Ruhat Kirvem

Şükrü Kirvemi 1990 yılında Stuttgart’ta yapılan “Kürt Haftasın’da tanımıştım. Dostluğumuz 26 yıldır süresiz, fasılasız devam ediyor. Tabii ki kirvelerimin çilekeş annesi, Emine ile de. Üç erkek çocuk sahibi oldu. Melik’in doğumunda yanlarında idim. İkibinli yıllarda Şükrü bir gece beni telefonla aradı. Çocuklarını sünnet ettirecekti. Beni çocuklarına kirve yapmak istiyordu. Teklifini hemen kabul ettim. Kirvelik bizim töremizde çok önemlidir. Kirve kardeşliktir. Her üç kardeşinde (Rodi, Ruhat ve Melik’in) kirvesi oldum.

Ruhat Kirvem küçüklüğünden beri apayrı bir kişilikti. Ağırbaşlı, oturaklı, güler yüzlü, espritüel bir çocuktu. Ve de küçüklüğünden beri yiğit bir insandı. Şükrü onun için benim ruh ikizimdir derdi. Evlerine gittiğimde yanımdan hiç ayrılmazdı. Babası evde yokken gelen misafirlerine babasının yokluğunu hissettirmezdi. Adet, töre usul bilen bir insandı. Çok çabuk büyüdü. Bir gün Muzaffer arkadaşı ziyarette gittiğimde kapı açıldığında karşımda Ruhat’ı buldum. Ne aradığını sorduğumda bir haftadan beridir burada olduğunu söyledi. İki, üç günümüzü burada birlikte geçirdik. Bir gece Sarı Cuma’ya davete giderken otobanda kaza geçirdik. Birlikte nüfus cüzdanımızı değiştirmeye ramak kalmıştı. Ben ve Ruhat arka koltukta, Muzaffer ön koltukta oturuyordu.

Yine bir gün Şükrü’den telefon aldım. Ruhat’ın evden ayrıldığını söyledi. 7 Haziran seçimleri sonrası Köln’de yapılan bir mitingte kendisini gördüm. Bana ”Kirvem sana yapılanları içime sindiremedim” demişti. Bu konuda başka insanlarlada tartışma yaptığını duymuştum. Kendisine bu konuda bir daha tartışma yapmamasını tembihledim. Akşam Şükrü ve Emine’yi aradım Ruhat’ı gördüğümü, iyi olduğunu söyledim. Daha sonra Şükrü ile bir gün görüştüğümde Ruhat’ın ülkesine gittiğini öğrendim.

Ruhat’ın Medya Savunma Alanında beş arkadaşı ile birlikte bir hava saldırısında şehit düştüğünü Cumartesi günü gazetemizde yayınlanan anama toplantısı ilanlarında gördüm. 24. Kürt Kültür Festivalinde gördüğüm bir arkadaşa sorduğumda bana ”eğitim için Medya Alanına gittiğini söyledi”. Şehadetini biliyordu. Ama her zaman olduğu gibi Kirvemin de şehadeti ailesinden ve benden saklanmıştı. Şükrü ve Emine Ruhat’ı görmek için 25 Ağustos’ta Kürdistan’ın Güneyin’e gitmişlerdi. Onlar da Ruhat’ın şehadetini orada öğrendiler. Ailenin ruhsal yapısını bozmamak için şahadet haberlerini en erken zamanda aileye bildirmek gerekiyor.

Şükrü, Kürdistan’ın Güney’inden döndükten sonra kendisi ile telefonda görüştüm. Kirvem daha eğitim devresinde iken manga komutanı olmuş. Görüştüğü tüm arkadaşları onun yüksek meziyetlerinden bahsetmişler. Hava saldırısı sırasında yaralandığı zaman arkadaşlarının moralını bozmamak için hiç of bile dememiş. Son sözleri ise "Berxwedan Jiyane, Jiyan Berxwedanê” olmuş.

Ruhat aramızdan çok erken ayrıldı. Heval Siro’nun gözlerini kapıda bıraktı. Bizlere de şerefli, onurlu bir ismini bıraktı. İki arkadaş Ruhat ve Lecwan gazetede yayınlanan fotoğraflarında hep gülüyorlar. Eylem Kahraman’da yazısında onların hep güler yüzlü oluşlarından bahsediyor. Yoksa Siro Çekdar’ın ayaklarına sarılıp “Ne olur gitme Çettar Heval” der miydi. Bir gün Siro’yu da görmek isterim, kucağıma alıp Ruhat’ın yarım bıraktığı sevgiyi ona vermek isterim. Bilmem ki ayni sevgiyi verebilir miyim.

Toprağını hasretle öpüyorum. Yalnız senin değil, iki yüz yıldır Kürtlerin özgür geleceği için şehit düşen, donmuş bir toplumun  damarlarına mübarek kanları ile kan verip canlanmasına vesile olan hepsinin toprağını hasretle öpüyorum. Şükrü’nün, Emine’nin, Roni, Melik ve Lorin’in arkadaşlarının tüm Kürt halkının başı sağ olsun.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 13 Eylül 1927 tarihinde İhsan Nuri Paşa önderliğinde Ağrı başkaldırısı başladı. Dört yıl süren başkaldırı 1932 yılında bastırıldı.

* 16 Eylül 1967’de Doğu mitinglerinin ikincisi Diyarbekir’de yapıldı. Konuşmacılar arasında rahmetli Edip Karahan ve şehit Sait Elçi de vardı. 

* 16 Eylül 1969’de Beşiktaş Işık Mühendislik Okulu önünde meydana gelen olayda FKF Orman Fakültesi başkanı, Ermeni asıllı sosyalist, yurtsever Mehmet Cantekin faşistlerin açtığı ateş sonucunda şehit oldu. 

* 14 Temmuz ölüm orucu eylemcilerinden Akif Yılmaz, 16 Eylül 1982’de Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde şehit düştü. 

* 14 Temmuz ölüm orucu eylemcilerinden, gençlik önderi Ali Çiçek, 17 Eylül 1982’de Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde şehit düştü. 

* 17 Eylül 1992’de İ-KDP Genel Sekreteri Şerefkendi ve iki arkadaşı İran ajanlarının saldırısı sonucunda Berlin’de şehit düştüler. 

* 17 Eylül 2002’de KNK üyesi ve Kürdistan Hukukçular Birliği Başkanı Hamdullah Kanşiray geçirdiği kalp krizi sonucu Köln’de yaşamını yitirdi.