Referandum ve Kürtler

Kürdistan’ın dörde bölünmesine dayalı yüz yıllık statüko çöktü. Bugüne kadar en temel insan haklarından mahrum olan, dili bile yasaklanıp suç sayılan Kürt halkı uzun mücadeleler sonucu kendi geleceğini belirleme hakkını kullanma aşamasına gelmiş bulunuyor.

Yüz yıl boyunca hep sömürgeciler ve işgalciler konuştu. Kürtler her ağızlarını açtığında kanla bastırıldı ve susturuldu. Bu inkarcı-imhacı-zalim sömürgeci zihniyet hala değişmiş değil.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin gündeme getirdiği bağımsızlık referandumu, Kürtlerin başındaki belanın kaç kollu ve kaç başlı bir canavar olduğunu bir kez daha gösterdi.

Uzaktan yakından her güç Kürtlerin geleceği hakkında konuşuyor, kendisine göre karar veriyor. Özünde hepsi de çok farklı-makul bahanelerle sömürgeci statükoyu yeni kılıflarla sürdürmeye çalışıyor. Bağımsızlığın ne kadar kötü ve olanaksız olduğu, maliyetinin ağır olacağı anlatılıyor. Tehditler, yalanlar, şantajlar havada uçuşuyor. Bütün sömürgeci devletler yeni işgal planlarıyla askeri yığınaklarını güçlendirmeye çalışıyor. ”Bırakalım da Kürdistan halkı kendi geleceğini konuşup kararlaştırsın, biz de ona saygılı olalım” diyen yok.

Yıllardır “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” deyip mangalda kül bırakmayan çoğu “solcu-demokrat” geçinenler bile ama ve fakat ile başlayıp statükocuların arkasında birleşiyor.

Bir çoğu Erdoğan’dan antiemperyalist kahraman çıkartan Doğu Perinçek ile aynı kafada ve safta. Güya Kürt “din kardeşlerini” “emperyalistin, gavurun, siyonistin” şerrinden korumaya çalışıyorlar.

Dört koldan Kürtlere saldırıp susturmaya, referandumu engellemeye çalışıyorlar.

Askeri ve siyasi gelişmeler başdöndürücü bir hız kazanmış bulunuyor.

Çok kanlı bir savaş süreci mi başlar yoksa kaçınılmaz olarak bir siyasi çözüm mü gündeme gelir bilemiyoruz.

Kürdistan’daki belli başlı siyasi çizgiler ve durumları az çok biliniyor. Bunları diline dolayıp Kürtlerin özgürlüğüne karşı çıkmanın devrimcilikle de demokratlıkla da hatta insanlıkla da alakası yok. Şu çok açık ki aralarındaki farklılıklar ve çelişkiler ne olursa olsun hiç bir Kürt siyaseti hatta hiç bir kişi egemen statükonun devamından yana değil. Herkes çöken sömürgeci statükonun yerine halkların özgürlüğüne dayanan yeni bir çözüm arayışında.

Referandum ertelenir mi, yapılır mı, gelişmeler ne yönde olur bilemiyoruz. Ancak her durumda halkların iradesini ortaya koyacak ve yaşama geçirecek bir ulusal kongre şarttır.

PKK ve Sayın Öcalan yıllardır demokratik-siyasi çözüm için çok mücadele etti. Ayrıntılı projeler önerdi. Çözüm olarak “Demokratik özerkliğe dayalı demokratik cumhuriyet” önerisi yapıldı. Erdoğan şefliğinde birleşen ulus devlet cephesi siyasi diyalog-müzakere sürecini sabote ederek kanlı bir imha savaşını dayattı. 100 senedir süregelen ve çıkmaza giren bu sömürgeci kafa gene egemen olursa hiç bir halkın kazanamayacağı bir savaş süreci başlayacak demektir. Buna karşı koymak için sadece Kürtlerin değil, siyasi çözümü savunan herkesin birleşmesi savaşa karşı siyasi çözümü gündeme getirmesi gerekiyor.

Mücadelenin sonucunu halkların gücü belirleyecektir.

Bu konuda Kürt düşmanlarının dillerinden düşmeyen bir konu da “emperyalizmin ve siyonizmin oyunları”dır. Böyle oyunlar-planlar-projeler elbette vardır ve olacaktır. Sömürgeciler ve işbirlikçileri bu oyunları oynayanlarla birlikte Kürdistan’ı paramparça edip paylaşmışlardır. Bugün bu oyunları bozmak istiyorsak bütün ezilenlerin eşitliğine-özgürlüğüne dayanan kalıcı bir çözüm üretmek zorundayız. Boş laflarla statükoyu savunup ayakta tutmaya çalışmak boşuna ve halkların iradesine karşı kürek çekmektir.

Varolan statüko halkların iradesine dayalı olarak mı oluştu? Artık halklara rağmen oluşturulan bu statüko aşılmıştır. Çökmesi ve halkların özgürlüğüne, iradesine dayalı yeni bir çözümün bulunması kaçınılmazdır.