Seçimler ve yeni çağ

Ortadoğu ve Türkiye’de yeni bir çağ açıldı. Bu çağ en başta Kürtlerin ve tüm ezilenlerin eşitliği, özgürlüğü temelinde başladı. Yerel statükocular, sömürgeciler bu çağı durdurmaya çabalıyorlar ama boşuna. Basit bir sel baskınına mani olamayanlar, halkların çağlardır birikmiş öfkesinin çığ gibi gelişine karşı durabileceklerini sanıyorlar. Bu çığ onları da ezip geçtiğinde, onları hatırlayan bile kalmayacak. Halkların patlayan özgürlük aşkı karşısında durabilecek güç ve silah icat edilmedi, icat edilmesi mümkün de değil. Ne var ki AKP hala bunu fark etmiyor ya da çaresizlikten ne yaptığının farkına varmıyor. Bunu bir suçlama olarak değil, “Durduk divana, uyduk baş imam Erdoğan’a” deyip kulağını başkalarına tıkayan AKP cemaatine bakarak söylüyoruz.

Lenin’in deyişiyle oy hakkı gasp edilen Kürdistan halkı, 25 senedir oylarını ayaklarıyla kullanıyor. Tutuklama, işkence ve katliamlara rağmen her gün sokaklarda, dağlarda kan ve can pahasına yürüyerek iradesini haykırıyor. Kürdistan halkı sandık olanağı bulur bulmaz, 1991 seçimlerinde iradesini sandığa yansıttı. Demokratik siyasi çözümden yana iradesini ortaya koydu. 12 Eylül faşizmine son verip demokratik-siyasi çözümün kapısını açmak istedi. Ama devletin buna cevabı 93 konsepti oldu. Demirel-Çiller-Güreş-Ağar elebaşılığındaki kontrgerilla çetesi saldırıya geçti. Kaybedilen on binlerce insanın hala cenazesi bulunamadı. Yakılan yıkılan köyler, milyonlarca insanın göçertilmesi romanlara, filmlere konu olmaya devam ediyor.  Halkın temsilcileri ya katledildi ya da sürgüne gitmek zorunda kaldı.

Bugüne kadar yapılan onca katliama ve zulme rağmen Kürdistan halkı bugün bayramı mezarlıklarda, şehitlerin başucunda kutlarken, yine de demokratik ve siyasi çözüm tercihinde ısrar ediyor. HDP’nin her türlü baskıya, saldırıya rağmen 7 Haziran seçimlerinde başarıya ulaşması bunu gösterdi. Ama Erdoğan ve AKP çetesi seçim sonuçlarını tanımayıp yeni bir seçime gidiyor. Yeni seçimin tek amacı HDP’yi meclis dışı bırakıp AKP’nin tek parti diktasını sürdürmektir. Bu amaçla her türlü hukuksuzluğu, saldırıyı yapıyorlar. Devlet güçleri HDP’lileri tutuklarken sokağa saldıkları çeteler de HDP’lileri öldürmeye, HDP binalarını yakıp yıkmaya devam ediyor. Bütün bunlar yetmemiş olmalı ki şimdi de sandıkların yeri değiştirilmek isteniyor.

Hukukçuların açıkça yasadışı demelerine rağmen hiç bir yetkisi olmayan kaymakam ve valiler eliyle karar çıkartıp sandıkları kaçırmaya çalışıyorlar. Görevi güvenliği sağlamak olan devlet görevlileri güvenlik yok deyip sandıkları kaçırıyorlar. O zaman görevlerinden istifa edip def olup gitsinler. İşin esas trajik yanı da şudur: Sandıkların güvenliğini sağlayamayız diyenler halkın güvenliğini nasıl sağlayacak? Halk evinin yakınında oy kullanmayıp taşınan yerlere nasıl gidip geri gelecek? Açık ki AKP çetelerinin amacı halkı güvenliği değildir. Onların derdi sandıkları kaçırmak, halkın oylarını gasp etmektir. Hatta bunu beceremezlerse seçimleri yaptırmamaktır. AKP kendi tek parti diktasını sürdürmek için CHP tek parti diktasının yaptığı 1946 seçimlerine özeniyor. Yani fiilen “Açık oy, gizli sayım” yapmak istiyor. AKP bu kafada inat eder ve bütün devlet güçleri de AKP’yi desteklerse, halk da onlara boyun eğip seçimlere katılmak zorunda değildir. Sandıkları alıp gittikleri gibi o kararı verenleri de alıp kaçarlar. Kaçabilirlerse… Bunu da iyi hesap etmeliler.

HDP “Seni başkan yaptırmayacağız” dedi ve dediğini yaptı. Şimdi AKP çetesi “Biz de seçim yaptırmayacağız” diyor. Bu amaçla savaşı dayatıyor. HDP’de birleşen tüm ezilenler, hem AKP’ye savaş yaptırmamak, hem seçimi yaptırmak, hem de seçimi kazanmak gibi bütün zorlukları aşmak zorundadır. Bu da, sadece 7 Haziran’da HDP’ye oy veren milyonların değil, tüm ezilenlerin görevidir. Bu nedenle her ne sebeple olursa olsun 7 Haziran’da HDP’ye oy vermeyen tüm devrimci, demokrat ve barışçı güçler HDP’de daha sıkı birleşmelidir. Erdoğan diktasına kesin olarak son vermenin ilk adımı, her türlü saldırıya, hileye, katliama-suikast girişimlerine rağmen 7 Haziran seçimleri oldu. 1 Kasım seçimleri, bu hükmü açık farkla onaylamalıdır. AKP çetesinin döktüğü kanlara, yaptığı katliamlara dur demenin, yeni çağa girmenin barışçı yolu budur.