Şimdi ne yapmalı?-Nûda YÜKSEL

Yaşamın ikili hali toplumsal tarih boyunca sömürü ve baskı sistemlerine karşı özgürlük eğilimi olarak geliştiği bilinmektedir.

21. yüzyıl birçok açıdan özgürlük eğiliminin kimlik kazandığı bir yüz yıl olma özelliğini taşımaktadır. Bu anlamda toplumsal direnişler ile iktidar güçleri arasında çekilerin derinleşerek büyüdüğünü güçlü bir direniş zeminini açığa çıkardığını söyleyebiliriz.

Kapitalist sistem özgürlük eğilimi karşında zorlandıkça sömürü sistemini savaşlarla daha fazla derinleştirerek doğaya topluma ve tüm canlılara bedelini ağır ödeterek karşılık vermektedir. Kapitalist sistemin bir sömürü sistemi olduğu kadar aynı zamanda toplum sağlını tehdit eden bir sistem olduğunu da son bir kaç haftadır koronavirüs salgınıyla birlikte yaşayarak yeniden görmüş olduk.

Peki tarih boyunca toplumu savunarak gelişen demokrasi güçleri bu kriz sürecinde sorunun çözümünde ne kadar belirleyici olmakta teşhir olan bu sisteme karşı alternatif olduğumuzu ne kadar topluma hissettirmekteyiz. Toplumsal sorunların çözümüne ilişkin perspektifimizi ne kadar gündem yapa biliyoruz? Kriz süreçlerinde sadece dilek ve temennileri geçmeyen yaklaşımların bizi alternatif haline getirmediği ortada. O zaman şimdi ne yapmalı sorusunu önemli. Şimdiye kadar yapmaya çalıştığımız ama yeterince geliştirmediğimiz toplumsal paradigmamızın zihniyet sorunlarına ve toplumsal örgütleme sistemine ilişkin oluşturduğu bazı boyutlara tekrardan bakmakla başlaya biliriz.

Korona (Covid-19) salgınıyla birlikte açığa çıkan bir kaç temel problemi şu şekilde sıralaya biliriz. Sağlık hizmetlerine herkesin eşit şekilde ulaşmaması doğru bilgi alma hakının ihlal edilmesi herkesin yeterli gıda ve temizlik ihtiyacına ulaşmaması biçiminde öne çıkmaktadır.

Küresel kapitalizm küresel eşitsizliği bu bir kaç haftada hiç olmadığı kadar alenileşmiştir. Dünyanın birçok yerinde parası ve imkanları olanların gıda ve ihtiyaç malzemelerine zorlanmadan ulaştığını hatta gıda stokladıkları görlemekteyiz. Buna karşı yoksul ve bu imkanlara ulaşamayan toplumun büyük bir kesimi acil ihtiyaçlarına ulaşamamakta kendi çaresizlikleriyle baş başa kalmaktadırlar. Bu anlamda birçok kesimden toplumsal dayanışma mesajları verilse de bunun nasıl olacağına ilişkin somut öneriler oluşmamaktadır. Sorunları çözmekten uzak iyi niyet çabası olarak ortada kalmaktadır.

Toplumsal dayanışmanın politik zemini olan halk komünlerini mahalle meclislerini yeterince örgütlenmiş olsaydık toplum olarak yaşadığımız bu kaotik süreçte kendi dayanışma ağımızı oluşturur toplumu yalnızlaştıran herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakıldığı bu iklimden çıkmış olurduk. Yine toplumu devletin insafına bırakmayarak kendi dayanışma ağımızı oluşturarak kendi çözüm gücüne ulaşmış olurduk. Kooperatifçiliği bir dayanışma ve üretme sistemi haline getirmiş olsaydık bugün toplumun ihtiyacı olan gıda ve ihtiyaç malzemelerini toplumun kendisinin ürettiği dağıttığı ve tükettiği bir sisteme kavuşturmuş olacaktık. Bu anlamda teşhir olan devlet sistemi kendini tekrardan toplumsal sorunları çözen tek güç olduğunu topluma dayatmaz kendini yeniden meşhurlaştırmaya çalışmadı. Sağlık alanında alternatif sistemimizi örgütlemiş ve işleyen bir mekanizma haline getirseydik herkesin sağlık hizmetlerine eşit bir şekilde ulaşmasına halkı doğru bilgilendirme ve önleyici tedbirlerin alınması konusunda önemli bir gelişme kaydetmiş olurduk. Bu da halkın iktidarların beyanlarına bağlı kalınmasını engeller bu konuda doğru bilgi paylaşan sağlık emekçileri hedef haline gelmezdi.

Bu anlamda haftalardır Türkiye başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi toplumun bilgiye ulaşma hakkını ihlal ederek gerçekleri saklamakta doğru verileri vermeyerek toplumun sağlığıyla oynamaktadır. Şimdi sistem karşısında alternatif olmanın bir anlamıda iktidarın sakladığı, gizlediği manipüle ettiği durumları açığa çıkarmak kadar ağırlaşan toplum sorunlarını yeni bir zihniyet ve sistemle çözme gücünü ve iradesini ortaya koymaktır.

Çok geç kaldığımız söylenemez hatta bu virüsle birlikte kapitalist sistemin güçsüzlüğü sorunlara çözüm üretmeyen gerçekliği daha fazla görünür kılmış kıral çıplak misali tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Şimdi açığa çıkan gerçeğe daha fazla yüklenmek onu aşmak için yaratıcı düşünceyi devreye koymanın bu düşünceleri tüm topluma yansıtmanın toplumu bu temelde örgütlemenin harekete geçirmenin zamanıdır.

Nasıl ki üçüncü bin yıl önce Newroz karanlık bir çağın kapısını kapatmış, aydınlığın habercisi olmuşsa 2020 Newrozu pîroz be!