Referandum/Devlet kime yarar?

Barzani’ye kurdurulacak bir ‘devlet’ten ne çıkar?

Bu soru, referandum ve muhtemelen gelecekte ilan edilecek Bağımsız Kürdistan karşıtlarını günlerce meşgul etti.

Eğer sorun sadece, Kürdistan’daki köklü, ikiyüz yıldan beri işgale karşı mücadele veren feodal bir aşiretin şimdiki öncülerinin kuracağı bir devlete "hayır“ ise, o zaman İkinci Dünya savaşı sonrasında sadece İngiliz emperyalizminden kurtularak kurulan ve devletleşen 40’dan fazla ülkenin üzerine çizgi çekiniz.

Sorun ne kadar devlet kurulduğu değil, kimlerin bu ülkelerde hakimiyeti ele geçirdiği.

Güney Kürdistan’da yıllar önce ziyaret ettiğim Maxmur kasabasında, deyim yerindeyse başka başka bir "yönetim/devlet“ ile karşılaştığımda, Barzani’lerin hakimiyetindeki dünyada yükselen başka bir sistemin ayak seslerine de tanık oldum.

Çorak topraklar üzerinde inşa edilen Maxmur’a konutlar, okullar yapılmıştı;

Sokaklarında ağaç dikildiğini gördüğüm ender yerleşim yerlerinden biriydi; 

O zamanlar, kasabada yaşayanların her hafta gerçekleştirdikleri halk toplantıları. Kadın örgütlenmesi, tarım alanında kasabaya yetecek kadar üretim. 

İngilizce öğretiminde üstün başarılı lise mezunları…

Hewler ve Süleymaniye’ye gelince.

Kandil ve Hewler’in dayandığı sosyal zemin aynı.

Hatta "Mülkiyetsiz Gerilla"ya sempatinin giderek arttığı bir toplumsal altyapı.

Barzani, devleti olmayan, işlevsiz bırakılan bir hükümetin olduğu Güney Kürdistan’da "Başkan“. 

Dikkat edilmesi gereken, güçsüz bir Barzani’ye rağmen, batılı devletlerin birçoğunun Hewler’de Konsolosluklarının bulunması.

Batı dünyası, Kürdistan Devleti opsiyonunu, hemen olmazsa da kabul edeceğinin sinyallarini vermeye başladı: Referandum’a karşı sert çıkışlardan sakınıldı. Trump Erdoğan’ı çok severek(!), Hewler’deki adımı destekleyen güçlerin başında olacak. 

Türkiye, İran ve Irak, alarma geçtiler.

Bu tablo karşısında, devlet kime yarar sorusuna cevapta, işaret etmek istediklerim:

Güneyde kurulacak bir devletin dayandığı toplumsal yapı, politik olarak kurumlaşmanın Barzani’ye dayanmasına razı olan, ancak Barzani’ni sisteminin sonunu da getirecek bilince ulaşmış, politik bir nüfusa dönüşmüş bulunmaktadır. 

Bunun böyle olmasında, Şengal’de Gerilla güçlerinin Êzîdîler’in DAİŞ işgalinden kurtulmaları için verdikleri mücadele büyük rol oynadı.

Güney’de kurulacak bir devlet, Rojava’yla birleşme projesini gerçekleştirdiği oranda, jeo stratejik olarak, güç sahibi olabilecektir.

Rojava’da, tüm halkların birlikte oluşturdukları özyönetim, Güney Kürdistan’daki toplumu dolaysız etkileyen bir model olarak yaşama geçecektir.

Parası olan, elektriği olmayan, patlıcanı, konservelerini, hala Türkiye’den alan, mandıraları, halk kooperatifleri olmayan hantal bir yönetim; 

Sosyal ve politik yaşamı halkla birlikte örgütleyemeyen bir yönetimin, Maxmur ve Rojava projesine komşu durarak ayakta kalmasının şansı yoktur.

Böyle olunca da, Referandum;

Referandum sonucu, gelecekte kurulacak bir devletin akıbetini tayin edecek güçler, şimdilik dümende olanlar olmayacaklardır. 

Sonuçta, Rojava hendekleri kapandığında, Hewler ve Ankara arasındaki köprüler dinamitlendiğinde, yeni bir kahramanlık tarihi yazılacak: kurulacak bir Kürdistan Devleti de, tüm bunlar daha başka bir başlangıca start olacak.