Rantçılık mı, çözüm mü?

Öcalan’ın, 10 maddede özetlediği tarihi çağrısıyla yeni bir dönem açılmıştır.

10 madde çözümün kendisi değil, çözüme ulaşmak için çözümlenmesi gereken temel konulardır. Bu nedenle önemle ve ciddiyetle ele alınması şarttır.

Hiç bir şüphe ve olası hiç bir kötü niyet bu çağrının önemini azaltamaz ve açılan yeni dönemin kaçınılmaz sonuçlarını engelleyemez.

Kamuoyunda "Bu hükümete ve AKP’ye güvenilir mi?"  endişesi dile getiriliyor.

Bu haklı endişe, bu maddelerin önemini ortadan kaldırmıyor. Çünkü çözüm süreci devlete, AKP’ye ya da bir başka güce güvenerek başlamış bir süreç değil. Tam tersine halkların özgücüne güvenerek, devletin fosilleşmiş kafasını ve yapısını değiştirme sürecidir.

AKP, 13 senedir tek parti olarak iktidardadır. Kuruluş sürecinden beri statükoculuğa, vesayete karşı olduğunu, Kürt sorununu çözeceğini iddia etmiştir. Bu nedenle de halkın desteğini alabilmiştir. Ama bütün bunlara rağmen, şimdiye kadar çözüm doğrultusunda hiç bir kalıcı adım atmamıştır. İşte buna, halkı çözüm-barış diye oyalayıp hiç bir ciddi adım atmamaya "Barış ve çözüm rantçılığı" denir.

Devletin, Kürdistan halkına karşı yürüttüğü kirli imha savaşı yıllarında savaş rantçıları egemendi. Bunlar savaş kışkırtıcılığı yapmaktan başka bir iş yapmadılar. Maddi, manevi, siyasi bütün varlıkları bu kirli savaşa bağlıydı. Bir yandan devlete silah satarak, silah komisyonculuğu yaparak kasalarını doldurdular. Ama kurşun geçirmez çelik yelek diye sattıkları teneke çıkıyordu. Bu yelekleri giyen ve ilk kurşunda ölen asker polislerin cenazelerine de en önde bunlar koşuyordu. Cenaze ve kan tacirliği yaparak siyaset yapıyorlardı. Bu alçakların burnu bile kanamıyordu. Ama hem kasalarını dolduruyor, hem de vatansever-milliyetçi maskeleriyle iktidara hakim oluyorlardı. Bunlara savaş rantçıları denildi.

Bugün de barış, barış deyip barışçı görünen ve barışın rantını yiyen bir iktidar var. Bugüne kadar barış rantçılığıyla ayakta kaldılar. Ama artık halkın boş laflara karnı toktur. Oyalanacak ne zaman, ne de imkan kalmıştır. Artık kimse halkın umutlarından, özlemlerinden, istemlerinden rant yiyemeyecektir. Yemek isteyenlerin boğazında kalacaktır.

AKP’nin niyeti sorgulanıyor. AKP gerekenleri yapmazsa kendisi gidecektir. Süreç, halka dayanarak şu ya da bu biçimde yürüyecektir.

Bir diğer önemli konu da, AKP dışındaki siyasi aktörlerin durumudur. Özellikle CHP ve HDP dışındaki sol ne diyor? Bu 10 maddelik çağrı sadece AKP’ye ve devlete değil, siyasette var olan herkese yöneliktir.

Bu 10 maddelik çağrıya karşılar mı? Değillerse, gerçekleşmesi için ne yapacaklar?

Bu mücadele devlet ile Kürtler ya da AKP ile HDP arasındaki bir düello değildir. Bunu düello zannedip tarafsız bir heyecanla seyretmek ve tezahürat yapmakla yetinmek ise ne devrimcilik, ne de siyaset olabilir.

Her siyasi akım, ciddiyet ve sorumluluk sahibiyse, tavrını net olarak ortaya koymalıdır. Temelsiz iddia, vehim ve suçlamaları bırakmalı, kalıcı çözümün bir parçası olmalıdır. Yoksa onlar da ezilen halklara karşı, savaş ya da barış ve çözüm rantçılığının bir parçası olacaklar demektir. Onlar da kaybedecek demektir. Bunun işin ortası kalmadı artık.