‘Sezar Yasası’ ve Kuzey-Doğu Suriye / Veysel IŞIK

ABD’nin Suriye’ye yönelik yeni ekonomik yaptırımları uygulanmaya konuldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl onayladığı, ‘Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası’ üzerinden gündeme gelen yaptırımlar ile Suriye rejiminin ekonomik süreci kontrol altına alınmak isteniyor. Yasa adını, Suriye hapishanelerinde işkence ve ölümü belgeleyen ‘Sezar’ kod adlı eski bir askeri fotoğrafçıdan alıyor.

Washington’dan yapılan açıklamada, Esad yönetiminin sivillere yönelik saldırıları durdurmasının ve barışçıl bir siyasi geçiş sürecine zorlanmasının amaçlandığı ifade ediliyor. Sezar Yasası, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad başta olmak üzere çok sayıda bakan, asker, güvenlik görevlisi, din insanı ve şirketi kapsıyor.

Şam yönetimi ABD’nin bu yasayla Suriye hükümetini devirmeye çalıştığını belirterek yaptırımlara karşı çıkıyor. Ancak ABD’nin Suriye’ye ekonomik ve siyasi yaptırımları yeni değil. 1979, 2003, 2004, 2005, 2012 ile 2013 yılları arasında Suriye devletine farklı ekonomik ambargolar uygulandı.

Sezar Yasası, Suriye rejimi ile ilişkileri olan veya ilişki geliştirmek isteyen ülkeleri ve şirketleri de hedef alıyor. Yaptırımlar, Suriye Lirasının dolar karşısında ciddi değer kaybı yaşadığı ve ekonomik sorunların derinleştiği bir döneme denk geldi. Devalüasyon, yasa yürürlüğe girmeden önce başlamış ve bu oran şimdilerde yüzde 300’lerin üzerine çıkmış durumda.

Sezar yasası daha yürülüğe girmeden Suriye’nin bazı kentlerinde ekonomik sorunlarla ilgili eylemler düzenlenmişti. Suveyda’da ekonomiyle ilgili sorunların yanında yönetimi eleştiren, Rusya ve İran’ın ülkeden çıkmasını talep eden sloganlar da yapılan eylemlerde dile getirilmişti.

Kimi gözlemcilere göre bu eylemler 2011’deki protestolarla da benzerlik barındırırken, ABD merkezli düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsünün yöneticilerinden Charles Lister, bu eylemler için “Esad rejiminin ve onun hayatta kalacağı yönündeki beklentilerin kalbinde ortaya çıkan, çok daha büyük bir krizin alameti olduğu” yorumunu yapıyor.

Sezar yaptırımlarına ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nden kaygılıyız açıklamaları gelirken, ABD’nin Lübnan’da faaliyet gösteren Suriye Büyükelçiliği, Kuzey-Doğu Suriye bölgesinin Sezar Yasası yaptırımlarından zarar görmeyeceği açıklaması yapıldı. Daha önce de ABD temsilcisi William Roebuck, Kuzey ve Doğu Suriye’nin yaptırımlar dışında kalacağını açıklamıştı.

ABD’nin Sezar yaptırımları diye adlandırdığı ve Suriye’ye karşı uygulamaya koyduğu bu ambargolara ilişkin konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiya Kurd, “Şam yönetimine uygulanacak Sezar yasalarının terörle mücadeleye zarar vermemesi için Kuzey ve Doğu Suriye’ye uygulanmaması gerekir. Özerk Yönetim alanlarında 5 milyon insan yaşıyor. Bu insanlar büyük badireler atlattı” diyerek kaygılarını dile getirdi.

Demokratik Özerk Yönetimden son günlerde yapılan açıklamalarda, yaptırımlara karşı ABD ile görüşmelerin sürdüğü, yeni ekonomik önlemlerin alınacağı, özellikle yeni tarım projelerinin başlatılacağı belirtiliyor. Özerk Yönetim’in ekonomik tedbirlerini değerlendiren Çiya Kurd, fırsatçıların önünün alınması için piyasanın sürekli kontrol edileceğini ve tedbir alacaklarını anlattı.

Buna göre, satış merkezleri oluşturulacak, temel gıda maddelerinin fiyatlarının artmaması için tedbirler alınacak. Alınan tüm tedbirler toplumun ihtiyacına göre belirlenecek. Kuzey ve Doğu Suriye bölgesinin Sezar yaptırımlarının dışında tutulduğu söylense de bu konunun nasıl olacağına dönük açık bir veri yok. Rojava bölgesinin Suriye hükümetiyle bürokratik, ekonomik, toplumsal ve hukuki ilişkileri hala kesilmiş değil. Bunun yanı sıra Kuzey ve Doğu Suriye’de tüm pazarlarda Suriye parası kullanılıyor.

Suriye parasının değer kaybetmesi, Kuzey ve Doğu Suriye halkının alım gücünün azalmasına ve ekonomik zorluklar yaşamasına neden oluyor. Bölgenin ekonomi yöneticileri ve uzmanlar, olumsuzlukları aşmak için uluslararası güçlerin zapt û rapt altına alamayacağı özerk bir ekonomi politikası planının yürülüğe koyulması gereğinden söz ediyor.

Uzmanlar, Demokratik Özerk Yönetim’in, temel ihtiyaçlar üzerinden geliştireceği bir ekonomik sistemi, daha çok ihtiyaçların iç piyasada değiş-dokuş kültürü üzerinde sunulacağı imkanları örgütlemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yerel ekonominin özerkleşmesi, kollektif ekonomik yaşamın da bir parçası. Bu yöntem Rojava’da bir müddettir bazı alanlarda kooperatifler yoluyla örgütleniyor. Ayrıca Kürdistan’ın ekonomik kültüründe de olan bu yöntemin, Sezar Yasası’nın olumsuzluklarından etkilenmemek için geniş bir biçimde yaşama geçirilmesi toplumsal kollektivizmin söz sahibi olduğu bir koordinasyonun oluşumuna gitmek gerekiyor.

Halkın kendi kendini yönetmesi, sosyal, ekonomik, kültürel ve örgütsel alanda sorumluluk sahibi olarak yer almasıyla olur. İsmi olup da kendisinin olmadığı yönetimsel halk gerçekliği karşıt devrim durumuna düşer. Tarihin iz düşümü söylenen ile yapılanların çelişkileriyle doludur. Bu çelişkileri en aza indirmek, halkın kendi kendisini yönetmesinin gerektiğine inanmakla olur.