Suç yaratılıp, infazlar yakılıyor

Sincan Cezaevi’nde infaz yakma uygulamasıyla birlikte cezaevinden çıkmak üzere olan çok sayıda tutsak tahliye edilmiyor.

Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) kapatılan Azadiya Welat gazetesi muhabiri Dilan Oynaş, kaldığı Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde infazı yanan kadın tutukluların durumunu paylaştı. Aycan Özdoğan, Saadet Akın ve Selver İspir isimli kadınlarla görüşen Oynaş, edindiği bilgileri mektup aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) aktardı.

5 ay kala infazı yakıldı

 Aycan Özdoğan, Şubat 2012’de tutuklandı. Normalde 22 Kasım 2018’de tahliye edilecekti. Aycan Özdoğan, infazının yakılmasına ilişkin şunları belirtti: “Daha önce 2014-2016 yıllarında da iki kez hücre cezası almıştım. En son Haziran 2018’de ‘ayakta sayım’ uygulamasını onur kırıcı bulup kabul etmediğim için üç defa hücre cezası aldım. Yine aynı gerekçeyle Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürüldüm. Buraya gelir gelmez aldığım üç hücre cezası sebebiyle koşullu salıverme hakkından yararlanamayacağım söylendi. Yani çıkmama 5 ay kala infazımı yaktılar. Tarsus Cezaevi’nde de aynı uygulama vardı. Orada da yaklaşık 40 kadın tutsağın infazını yaktılar.”

Makas yüzünden

 Saadet Akın ise infaz yakma durumunun, bir politika şeklinde birçok cezaevinde uygulandığını belirterek, şunları paylaştı:  “Sincan Cezaevi’nde kaldığım koğuş odasında, nereden geldiğini bilmediğim ne bana ne de arkadaşlarıma ait olan bir makas, yapılan genel oda araması esnasında bulundu. Üstelik bulunan makas, eşyalarımızın içinde bile değildi. Söz konusu makası, dolabın altında çıkartıp götürdüler. Ancak biz makasın bize ait olmadığını söylememize;Cezaevi Disiplin Kurulu’na Cezaevi İnfaz Hakimliği’ne ve Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığım yazılı savunmalarımın tamamında, kriminal incelemeyi ısrarla talep etmeme rağmen hücre cezam onandı. Buna karşın Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmaya giriştim. Cezaevi yönetimi iç postalarımızı engellediği için başvuru süresini kaçırdım.

Sahte beyanlar

 Ardından infaz birimi tekrardan gelip müddetnamenin yeniden düzenlendiğini ve dört hücre cezası aldığım için şartlı tahliyemin kaldırıldığını belirtti. Müddetnamenin altında da sahte beyanda bulunup, dört hücre cezası aldığımı not düşmüşler. Oysa bana toplamda dört hücre cezası verildi. Bunların biri bozuldu, diğeri hala ağır ceza mahkemesinde. Sonuç hala tebliğ edilmedi bana. Sadece kesinleşen iki hücre cezam olduğu için itiraz ettim ve disiplin cezalarının dokümanlarını istedim. Sonuçları da ilgili memurlara gösterdim. Ama bana, ‘Tarsus’taki hücre cezan kesinleşmiş. Sen yine de sor. Yapacak bir şey yok’ şeklinde yanıt verdiler.”

Emsal kararlara rağmen

 Selver İspir de 2001’den beri tutuklu. İspir, 2012-2014 yılları arasında üç farklı hücre cezası almış ve cezasının bitimine 7 ay kala infazı yakılmış. İspir, yaşadıklarına dair şunları söyledi: “Bilindiği gibi hücre cezalarıyla infazların yanması durumunda, eğer durum infazın yanmasını gerektirecek boyuttaysa cezaevleri bunu zamana yaymadan, görülmemiş hızla mahkemelere gerekli bildirimi yaparlar. Benim, 2015’te hükmüm onaylandı. Ancak infazın yandığına dair herhangi bir karar yoktu. Aksine gelen tüm belgelerde şartlı tahliye tarihi Mart 2018 olarak geçiyordu. Sonradan tutuksuz yargılandığım farklı bir dosyadan 10 aylık cezam da onaylandı. Mayıs ayında cezamın bitimine 7 ay kala cezaevi infaz biriminden denetimli serbestlik ile ilgili bilgi istedim. İnfaz birimi bana infazımın yandığını ve denetimli serbestlikten yararlanamayacağımı söyledi. Buna dönük bir karar olmamasına ve zaten cezamın Mart ayında bitmiş olmasına rağmen cezaevi infaz birimi bana yine Mayıs ayında bu şekilde bilgi verdi.

Bunun üzerine cezaevi savcılığına dilekçe yazdım. Bir süre sonra cumhuriyet savcılığınca tarafıma yeniden düzenlenmiş müddetname tebliğ edildi. Bu müddetnameye göre, aslında infazını tamamlamış olduğum cezadan infazım yanmış olarak geçiyordu. Bundan bir ay sonra ise tutuksuz olarak yargılandığım başka bir cezam onaylandı. Bu cezada aynı şekilde infazım yanmış olarak müddetnameye eklenmişti. Hücre cezalarının ve özellikle tutukluyken verilen hücre cezalarının infazı yakmadığına dönük emsal kararlar olmasına rağmen mahkemelerce bu itirazlarım reddedildi.”

 

Cezaevindeki gazeteci

Dilan Oynaş, Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuduğu sırada son sınıfta üniversiteden uzaklaştırıldı. Oynaş, KHK ile kapatılan Azadiya Welat gazetesinde çalışmaya başladı. Mardin Nusaybin’de muhabirlik yaparken 2016’da tutuklanan Oynaş, 3 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Bir ay erbest kalan Oynaş, tekrar tutuklanarak Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. Burada cezası onaylanan Oynaş, 7 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum edildi.

ANKARA


Burhaniye’de tehditler sürüyor

Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Figen Şahin, askerlerin kendilerine yönelik tehditlerinin devam ettiğini söyledi.

Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Figen Şahin, cezaevinde yaşadıkları hak ihlallerini ailesi aracılığıyla kamuoyuna aktardı. Şahin’in ablası Nirgül Turhal, cezaevinde bulunan 5 siyasi kadın tutukluya karşı tehditlerin devam ettiğini belirterek, askerlerin adli kadın tutukluları, siyasi kadın tutuklulara karşı kışkırttığını söyledi.

Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine karşı siyasi kadın tutukluların slogan attıklarını dile getiren Turhal, kardeşinin kendisine aktardıklarını şöyle dile getirdi: “Tehditlere karşı cezaevi yönetimi tarafından hiçbir şey yapılmıyor. Hiçbir sosyal etkinliğimiz yok. Bir adli erkek tutuklu hastalanmadığı sürece kadın tutuklular hastaneye götürülmüyor. Bir olay olduğunda gardiyanlar sürekli adli erkek mahkûmlardan bahsediyor ‘burası erkek cezaevi’ diyorlar. Bir şey istediğimizde ‘öncelik adli erkek mahkûmların’ deniliyor. Sevk istedik o da engellemeye çalışılıyor. Cezaevi yönetiminin bize sunduğu gerekçe ise bakanlığın bu cezaevinde 5 kadının kalmasını istemesi.

Burada adli kadın tutuklular arasında en ufak tartışmada bile erkek gardiyanlar içeri girip onları coplarla döverek kanlar içerisinde içeriden dışarıya çıkarıyor. Görüşmelerimiz fayda etmiyor. Geçenlerde adli tutuklu kadınların bağırış çağırışlarını duyduk. Onların üzerinde de baskılar var. Askerler bize ‘Zaten elimizdesiniz sizi istesek açlıktan da öldürürüz. Bozkurt kardeşlerim sizi öldürür’ diyor. Dilekçe vereceğiz dedik. Cezaevi idaresi ‘biz hallederiz’ dedi ama burada can güvenliğimizin olmadığını biliyoruz. Hak ihlallerine ilişkin sloganlar atıyoruz. Adli tutuklular bizim kafamıza taş, şişe ve şeker atıyor. Askerlerin ve cezaevi yönetiminin bizim üzerimizde ciddi dayatmaları var.”

BALIKESİR