Soysuzluk nerde olsa aynıdır

Kürdistan’da kıyasıya bir mücadelenin sürdüğü günlerdeyiz, işin gerçeği bu amansız mücadele yıllardır hızından hiçbir şey kaybetmeden devam ediyor. Kürt düşmanlığı her alanda sürdükçe, Kürt halkı da inatla baş eğmiyor. Ve sanırsam bu var oluşunu haykırma biçimi, en doğal özünü savunma eylemidir. Düşmandır, düşmanlığını yapar bu konuda hepimiz hemfikiriz. Bu ne anlaşılmaz bir diyalektiktir, ne de yakındığımız bir gerçektir. Nitekim silahlı güçleri, basın organları, siyasi partisi ve faşizan tabanıyla topyekûn işgalci Türk devleti niye saldırıyor, diyenimiz de yok. Ama hiç birimizin hazım etmediği işbirlikçi Kürt çizgisinin çirkinliğidir. Ve her gün daha da çirkinleşmekten çekinmiyor. Öyle ki KDP, her gün Kürt halkına ‘Kürt ve Kürdistan böyle olacaksa yerin dibine batsın’ dedirtiyor.
Güney Kürdistan yönetimi, işgalci Türk devleti ve AKP ile sadece işbirliği yapmıyor, KDP artık AKP’leşiyor. Güney Kürdistan yönetimi ise Türkiyelileşiyor. Aynı dil, aynı tecavüzcü zihniyet, aynı zulüm, aynı baskı, aynı yolsuzluk, aynı egemenlikçi çirkeflik… Hatta kopya hali demek daha yerinde olur. Son birkaç günde KDP’nin yaptıklarını gören insan, insanlıktan utanır. Biz bütün yaptıklarını anlatamayacağız zira epey kabarık bir liste… Sadece 2 konuda fikir beyanı yapmak ile yetineceğiz.
Birinci konu: DAİŞ’in vahşetinden kaçıp Güney Kürdistan’daki mülteci kamplarına sığınan Êzîdîler, yıllar sonra tekrar topraklarına dönmek istedi. 50 aileye yakın Şengalli aile Musul ile Duhok arasındaki Xetarê köyünde KDP peşmergeleri tarafından durduruldu. Neden? Bu mazlum halkın Şengal’e gidişlerine niye izin verilmedi? Bağımsız Kürdistan iddiasında olanlar bu konuda efendileri Türkiye’nin fikrini mi alması gerekiyordu? Anlaşılan o ki Şengal halkının yerine yurduna dönmesi TC ve KDP’nin beklemediği bir durumdu. Bu yüzden olacak ki iki gün sonra ortak bir hava operasyonu ile Şengal’i baştan sona ateş altına alıp DAİŞ’ten arta kalan yerleri de onlar yaktı… AKP’leşen KDP’nin içi soğumuyor, Êzîdîlere ihanet etti yetmedi, ejderhaların ağzına yem etti yetmedi, soykırımlarını izledi yetmedi, pazarlarda satılmalarını gördü yetmedi, yetmiyor…
326 gündür Mexmûr kampını kuşatma altında tutup ambargo uyguluyor yetmiyor. Karadan DAİŞ (IŞİD) çeteleri ile havadan Türk devletinin saldırılarına hedef olan Mexmûr kampına düşmanlığı bitmiyor. Bu durum ancak şöyle ifade edilebilir: TC-KDP-DAİŞ koalisyonu, Kürt halkının iradesini kırmaya çalışıyordur. KDP AKP DAİŞ kanun ve kuralları aynı işliyor, kendinizi zorlayın aralarında farkı zor bulursunuz. Yasama yürütme yargı aynı. AKP eşittir KDP, Türkiye’de yaşanılan her şey Güney Kürdistan’da yaşanıyor. Bu ihaneti lanetleyen halk Hewlêr’de Birleşmiş Milletler (BM) önünde protesto gösterisi yapmak isteyince eylemi yasaklayan KDP asayişi halka saldırdı, o da yetmedi 40’ı aşkın insanı gözaltına aldı. AKP ve KDP aynı yumurta ikizleri gibi, ha Hewlêr ha Edirne… Aynı eylem, aynı soysuzluk. Aynı basın dili, aynı polis şiddeti, aynı bitmeyen kin ve iktidar hırsı…
İkinci konu: Daha önce Şubat 2020’de de gündem olan tecavüz olayı; eskiden Dêrîn peşmergesi olan Lokman İsmail’in 7 yaşındaki kızı KDP’nin üst düzey yöneticisi Dr. Pirot Ahmad’ın üç koruması tarafından tecavüze maruz kalmıştı. Tabi ki de Türkiyelileşen Güney Kürdistan yasalarında tecavüzcü korumalar serbest bırakıldı. Mahkeme bununla da yetinmedi, şikayetçi babaya şikayetini geri çekmesini söyledi, o da yetmedi ahlaksız mahkeme babaya konuşma yasağı getirdi, o da yetmedi susmayan baba tutuklandı…
“Ben ve kızım üzerinde ölüm tehdidi var, KDP yöneticilerinin korumaları beni öldürmekle tehdit etti. Polis yetkilileri de tehdit ediyorlar, kızımın davasından vazgeçeyim ve şikâyetimi geri çekeyim istiyorlar.” Diyen eski Dêrîn pêşmergesi Luqman İsmail’in peşini bırakmadılar, hayatı zindan ettiler, 7 yaşındaki kız çocuğuna toplu tecavüz eden KDP’liler, Hewlêr’deki KDP Mahkemesi tarafından serbest bırakıldıktan sonra, tecavüz ettikleri kız çocuğunu ikinci kez kaçırma girişiminde bulundular, ancak başarılı olamadılar. Ensar Vakfı’nın zihniyeti bir yerde yaşıyorsa oranın Kürdistan ile alakası yoktur. Varsa, o Kürdistan bizim değil, AKP’nin zehirlediği Kürdistan’dır. Bu olayın Nadira Kadirova olayından ne farkı var? Gerçekçi olalım soysuz ruh ikizleri nerde olsa aynıdır.
Durmayacaklar bu iktidar hırsı durmaz, bu tükenmişlik doymaz, AKP-KDP anlaşmasında Kürt ve Kürdistan’a kan kusturma yemini var. Bu iki soysuz oluşum da bu yemine sadık kalacaktır, çünkü birinin sonu diğerinin de sonu olacaktır. Ruh ikizliği, kader arkadaşlığı ve soysuzluk şeceresinde ortaklık kolay bozulacak bir anlaşma değildir.