Salgın’ın kazananı/kaybedeni

Avusturyalı kabarettist Lisa Eckart salgınla ilgili, ironik bir tablo çizdi.

O’nu dinlerken, sosyal ilişkilerin dondurulması tedbirleriyle kitlelere, dışarı çıktıklarında, toplu katliama neden olacakları duygusunun kanıksatıldığını hissettim.

Dışarı çıkan kadın/erkeğe, cinnet geçiren, öldürmeye meyilli kimliği yükleniyor.

Eckart’ı izlerken, karantina önlemlerinin bir yerde, narsist kişiliği güçlendiren geç kalmış bir tedbir olduğunu hissettim.

Devletler arası sınırlar yetmiyormuş gibi, bir de kendini “yüksekte” hisseden birileriyle, diğer “hiç”ler arasında bir sınır örüldüğü resimleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Müdürü Tedros Adhanom Cenevre’de, düşük yoğunluklu bir tehditle: “Siz yenilmez değilsiniz!” demiş.

Yaşam ironisi bu ya, Batı Avrupa devletleri bunu sosyal yaşama uyarladılar;

Almanya/Batı Avrupa’da vatandaşlar için öngörülen özgürlük: Herhangi bir hastanede karantinaya alınmak!

Alman devletinin dev şirketlerin iflasını durdurmak için ilk aldığı tedbir 500 Milyar Avro’ydu.

Sonra bu sayı geçen Pazar günü, 1 Billion Avro olarak açıklandı.

Çocuk yuvaları kapatıldıktan sonra, ebeveynlerin çoğu, izin ya da ücretsiz izin almaya mecbur kılındılar.

Sosyal güvencesi olmayan işyerlerinde çalışanlar, işlerinden oldular.

Serbest çalışanların çoğunluğu iflasın eşiğine geldi.

Karşılaştırmıyorum ama, Küba gibi ekonomisi güçsüz bir ülke bile, Batı’nın endüstri devletlerinden daha dayanışmacı bir tavır sergiliyor.

Küba’da raporlu işçilere, ilk ayda ücretlerinin tümünü alabiliyorlar. İkinci aydan sonra ücretlerin yüzde 60’ı ödeniyor. Serbest çalışanlar, işyerleri kapalı olduğu dönemler için vergiden muaf tutuluyor. Sınırlı hizmet veren lokanta sahipleri, yüzde 50 vergi ödüyorlar.

Küba, sağlık alanında devletin vatandaşların sağlığı için yaptığı harcamalar açısından, öncü bir örnek.

Küba sadece kendi ülkesinde değil, İtalya ve Venezuela’ya tıbbı cihat ve personel yardımında bulunarak, kapitalist kar hırsına zıt, dayanışmacı bir yol çizdi.

Özel işyerlerine kredi yardımları yapılıyor vs.

Batı Avrupa’nın güçlü ekonomisine sahip Almanya’sında, sendikalar, salgından dolayı, çocuklarına bakmak mecburiyetinde kalmaktan dolayı işyerlerini kaybedenlere, devamla maaşlarının ödenmesini; İlaç sanayinin devlet tarafından kontrol edilmesini;

Salgına karşı tedbirler kapsamında oluşan ödemelerin tekeller tarafından karşılanmasını ve silahlanma harcamalarının asgari düzeye indirilmesini talep ediyorlar.

Emekçiler ve ezilenlerin birleşmesiyle oluşturulan kampanyaların yaygınlaştırılması temelinde yükselen bir karşı koyuşa tanık oluyoruz

Nereden geldiği, nasıl gelişeceği belli olmayan bir salgın.

Sonuçlarından bazıları: sosyal izolasyon, korku, panik!

Kaybedenlerin zenginler olmadığı ortada.

Salgın nereden geldi sorusu, hep soruldu.

Belki çeyrek bir cevap olur diye yazıyorum:

Salgın daha başlamadan öncesiydi.

2011’de Spiegel yazmıştı: “Çin dünyası-yeni süper güç ne istiyor?”

Çin’in ne istediği belliydi.

Ya şimdi salgını yayanlar ve tedbirleri “çare” olarak dayatanlar, bizden ne istiyorlar?