Recep Erdoğan, Kürtlere iyilik mi yapacak?

Recep Erdoğan, tüten Kürt ocağını söndürmek, soyu, damarını kurutmak için, dört dönüyor ortalıkta. Kim sokmuşsa kafasına, Türklerin geleceğini Kürtlerin yok olmasında arıyor.

O saplantıyla hamleler yapıyor, kan akıtıp can alıyor.

Faşizm budur. Raconu ise güç yettirdiğine çullanıp can almak, malı, mülkü talan etmektir.

Hitler ırkçılığı da böyleydi. Irkçı zehirle ruhunu teslim aldığı kalabalıkları elde tutmak için, yurttaşları olan Yahudi ve Romanların (Çingen) soyunu kurutmakla, İtalyan Mussolini de, sömürge olarak elde tutmaya çalıştığı Libya’nın bağımsızlık lideri Ömer Muhtarı yakalayıp asmak, başkaldıranları mitralyözden geçirmekle övünüyordu…

Portekizli Salazar, sömürge Afrika’daki cinayetlerin dökümünü, kazanılmış zaferlerin kanıtı olarak şartlandırılmış halkına sunuyordu.

Türk Recep de, bu yolda gidiyor. Bir yanda içerde can alıp yangın alevlerini harlarken, öbür yanda öncelik Suriye Kürtlerinde olmak üzere, yer yüzündeki bütün Kürtleri yerle yeksan etmek için, minder komikliği olarak taklalar atıyor.

Müttefik bulup ortaklık kurmak için, önüne çıkana eğiliyor, ekonomik, sosyal ve siyasal nitelikte rüşvetler dağıtıyor, dün sövdüğüne yalakalıkla sarılıyor, övgüler diziyor, yine dün tükürdüğü elleri yalayıp öpüyor, bu arada Rusya’ya iki büklüm eğiliyor, İran’ın ayağına kapaklanıyor…

O sanki, Tanrı tarafından görevlendirilmiş Kürt celladı. Aziz Nesin’in yüzde 60’ı aptal dediği kalabalıkları, Kürt düşmanlığıyla afyonlayıp sürü niyetine peşine takarak, Saraylı hayatına bakıyor.

Türk tarihinde, kimse onun kadar Kürt kanı pazarlamadı. Kimse, onun gibi Kürtlerin ölümünü, keyif getiren müjde unsuru yapmadı.

İtalyanların Mussolini bile bu kadar keyifli değildi, Libya’daki cinayetleri anlatırken. Kan kokusu başını döndürmüş gibi, yüzünde seğirmeler oluyordu Mussolini’nin…

Ama Recep Erdoğan, “binlerce terörist öldürdük, Cudi Dağını, Gabar’ı, Tendürek’i, Bestler deresini, onlara mezar ettik” derken mesut, gözleri mutlulukla ışıldıyordu.

Sarayında topladığı ve aralarında Kürtlerin de bulunduğu muhtarlara, Suriye Kürtlerinin önünü kestiğiyle övünürken, yüzünde korku fimlerindeki uzun tırnaklı herif gülümsemesi goncalanıyor, suratına huzurlu bir mutluluk yayılıyordu.

Bu arada, övüneyim derken suçlarını itiraf eden “merdi kıpti” gibi, Suriye işgalinde dünyaya yalan söylediğini itiraf ediyor, “Suriye’de, önlerini kesmek için Fırat Kalkanı harekatımızı düzenledik” diyordu.

Aynı Recep, Kürtlere saldırı için, destek aramaya gittiği Ürdün’den dönerken de şöyle diyordu:

“Afrin PYD’nin Akdeniz’e açılma projesidir. Bedeli ne olursa olsun gerekli müdahaleyi yaparız. Bizlerle beraber hareket edecek aşiretler var. Terör baskın çıkarsa, gözümüzü karartırız.”

Ancak, unuttuğu ve kafasının almadığı bir gerçeklik vardı. Dünya, göz göre göre oyunbazlara, kalpazanlara alan açmıyordu.

Ayrıca dünya, taşlar bağlı, köpekler serbest bir diyar, Kürtler de eli boş değildi. Onların, “Barbaroslara” karşı koyacak öz güçleri, orduları vardı. Özgür bir hayat canını ortaya koymuş bir Kürt halkı…

Öte yandan ordular yaratan bu halk, “Barbaros”un ayak altı edip, onurunu ezmeye çalıştığı bir direngen güçtü. En az Yahudiler kadar…

Yahudiler, binlerce yıl dünyanın sürgünleriydi. Bırakın orduları, ayak basacak toprakları da yoktu.

Bütün dünya, onlara karşıydı. Beş kıtada tek dostları yoktu. Onlar, İshak Babel’in anlattığı eziklerdi. Damdaki Kemancı’daki boynu bükük Tevka…

Ama gün geldi: Kana doymayan bir Hitler soylarını kurutmaya kalkıştı. Milyonlarcasını zehirleyip yaktı. Topluca kuşuna dizdi. Yahudi toplumu, katlanılması zor acılardan geçti. Ancak bedelini de aldı. Bundan sonra insan “yeniden evrildi.” Yahudiler, küllerinden evrildi. Bir halk yeniden doğdu, devlet oldu…

Eğer Yahya Han, kırım yapmasaydı, Bangladeş olmazdı. General Beşir’in soykırım seferleri olmasaydı, Güney Sudan yoktu, bugün…

Güney Kürdistan, katili olmaya soyununa Saddam’ın armağanıdır. Korsika, albayın bombası patlamasaydı özerk olmazdı

Erdoğan’ın gözleri ise Kürt düşmanlığıyla kararmış. Kırım yapacaktır. Bundan sonra onun hayatı nice olur, başına neler gelir bilinmez. Ama Güney Kürdistan‘ın, İsrail ve Bangladeş’in ırkçı barbarlığın küllerinden yaratıldığı da gerçektir.

Bakarsınız gecikmiş Kürt devletinin doğumu öne çıkıverir. Bilinmezki, Recep gölge boksu yapadursun, dünya zaten bir yerlere gidiyor.