkeme adlı oyunda kendilerine verilmek istenen konu mankeni rolünü reddetmeli ve tüm duruşmalardan çekilmelidir. AKP-MHP tetikçileri son demlerinde kendi kendilerine çiftetelli çalıp oynasın.

AKP-MHP diktası şunu iyi bilmeli ki hak, hukuk, adalet, özgürlük ya herkes için olur ya da hiç kimseye! İş, ekmek de öyle.

Zindanlarda hastalık, zulüm ve salgın kol gezerken baroları susturamazsınız. Halk sağlığı tehlike altındayken Tabip Odaları konuşmayacak da kim konuşacak? Siz deprem fonlarını hortumlarken Mühendis Odaları konuşmasın mı? Bütün bunları medya duymasın-yazmasın mı?

Vatandaş işsizlikten, açlıktan kırılırken üçer beşer maaşlı, yarı taşeron-müteahhit yandaş çetelerle saltanat süremezsiniz. Saltanatınızı ve zulmünüzü besleme medyanız da, tetikçileriniz de kurtaramaz. Bu şekilde ayakta kalabilen bir diktatör yoktur. Erdoğan da kalamayacaktır.

“Rab bana, hep bana” partisinin saltanatı mutlaka bitecektir.