Ramazan Bayramınız mübarek olsun!  –   Hafız Ahmet TURHALLI

Peygamber Efendimiz, insanlar arasında eşitliği sağlamanın, kardeşlik duyguları ve dayanışma ruhunu geliştirmenin bizzat öncülüğünü yapmıştır. Ramazan ayı işte bu kavramların ruhumuzda ve yaşamımızda, yeniden yeniden canlandığı ayın ismidir.

“Oku” emri ile başlayan Kuran’ı Kerim bu ayda indirilmiştir.

 Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v) ilk mücadelesini cehalete karşı vermiştir. Şahsiyette cehalete karşı verilmemiş ve kazanılmamış bir mücadele, kişiyi doğru ve hak adına, yanlışların savunucusu durumuna getirebilir. Günümüz müslümanlarında bu durum tavan yapmış vaziyettedir. İslam adına, İslam’ın getirmiş olduğu hakikatler, bu dine inandığını sananlar tarafından yok edilmiştir. Kuran ilim ve irfan ile insanın sömürü, haksızlık ve zulme karşı neden ve nasıl direnmesi gerektiğini öğretmeye çalışmıştır. Bayramlar verilen bu mücadelede başarı elde etmenin, dünya ve ahiret hayatında, sadete ve özgürlüğe kavuşmanın kutlamalarıdırlar.

Mekke zalimleri bu ilahi adalet düzeni karşısında korkuya kapılarak, inanlara ağır bir zulüm uygulamaya başladılar. Bunlar zalim, zorba, talancı, ahlaksız, hırsız ve katil idiler.

Kuran, bütün bu kötülüklere son vermek, bireye inanç, kimlik ve şahsiyet kazandırmak için bu ayda vahiy olunmuştur. Zulümden ve günahlardan kurtuluş sağlandığı için, bayram kutlamaları gerçekleşmiştir. Kuran, putperestliğe karşı vahdaniyeti, köleliğe karşı hürriyeti, zulme karşı kıyamı (isyan), ahlaksızlığa karşı ahlakı öğütlemiştir. Bu ilkeler topluma yerleştiği için, bayram yapılmaktadır.

İslam dini sistem dahilinde bütünlüklü bir anlayıştır. Salih bir Müslüman ise bu sistemi bir bütün olarak ruhuna yerleştiren kişidir.

 İslam’ı sadece ibadet, tekbir, tesbih, cübbe, sakal ve bir kelamdan ibaret sananlar, İslam dinini bilmeyen tanımayan kesimler, ya da İslam karşıtı din tüccarlarıdır.

Ülkemiz Kürdistan’da yıllardır halkımız zulüm, baskı ve şiddet altında yaşamaktadır. Nemrut ve Firavunların o zamanki Müslümanlara yapmadığı zulmü, isimleri Müslüman olan devletler tarafından, mazlum halkımıza yapılmaktadır. Sahte İslama karşı çıkan din alimlerimiz, dürüst müslümanlar ve halkımız ya katledilmiş ya da zindanlara atılarak yok edilmişlerdir. Bu durum katmerleşerek sürmekte, halkımıza ve dürüst müslümanlara uygulanan bu vahşet, arşı alayı inletmektedir. İktidar ve devlet sahipleri Arap-Fars ve Türk milliyetçiliğine, İslam’ın ve dinin kılıfını geçirerek, dini tutsak ettiler. Müslümanları, Kuran’ı doğru ve yanlışları biribirinden ayırt edemez hale getirdiler.

Ilımlı İslam adı altında Türkiye’de iktidar olan şimdiki hükümet, ülkemizin dört parçası başta olmak üzere, bu bayram ve ramazanda da, vahşetlerini ara vermeden sürdürmekteler. Başur, Rojava ve Bakur’da işgal ve insan katletme, insan kaçırma, mal talan etme, bütün şiddeti ile devam etmektedir. Ramazan ve bayramdan bahs eden bu sahtekarlar, sahtekarlıklarını ve büyük günahları işlemeye ara vermeksizin devam etmekteler.

İslam adına hareket ettiklerini söyleyenler, Kürt adına ne varsa yok etmeye yemin etmişlerdir. Bir halkı, kurşuna dizmekte, uçak ve bombalarla yok etmekteler. Bakur’da Rojava’da şimdi de Başur’da Kürtler büyük bir katliam ve yıkım ile karşı karşıya bırakılmışlardır. Bizlere kardeş diyenler, bizlerle aynı dine inandıkları görüntüsü verenler, mustazaf ve mazlum Kürtlerle, işte bu şartlar altında Ramazan Bayramına giriyorlar. Bizleri katleden, malını talan edip midelerine indirenler, Miami’den Somali’ye, Tibet’ten Filistin’e kadar Müslümanlara yardım ettiğini söylemekteler.

Müslüman isimli ülke hükümetlerinin ve cemaatlerin bu gün Bakur’da, Başur’da, Rojava’da, Rojhelat’ta mazlum halkımıza uyguladıkları vahşetin, ortadan kaldırılması, haklarının iade edilmesi, zararların tazmin edilmesi ve nasuh bir tevbe ile ancak mümkün olabileceğini Kuran’a baktıklarında görebileceklerdir.

Bu zalimlerin Kürtler ve dürüst müslümanların nazarında, Nemrut’tan, Firavun’dan, Ebu Cehillerden, Ebu Leheblerden, Hz Hüseyni katleden Yezid’den ve Heccaci zalimden hiçbir farkları yoktur. Bugün yapılmakta olanlar, tarihte yapılmış olan, zulümlerden kat be kat daha fazladır.

Zulüm altında inleyenlerin, kendi zalimleri ile bayramlaşmaları nasıl bir davranıştır? Kendi katilleri ve talancıları ile bayramlaşmaları nasıl bir duygu ve fikirle gerçekleşir?

Hangi din ve prensiplerle izah edilir?

“Zalimler nasıl başaşağı olacaklarını yakında görecekler“ (Şuara 227)

 Zalim ve katiller başaşağı olmadan, adalet herkes için uygulanmadan, gerçek bayramlaşmada yaşanmayacaktır.

Adaleti yerleştirmek her müslümanın asli görevidir. Zulümden kaçınmak İslam’ın olamazsa olmazıdır. İslam aleminin kalbi Kürdistan, rahata kavuşmaz ise İslam alemi ve Ortadoğu’da gerçek bir bayram yakalamayacaktır.

Emin olunuz ki mazlum halkımız bu sistemler karşısında başarırsa, hak dini İslam ve insanlıkta İslam aleminde, refah, huzur babında başarmış olacaktır. İşte bunun içindir ki Müslüman Kürtlere ve İslam alemine büyük görevler düşmektedir. Görev, İslam’ın izzetini ayaklar altına alan bu cahil, barbar ve zalim iktidarlara adaleti yerleştirene kadar, hadlerini bildirmek, mazlumlara şefkat elini uzatmaktır.

Bu vesileyle mazlum Kürt halkının ve tüm İslam aleminin ramazan bayramını kutluyor, İslam topraklarında ilahi adaletin gerçekleşeceği günlerin yakın olmasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum.