Salgının gösterdikleri ve umut

Kapitalizmin ekolojik yıkıma, iklim krizine ve bunun sonucu olarak bölgesel ve dünya çapındaki salgınlara yolaçtığı daha geniş kitle tarafından fark ediliyor.

Ölüm-kalım paniğinde bu fark edilmeye başlandığına göre, panik sonrası, ekolojik yıkım ve pandemik sonuçları nedeniyle de kapitalizme karşı mücadele bilinci gelişecek. Ekolojik yıkımdan kurtuluşu da içeren bir toplumsal sistem arayışı yaygınlaşacaktır.

Üstelik, korona salgını, Türkiye’de çok daha fazlasıyla olmak üzere dünya çapında burjuvazi ve hükümetlerinin, tekellerin kârı sürsün diye işçi sınıfı ve yoksulları çalıştırarak ölümün ağzına attıklarını gösterdi. Küçük işletmelerdeki işçiler ise işsiz bırakarak başından itibaren açlığa mahkum edildiler. Bir süre sonra büyük işletmeler de bu kez stok fazlalığı, ekonomik kriz nedeniyle işçi çıkarma ve ücretsiz izinle işçileri açlığa mahkum edecek.

İşçi sınıfı ve yoksullar, ölüm ve açlık çıkmazına iten kapitalizme ve hükümetlerine karşı öfkeli mücadelelerini yaygınlaştıracak. Dahası hükmetlerin, yoksulları bu ölüm-açlık çıkmazına iterlerken, yüz milyarlarca dolar tekelere boca etmeleri, öfkeli mücadeleleri alevlendirici rol oynayacak. Mücadeleler, özel mülkiyete dayanan kapitalizme karşı toplumsal mülkiyete dayanan sosyalizm isteği ve bilincini yükseltecektir.

Korona salgını kapitalizmin son 30 yılda zirveye çıkardığı “paran kadar sağlık” sisteminin iflasını gösterdi. Özelleştirilmiş, diğer bölümünün ise bütçesi kısıtlanmış sağlık sistemine tepki büyüyecek, parasız sağlık hakkı talebi ve savaşlara, tekellere değil sağlığa, toplumsal ihtiyaçlara bütçe arayışı hızlanacak, bilinci gelişecek.

Kâra dayanan sağlık sisteminin daha büyük bölümü olan ilaç tekellerinin toplumsallaştırılması talebi ve bilinci de buna eşlik edecektir.

Salgın bir gerçeği daha kanıtladı ki, özel ve milliyetçi çıkara dayanan kapitalist sağlık sistemi yerine enternasyonal dayanışmayı kapsayan sağlık sistemi gereklidir.

Gerçeğin daha büyük bölümü de şu ki, kapitalizmin bunalımı salgın koşullarında daha fazla açığa çıkıyor ve derinleşecek. Birkaç yüz dünya tekelinin hakimiyetindeki kapitalizmin derinleşecek bunalımı şartlarında, şimdiden başlayarak, burjuva devletler milliyetçi rekabeti şiddetlendiriyor. Her bir hükümet, kendi sermaye oligarşisine, işçilerin gelecekte yaratacağı değerden şimdiden trilyonlarca doları yardım diye boca ediyor. Erdoğan ve Bolsonaro gibileri ise bununla yetinmeyip, dünya tekellerinin sermaye yatırımını çekme rekabeti için “fırsat bize dönecek” iştahını yükseltiyorlar.

Bu rekabetin bölgesel ve dünyasal savaş kışkırtıcılığını getireceği, kapitalist emperyalizmin ayrılmaz bir parçası ve karekteri. İşçi sınıfı ve ezilenler ise sermaye oligarşileri ve hükümetlerinin, özel mülkiyetçiliğinin milliyetçi ve savaşçı rekabetine karşı, enternasyonalist bilinci yükseltmeli. Uluslararasılaşmış toplumsal emek gücü temeli üzerinde, dünya proletaryasının sosyalist iktidarlarının federasyonuna dayanan enternasyonal siyasi birliği program edinmeli. Sermaye oligarşilerinin milliyetçi ve şiddetli, savaşçı rekabetine karşı mücadele etmelidir.

Salgının daha aciliyetini kanıtlayarak gösterdiği, bu taleplerin, programın ve edinilmesi gereken enternasyonalist bilincin kitlelerde bir güce dönüşmesi, bugünün somut koşullarında salgının ve kapitalizmin şimdi yolaçtığı acil somut sonuçlara karşı mücadeleyle olacaktır. Çünkü mücadele işçileri ve ezilenleri eğitir ve mücadele içindeki kitleler hızla bilinç edinebilir.

İşçiler, çalıştırılarak salgınla ölüme mahkum edilmelerine karşı yaşam grevine seferber edilmeli. İşçi kıyımının yasaklanması talebiyle mücadele yükseltilmeli. Parasız sağlık, gıda, ısınma, aydınlatma, su talepleri bu mücadelelerde yükseltilmeli.

Hükümetlerin OHAL ve sıkıyönetim yetkilendirilmesine karşı çıkılmalı. Kirli ve haksız savaşların durdurulması istenmeli.

İşçi sınıfının geniş kitleleri bu grev ve diğer biçimleriyle güncel mücadeleler içinde, ölüm ve açlık çıkmazı dayatan kapitalizme karşı, sosyalist ve enternasyonalist bir gelecek için mücadele bilinci kazanacak, kazanmalıdır. Çünkü kapitalizm ve devletlerinin dayattığı ölüm-açlık çıkmazına, savaş kışkırtıcılığına karşı kurtuluş umudu yalnızca işçi ve ezilenlerin bu mücadelesinde ve bilincindedir.